’Babamı çok özledim anne, bir daha hiç gelmeyecek mi?’’
Ağlıyor hıçkıra hıçkıra, sarılıyorum. Kucağıma alıyorum, altın sarısı saçlarını okşayıp gözlerine bakıyorum,
‘’Belki baban ölmemiştir, saklanmıştır, kızım. Belki bizi görmeye yeniden gelir. Lunaparkta bekliyordur seni, atlıkarıncayı ne çok sevdiğini bilir, belki geri döner kim bilir. Sana anlatacak çok şeyi olsun diye görmediği yerlere gitmiştir belki, sana masal anlatmayı sever kızım, bilirsin. İnci inci dökme gözyaşlarını, ta uzaklardan hisseder ağladığını, onu üzersin. Hatırlar mısın, salıncak kurar seni sallardı kızım, yine sallamaya gelir belki, kim bilir. Baban nerede diye soran olursa sakın üzülme kızım, birlikte erik toplayacağız, o yüzden gelecek de, o sözünü tutar bilirsin. Uyumadan önce hep onu düşün kızım, seni öpmeden uyumazdı bilirsin. Hani piknik yaptığımızda ipin koptuğu için ağlamıştın da, yan tarafta mangal yakan amcadan arabasını ödünç alıp sana yeni bir ip getirmişti, rengârenk. Eğer hayali uzaklaşırsa senden bunu düşün kızım, sensiz yaşayamaz bilirsin.’’






