Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

4 Ağustos 2020

Öykü

Balık Kalbi

Meltem Vatan Demirci

Paylaş

2

0


“Biliyor musun balıkların kalbi yokmuş?”

“O da ne demek öyle. Hiç kalbi olmayan canlı olur mu?”

“Canlı olmak için ille de kalbin olması şart mı?”

“Bilmem. Değil mi?”

“Değil tabi ki.”

Ali’nin söylediklerini düşünüyorum. Belki ilk kez düşünüyorum. Bir asır öncesini bir asır sonrasını düşünüyorum. Benden önce yaratılmışları ve benden sonra gelecek olanları düşünüyorum. Nesli tükenenleri tükenmekte olanları ve tükenecek olanları da düşünüyorum. Kalplerini yerine koyup koyup çıkarıyorum. Bir aslanın, bir kaplanın, kedinin, kuşun kalbini elime alıp çıkarıyorum hayalimde. Hayvan önce böğürüyor sonra gözlerini deviriyor ve daha sonra kesik hırıltılar çıkararak ölüyor. Kalpsiz yaşayamıyor. Dehşete kapılıyorum. Hayvanın başında kanlı bir kalp tutuyorum. Hemen açtığım yarıktan elimi sokup kalbi olması gereken yere yerleştiriyorum. Önce ince ince atıyor kalp sonra gümbürdemeye başlıyor. Kan dolaşıyor damarlarında. Hayvan gözlerini açıyor ağzından bir buhar çıkıyor, doğruluyor bana sinirli sinirli bakıyor ve hızlı adımlarla yanımdan uzaklaşıyor. Kalbi olmadan hiçbir canlıyı yaşatamıyorum düşümde. Sadece balık diyorum. Balık yaşarmış kalpsiz. Ali öyle diyor çünkü. Ali her şeyi biliyor. Ali gözümde âlim. Âlimlerin alimi. Varı yoğu, gelmişi geçmişi, tarihi, fiziği hep Ali’den öğreniyorum ne de olsa. Demek ki kalpsiz yaşanır diyorum. Balık yaşıyorsa.

Elimi göğsüme götürüyorum. Bir boşluk. Derin bir boşluk. Biyoloji dersinde organlarımızı işliyoruz. Yasemin yanımda oturuyor. Saçları bukle bukle, gözleri mavi. Derin derin bakıyor. Sanki içimi delecek de ardımı görecek gibi. Öğretmen stetoskop getirmiş derse. Kalbin dakikada ortalama 60 ile 80 kez attığını söylüyor. Herkes yanındaki arkadaşının kalbini dinliyor. Yasemin soğuk metali göğsüme koyuyor. Yüzündeki tebessüm yavaş yavaş soluyor. Elleri titriyor. Kulağıma eğiliyor. Fısıldıyor. “Senin kalbin yok.” Kimseye söylemiyoruz. Dehşet verici bir sırra sahip oluyoruz. Yasemin yanımdan uzaklaşıyor. Bir daha yanıma oturmuyor. Ne zaman göz göze gelsek tedirgin bakıyor. Artık bakışları içimi delip geçmiyor sadece arada bir yalayıp yok oluyor. Ben kendi gerçekliğimle kalıyorum. İradi çabamla bunun mümkünlüğünü sorguluyorum.

Kişilik için de kalp şart mı? Ya da kalp bilinci sağlar mı? Cevapsız sorularla boğuşuyorum. Fransızcada kalp ile cesaret aynı anlama geldiğine göre artık cesurda sayılmıyorum. Korkuyorum. Duygusuzluğumla baş etmeye çalışıyorum. Çünkü kalbim yoksa içinde barınması gereken duygularımda yok oluyor. Bir gün anneme söylüyorum.

“Anne benim kalbim yok.”

Annem şaşırmıyor. Maydanozları yıkıyor. Rokaları, tereleri ve marulları sirkeli suya bastırıyor. Domatesi, salatalığı, kuru soğanı doğruyor. Elinin bulaşığını önlüğüne siliyor. Yüzünü çevirmeden konuşuyor.

“Babana çekmişsin. O da kalpsizdi,” diyor.

“Peki babam kim?” diye on bininci kez soruyorum.

“O, bu, şu ne fark eder. Bir damla senin baban,” diyor.

Salatanın sosu için limonu sıkıyor. İçine nar ekşisi ve sumak katıyor. Yine bir açıklama yapmıyor. Sadece yattığı adamların listesini tutmadığını söylüyor. Kalkıyorum. Caddedeki bir dükkâna giriyorum. Bir sürü akvaryum alıyorum. Sonra rengârenk kumlar, taşlar, çakıllar, yosunlu süsler, çiçekli süsler, değişik bitkiler, mercanlar, deniz kabukları, hava filtresi, hava motoru, dip çekme sifonu, balık kepçesi ve adını bilmediğim bir sürü ıvır zıvır alıyorum. Evin bir odasını bunlarla donatıyorum. Motorlarını kuruyorum. Sonra balıklar alıyorum. Astronot balığı, benekli çöpçü balığı (akvaryumcu büyük akvaryum için şart diyor), kedibalığı, cüce vatoz, gökkuşağı balığı, japon balığı, kavgacı siyam balığı, kılıçkuyruk, neon tetra, zebra balığı, öpüşen gurami alıyorum. Balıkları seviyorum. Çünkü onlarında bir kalbi yok. Ali demişti bir asır önce. Yemlerini almak için tekrar akvaryumcuya gidiyorum. Çıkarken bir şeyi hatırlamış gibi soruyorum.

“Balıkların kalbi yokmuş biliyor musun?”

Adam şaşkın şaşkın bakıyor.

“O da ne demek öyle. Hiç kalbi olmayan canlı olur mu?” diyor.

“Canlı olmak için ille de kalbin olması şart mı?” diyorum.

“Bilmem. Değil mi?” diyor, sakalını sıvazlıyor.

“Değil tabi ki.” Bir asır önce yapılmış bir konuşmanın tekrarını yaşıyorum.

Akvaryumdan büyük bir balık alıyor adam. Tam ortasından yarıyor. Elinde küçük kırmızı bir organ ışıldıyor.

“Baksana balığın kalbi iki odacıklı,” diyor.

“Ya Ali’nin kalbi?” Akvaryumcu duymuyor beni. Balığın kalbini akvaryumdaki diğer balıklara atıyor. Yüzlercesi kalbe üşüşüyor. Kalp binlerce parçaya bölünüp başka balıkların midesinde büyüyor.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

2020 Oscar Ödüllerini Kazananlar Belli..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

K. Yörükoğlu

19 Kasım 2025

Polat Özlüoğlu: "Hayatlarını devrime f..

Şimdiye kadar öyküleriyle karşımıza çıkan Polat Özlüoğlu, bu kez ilk romanıyla, Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar’la karşımızda. İthaki Yayınları etiketine sahip olan roman okurlarını beklerken ben de Özlüoğlu’na sorularımı yönelt..

Devamı..

Sessizliğin Estetiği: Tuzlu Yüz

Haluk Öner

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024