Bir Nevi Deja Vu: Yeşil Rehber
11 Ocak 2019 Sinema

Bir Nevi Deja Vu: Yeşil Rehber


Twitter'da Paylaş
0

Karşımızda temiz bir film var. Ancak senaryo ve yönetmenlik açısından özgünlüğü noksan...

“Farrelly Kardeşler”i Something About Mary, Dumb and Dumber, Shallow Hall ve daha bir sürü sulu zırtlak diye nitelendirebileceğimiz, kalabalıklara güzel gelen komedi filmleriyle anımsıyoruz. Zamanında çoğu izleyicisine kahkahalar attırmış olan Farrely filmleri yavanlıkları ile bir daha izlemeye kalkanları güldürmek şöyle dursun, itici gelmiş; hatta kimisini de, bazı anlarında, “yahu ben bunlara mı gülmüştüm” diye hüzünledirmiştir.

Bobby ve Peter Farrely’nin komiklikleri ne yazık ki zamana çabuk yenik düştü. Sene 2018 itibariyle kardeşlerden Peter biraz da ciddi sulara yelken açmak istemiş olmalı ki, Green Book adı film ile çıkageldi. Green Book, bir yol filmi. Hani iki zıt karakterin birbiri ile çatışıp durdukları, her biri önceden tahmin edilebilir durumlara girip çıktıkları ve en sonunda da “yahu biz aslında o kadar da farklı değilmişiz” diyerek birbirlerini bağırlarına basıp dünya ahiret kanki oldukları filmlerden. Senaryonun gerçek olaylardan esinlendiği söyleniyor. Film, Caz müzisyeni, piyanist Don Shirley ile Tony Vallelonga’nın dostluklarının başlangıcını anlatmak için bizi 1962 senesine götürüyor. Senaryoyu yazanlar arasında baş karakterlerden Tony’nin oğlu Nick’in de ismi geçmekte. Çocukluğunu filmde Hudson Galloway canlandırıyor. Yola çıkarken birbirini sevmeyen iki adam öyküsüne bu kez biraz ırkçılık sosu serpiştirilmiş. Filmde ırkçılığa ve yol filmlerine dair ne kadar klişe varsa her birini görmek mümkün.

deniz moralıgil

Öncelikle, Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı olan İrlandalıların, Amerikalı İtalyanlara duydukları nefret ve Amerikalı İtalyanların Afro Amerikalılara olan nefreti fazlasıyla genele yayılmış bir gerçektir. Ola ki İtalyanların karaderililere duydukları hislerin yoğunluğunu bilmeyen varsa diyerek, yönetmenimiz filmin başında, evde tamirat yapan karaderililere eşinin limonata ikram ettiğini gören Tony’ye cam bardakları çöp kutusuna attırıyor ki adamın ırkçılığının ne raddede olduğunu izleyici bilsin. Hatta bu da yetmiyor iki dakika sonra başka bir sekansta sahnenin altını çizerek gözümüze sokuyor. İyi de ediyor çünkü bundan sonra Tony’nin hiçbir zenciye dair gerçek hislerini göremiyoruz. Tony birkaç aylığına işsiz kalıyor. Paraya ne kadar muhtaç olduklarını görebilmemiz için bir gün sosisli sandviç yeme yarışına katılıyor, başka bir gün kol saatini rehinciye bırakıyor. Paraya o kadar sıkışık ki, zenci bir müzisyenin Noel akşamına kadar sürecek iki aylık turnesi boyunca şoförlüğünü yapmaya, cebine girecek para uğruna razı geliyor. Yol boyunca başlarına tahmin edebileceğiniz ger şey geliyor.

deniz moralıgil green book

Filmin öyküsünü anlatırken özgün bir dil oluşturamama sıkıntısı var, önceden bir filmde görmediğimiz an yakalamak o kadar zor ki sinemayla haşır neşir olmuşların izlerken üzerlerine birkaç kez deja-vu çöktü zannetmeleri gayet mümkün. Tabii ki bu yeniden yaşıyor olma hali tesadüfi değil, filmin bazı anlarının benzerlerini Farrely kardeşlerin çekmiş oldukları Kingpin adlı filmde zaten görmüştük. İkili Kentucky’den geçerken film bir müddetliğine Kentucky Fried Chicken reklamına dönüşüyor. Bir zencinin ilk kez kızarmış tavuk yediğine ve zevkten dört köşe oluşuna şahit oluyoruz. Zencilerin kızarmış tavuk sevgisi aslında Amerikalıların bir klişesi. Filmdeki Don kendisi müzisyen ama zenci müzisyenleri de tanımıyor. Yönetmen, klişeler resmi geçidine dönmüş olan filmde anti klişe anlar yaratarak eleştirmenlerin, “film baştan sona klişe” demesine engel olmaya çabalıyor belki de. Bilinmez.

Don Shirley rolündeki Mahershala Ali ile Tony rolündeki Viggo Mortensen’in oyunculukları ve yakaladıkları uyum çok başarılı. Ayrıca Mortensen New York’lu İtalyan aksanında inandırıcı. Yine de İtalyan’ı canlandırdığını bize hissettirmek için sürekli bir şeyler yiyor, küfrediyor, hemen parlıyor, kavgaya girişiyor. Biri klişe mi dedi? Görüntü yönetmeni Sean Porter film için sıcak tonlar seçmiş, dönem canlandırması açısından detaylara gösterilen itina hayran kalınası. Ayrıca minik rollere kadar her bir oyuncunun özenle seçildiği belli oluyor. Karşımızda temiz bir film var. Ancak senaryo ve yönetmenlik açısından özgünlüğü noksan: klişeleri bol, yenilik içermiyor ve haliyle vasatın üzerine çıkamıyor. Bu arada, Alabama’daki Birmingham’dan kalkıp, karın kapladığı yollardan inik lastikle geçerek, 950 milden fazla yolu o kadar kısa sürede kat edip, New York Şehri’ne vasıl olmak gerçekleşmesi imkan dahilinde olmayan bir ulaşım biçimi. Değinmesem olmazdı.

GREEN BOOK

2018 Yönetmen: Peter Farrely

Senaryoyu yazanlar: Nick Vallelonga, Brian hayes Curie, Peter Farrely

Oyuncular: Viggo Mortensen, Mahershala Ali, Linda Cardelini, Sebastian Maniscalco, Dimiter D. Marnov, Mike Hatton

Görüntü Yönetmeni: Sean Porter

Kurgu: Patrick J. Don Vito

Müzik: Chris Bowes


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR