Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

3 Mayıs 2017

Öykü

Barış Bıçakçı • Yıl Sonu Müsameresi

Oggito

Paylaş

28

0


Müzik başlayınca sahnede beyaz taçyaprakları birbirine karışmış büyük bir papatya belirdi.

“Kocaman bir alkış!” diye bağırdı palyaço.

Salon alkıştan inlerken sarı elbise giymiş kızlar ayağa kalkıp kollarını yukarı uzattı. Bu sırada beyaz gömlek beyaz pantolon giymiş oğlanlar çömeldi. Oğlanlardan bazıları çömeldikleri yerden annelerine babalarına bakıp gülümsüyordu; ayağa kalkmaları gereken zamanı kaçırdılar. Kızlar çömeldiğinde hâlâ çömelmiş durumda bekleyen, bu halleriyle de saklanıyormuş gibi görünen üç dört oğlan vardı. Kızlar ayağa kalktıklarında kollarını iki yana açtı, oğlanlar da kendi çevrelerinde dönmeye başladı.

Bu manzara karşısında ellerini birkaç kez dizlerine vurarak şaşkınlığını belli eden palyaço salona doğru döndü, “Bu müthiş dansçılar kocaman bir alkışı hak etmiyor mu sizce? Kocaman bir alkış!” diye bağırdı.

Salondakiler çatallarını, bardaklarını masalara bırakıp yine çılgınca alkışladı. Ellerinde video kameralarıyla, fotoğraf makineleriyle gösteriyi ayakta takip edenler heyecanlanarak sahneye biraz daha yaklaştı.

Müzik bitince Nuray öğretmen çocukları sıraya dizdi. Hafifçe eğilerek onlara ne yapmaları gerektiğini anımsattı. Çocuklar farklı zamanlarda eğilerek selam verdi. Bazıları arka arkaya birkaç kez eğildi. Salon yine alkıştan inliyordu. Öğretmen omuzlarına dokunarak çocukları perdenin arkasına doğru yönlendirdi. Kendisi de perdenin arkasına geçecekken geri dönüp önce seyircilere aceleyle gülümsedi, sonra sahnenin ortasında tek başına duran bir sarı çiçektozunu elinden tutarak arkadaşlarının yanına götürdü.

Mikrofonun durduğu kürsüye çocuk yuvasının eski mezunlarından Didem geldi yine. Elindeki kâğıda bakarak, “Şimdi de,” diye bağırdı ölçüsüzce, “Eda Nur arkadaşımız size bir şiir okuyacak.”

Eda Nur arkadan öğretmenin ittirmesiyle sahneye çıktı. Çevresine çekinerek bakarken, palyaço, “Ben bir palyaço olarak sahne korkusu nedir çok iyi bilirim. Eda Nur’u cesaretlendirmek için kocaman bir alkış istiyorum sizden. Kocaman bir alkış!” diye bağırdı.

Eda Nur şiirini alkışlar sürerken okumaya başladığı için ilk dizeler duyulmadı. Palyaçonun sus işaretiyle salon birden sessizliğe büründü. Bir süre yalnızca Eda Nur’un sesi ve servis arabalarıyla masaların arasında dolaşıp yemekleri dağıtan garsonların gürültüsü duyuldu. Eda Nur eliyle havaya büyük bir daire çizip, “Bütün dünya çiçekle dolsun!” diye şiiri bitirdiğinde, annesi ağlamaklı bir sesle, “Canım!” dedi. Palyaçonun ellerini birbirine vurma hareketiyle başlayan alkış kadının hıçkırıklarını bastırdı. Eda Nur’un annesiyle babası da yaşlı gözlerle birbirlerine bakarak alkışlıyordu. Öğretmen gelip ne yapacağını bilmeden sahnenin ortasında bekleyen Eda Nur’u aldı.

Didem yeniden kürsünün ardında belirdi. “Atalarımız ne güzel söylemiş, bir dil bir insan, diye. Doruk Çocuk Yuvası olarak biz de dil eğitimine büyük önem veriyoruz. Arkadaşlarımız şimdi size İngilizce bilgilerini sergileyecekler.” Bu sırada Sevil öğretmen çocukları büyük bir çember oluşturacak biçimde sahneye dizdi. Çemberin ortasında yine yuvanın eski mezunlarından Ece, elinde resimli kartlarla duruyordu. Palyaço parmağını dudağına götürerek salondakilere sessiz olmalarını işaret edince, Ece elindeki kartları sırayla havaya kaldırıp, “What is this?” diye sormaya başladı. İlk soru Orçun’aydı. Orçun parmağıyla Ece’nin elindeki kartı gösterip, “Elephant!” diye bağırdı. Çember tamamlanıp sıra ikinci kez Orçun’a geldiğinde Orçun kafasını çevirmiş palyaçoya bakıyordu. Ece elindeki kamyon resmini havada sallayarak, sesini iyice yükselterek tekrar sordu: “Orçun! What is this?” Orçun karta bakıp sevinçle, “Kamyon!” diye bağırdı. Bir sessizlik olunca şaşırdı, Sevil öğretmene doğru döndü, neden sonra biraz üzgün, “Lorry!” dedi.

Ece elindeki kartları bitirince öylece durup bekledi. Palyaço atıldı hemen, “Geleceğin doktorlarına, mühendislerine kocaman bir alkış!” Çocuklar alkışlar arasında dağınık bir biçimde perdenin arkasında kayboldu.

Nuray öğretmen palyaçoya, yeni gösteriye hazırlanmak için birkaç dakikaya ihtiyaçları olduğunu söyledi. Palyaço bir fıkra anlatarak salondakileri oyalamaya çalıştı. İkinci fıkraya başlarken perdenin arkasından yuvanın en küçüğü Ilgın fırladı, yalınayaktı. Bir tutam saçını dişlerinin arasına almış, iri yeşil gözleriyle çevresine bakınıyor, gülüyordu. Nuray öğretmen elinde Ilgın’ın çoraplarıyla koşup küçük kızı kucakladı. Perdenin arkasına götürdü.

Palyaço ikinci fıkrasını da anlattı. Hazırlıkların tamamlanmadığını görünce salondakilere bir yarışma yapmayı önerdi. “Yarışmamız en büyük yalan yarışması!” diye bağırdı. “Bakalım en büyük yalanı aranızdan hanginiz söyleyecek?” Masalara yaklaşarak salonu dolaşmaya başladı. “Evet en büyük yalanı söyleyecek birini arıyoruz. Yok mu büyük bir yalan söyleyecek kimse!” Sahneye yakın bir masadan iyi giyimli gençten bir adam elini kaldırdı. Palyaço, “Evet bu şık beyefendi bakalım bize nasıl bir yalan söyleyecek,” diyerek elinde mikrofonla adamın yanına gitti. Adam mikrofona doğru uzanıp alaycı bir sesle, “Önümüzdeki sezon Fenerbahçe şampiyon olacak!” dedi. Salonda bir uğultu yükseldi. “En büyük Fener!” diye bağıranlar oldu. Palyaço, salonun coşkusundan hoşnut, “Evet var mı bundan daha büyük bir yalan söyleyecek?” diye sordu. Girişin hemen önündeki bir masadan şişman bir adam el kaldırdı. Palyaço mikrofonla birlikte gelince de neşeyle bağırdı: “Gelecek sezon Galatasaray şampiyon!” Alkışlar uğultular birbirine karıştı.

Palyaço, Didem’in kürsüye geldiğini görünce, “Evet, çocuklarımız yeni gösteriye hazır galiba,” dedi. Salon sessizleşti. Didem, “Şimdi de bir grup arkadaşımız size bir dans gösterisi sunacak!” diye bağırdı. Perdenin arkasından koşar adım beş oğlan beş kız çıktı. Kızların elinde kırmızı tüller vardı, oğlanlar da gri kasket takmıştı. Karşılıklı durup müziğin başlamasını beklediler. Kızlar Nuray öğretmenin uyarısıyla çömeldi, oğlanlar da ellerini bellerine koydu. Bu sırada salondakilerden birinin, “Kırmızı ışığın yanması lazım. Bak, yanmıyor! Çekiyorum diye hiçbir şey çekmemişsin!” diye kızdığı duyuldu.

Müzik başladı. Kızlar ellerindeki tülleri sallayarak yavaş yavaş kalktı, oğlanlar kasketlerini çıkararak onları selamladı. Kızlar sırtlarını dönüp omuzlarını kaldırdı. Oğlanlar bunun üzerine kızları kendilerine doğru çevirdi ve diz çöküp kasketlerini göğüslerine bastırdı. Sonunda çift olarak dans etmeye başladıklarında salon alkıştan inledi.

Müzik bitince, kızlarla oğlanlar el ele tutuşarak salondakilere selam verdi.

“Geleceğin bu modern gençlerine kocaman bir alkış!” diye bağırdı palyaço. “Kocaman bir alkış!”

Yukarıdaki desen: Muhammet Şengöz

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

“Mario” ve “The Sims” Müziklerini Dinl..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Mehmet Dinç

29 Eylül 2025

Zülfü Livaneli’yi Neden Okumalıyız?

Livaneli insan doğası ve tutkularını bilince çıkarmada isabetli tespitlerde bulunur.Zülfü Livaneli uluslararası çapta tanınan bir yazardır. Sanatındaki derinlik onu bilge konumuna taşır. Zorlu aşamalardan geçmesi, hayati riskler alması ve şartlar ne olursa olsun du..

Devamı..

Edebiyatı Savunmanın Önemi

Maris Kreizman

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024