Hayat, Evren ve Sezen Hakkında, özellikle Ankara'da bir yaşanmışlığı olanların, bunun yanında Ankara olmasa da bir şehri yürüdükçe sevenlerin, müdavimlerin, albüm kapaklarını hatırlayanların ve İtalyan futbolundan sıkılanların seveceği bir ilk kitap ve ilk roman.
Sosyal medyanın keyifli olduğu zamanlarda ne kadar nerelisin tarzı testler yapılırdı. Bir keresinde ben iki kere gittiğim Ankara'da yaptıklarımdan dolayı, bu testlerin birinde on üzerinden sekiz Ankaralı çıktım. Hoş denize on beş dakika uzaklıkta doğmuş büyümüş birisi olarak ne kadar Ankaralı olmam gerekirse o kadar Ankaralı olmam gerekirdi ama olsun. Hem öyle kolay mı bir yerli olmak diye de düşünürüm. Bir şehirli olmanın yolu orada turist olmamaktan, şehri tam manasıyla bilmekten ve orada yaşamaktan geçer diye de eklemek isterim.
Ama severim. Hikayesi olan her şeyi severim. Ankara'yı da öyle.
Edebiyatımızda, ben hevesli bir okurken ve galiba yaşadığım şehirde bol bol yürürken çok tatlı bir Ankara etkisi vardı. Bunda ortaya çıkan örneklerin yeri önemli tabi. Oradan beslenen ve ayarı kaçmadığında "Ankara dili" diyebileceğimiz bir dili olan öyküler, romanlar, denemeler zamanıydı. Okuduk sevdik ve takip ettik. Hatta o yazarlardan bazısıyla sonradan arkadaş da olduk. Güzeldi hâlâ güzel. Bu ilgi ve alaka devam etti. Ve en nihayetinde bu süreç Can Öktemer'e de geldi.
Bahsettiğim konular geniş bir makale konusu da olur ama biz yine bize iyi gelen, anladığımız bildiğimiz ve sevdiğimiz yerden bir şeyler söyleyelim.
Can Öktemer'in , ilk kitabı ve ilk romanı Everest Yayınları etiketiyle yayımlandı: Hayat, Evren ve Sezen Hakkında
Can Öktemer benim için, çeşitli mecralarda flanör yazılarıyla görünen, tabirim yanlışsa affola, şehir gezgini hallerini, müzikle, futbolla ve dilimizle zenginleştiren ve bunu yaparken de hatıranın, nostaljinin, şehrin ve şehir ruhunun izlerini çok da göze sokmadan okuruna anlatmaya çalışan biri.
Bu görece girişi romana bağlamak istiyorum çünkü Hayat, Evren ve Sezen Hakkında romanı da, Can'ı tanıyanların ve takip edenlerin şaşırmayacağı bir flanör romanı.
Roman, kahramanın ve anlatıcının, başından geçenleri, şehrin kimliğini, izlerini, hikayesini, günlük dertlerini ve tasalarını, değişen dükkânları, yıkılan binaları, yenilenen yolları, artık orada olmayan tanıdıkları, özlenen insanları, ufacık ve büyücek dertleri, günümüze ait bir dille anlatılmasını içeriyor.
Can, son derece rutin olan bir günlük döngünün içinde, biraz da basit bit ifadeyle eline handycam almış gibi sakin sakin şehri hafızaya atıyor, şehirde yürüyor, şehri görüyor ve bu gördüklerine ve kaydettiklerine, iyi bir müzik listesi ekleyip okura bunu sade bir dille aktarıyor.
Bu rutin olarak isimlendirdiğim döngü tabi ki sadece klasik bir mesai günü ya da kahramanın başından gelip geçenler değil. Bunun içinde, aşk, dostluk, kariyer, eğitim, ekonomi, yani aklınıza gelen yani hepimizin içinde yaşadığı hayatın günlük hengamesi bunların sonuçları ve nedenleri de var. Böyle olduğu için de romanın diline etki edecek gün içinde duyduğumuz kullandığımız kelimeler kalıplar var. Bu da kitabın akıcılığına katkı sağlıyor. Modern edebiyatta güncel meseleleri ve bazı kalıpları kullanmayı, yapılabilirliği zor olduğundan riskli bulurum ama Can Öktemer bunu gayet yerinde ve tatlı yapmış. Onu da belirtmeliyim.
Bunların yanında roman bu çağın belirli yaş grubunun başına gelebilecekleri anlatmasından ve birinci tekil olmasından dolayı insana yer yer yazarla fakülteye, sevilen bir caddeye,ya da bir loklantaya gidiyoruz hissini olumlu anlamnda yaşatıyor. Ama bu aynı durum eserin teknik ve kavramsal olarak oto kurmaca gibi bir tanıma çekilebilecdeğini de işaret ediyor. Ki bu kısımı yazarla konuşmayı daha doğru buluyorum.
Hayat, Evren ve Sezen Hakkında, özellikle Ankara'da bir yaşanmışlığı olanların, bunun yanında Ankara olmasa da bir şehri yürüdükçe sevenlerin, müdavimlerin, albüm kapaklarını hatırlayanların ve İtalyan futbolundan sıkılanların seveceği bir ilk kitap ve ilk roman.
Tabi ki eksikleri vardır. Ve belirtilmelidir. Lakin bu bir inceleme yazısı değil. Zaman, artık her dediğimizi ve yaptığımızı izah ettiğimiz bir zaman haline geldi bunu da eklemek istedim.
Not : Yazıyı okuyanlar için buraya romanın playlistini ekleyeceğim.
Belki sizde kulaklığınızı takıp şarkılar bitene kadar bir şehirde, aynı olan yerlere gülümseyerek değişen yerleri de özleyerek yürürsünüz. Şehrin bildiğiniz sokaklarından kendinize ya da birine oraya ait bir hikaye anlatabilirsiniz.
https://open.spotify.com/playlist/3DhB4Fa8IzDoZNmNn3dMg1?si=YKo33C9rTJC2-xEkFJN3gw&pi=u-ZnDxhgl8RuOp






