Bütün Yaşam Yaratımdır: Jack Kerouac'ın Sanatı Üzerine
24 Ocak 2019 Edebiyat

Bütün Yaşam Yaratımdır: Jack Kerouac'ın Sanatı Üzerine


Twitter'da Paylaş
0

Ressam Kerouac'ın en az yazar Kerouac kadar  ilginç olduğu ortaya çıktı.

Jack Kerouac'ın Meksika yollarında Allen Ginsberg’e yazdığı bir mektup sıkkın ruh halini ele verir:

"Tek iyi gelişme resim yapmaya başlamış olmam. Duvar boyasıyla tutkalı karıştırıyorum, fırça ya da parmak uçlarımı kullanıyorum, birkaç yıl içinde istersem en iyi ressamlardan biri olabilirim. Belki tablolarımı satıp bir piyano alırım ve müzik de bestelerim çünkü hayat dediğin şey can sıkıcı."

Kerouac birkaç yıl boyunca tuval üzerine yağlıboya, suluboya ve karakalem çalıştı; yazarın o dönemde yaptığı tüm resimler hazine değerindeki bu kitapta mevcut.

Kuzey İtalya’daki Gallarate şehrinde, MAGA Galerisinde Kasım 2017- Nisan 2018 döneminde açılan sergi için hazırlanan kataloğun adı Kerouac: Beat Painting. Bu sergi, Beat kuşağı yazarlarının çalışmalarından ulaşan ilk görsel sanat sergisi değil ama Kerouac'ın kariyerinin kilit noktasındaki tutkularını gün yüzüne çıkarması bakımından eşsiz. Kerouac Dody Muller’ın New York’taki stüdyosunda ışık üzerine kısa bir eğitim aldıktan sonra Williem de Kooning’i anımsatan dışavurumcu duyarlılığın ve post izlenimci renk seçimine geri dönüşün en iyi örneklerini ortaya koydu. Ressam Kerouac'ın en az yazar Kerouac kadar  ilginç olduğu ortaya çıktı.

jack kerouac

Serginin giriş bölümünü bir dizi yağlıboya portre: Cardinal Giovanni Montini’nin –geleceğin Papa VI. Paulus’unun– Kerouac'ın Life dergisindeki bir resminden yola çıkarak çizdiği kubbeli başı ve insanı içine çeken bakışları, Velázquez’in başrahiplerinin aristokratik ağırbaşlılığını taşır. Bu tablo, âdeta bir kilise kırmızısı tetkikidir. Siyah şapka ve haç kolye kardinalin konuşan gözlerinin içe işleyen mavisiyle ve mezar sarısı kaşlarıyla yarışır. Kerouac'ın kompozisyon tekniklerini hor gören Truman Capote’nin öfkesi bulanık pigment girdaplarıyla ödüllendirilir. Capote’nin aksine William Burroughs’un fötr şapkalı profilini tanımak işten bile değildir. Sodyum sarısı kıvrımlar büyük gözbebeklerini çevreler, yazarın gözlüklü çehresinin ana hatlarını dağınık saçlarından sivri çenesine kadar uzanan pastel çizgiler ortaya çıkarır.

Kerouac'ın ömrünün son yirmi yılında taşıdığı manevi duyarlılık kataloğun dini senkretizm olarak betimlediği gelenekten beslenmiştir. Yazarın Fransız-Kanadalı köklerinden ötürü Katolik inancına duyduğu sorunlu sadakati Budizm’e olan düşkünlüğü kırar. Katalogtaki “dini” işler çocuksudur: Tuhaf görünümlü İsrafil masanın üstünde süzülür, ışıl ışıl Meryem kargacık burgacık çizgilerle arka plandan ayrılır, dar ağacındaki Judas bir ilkokul çocuğunun adam asmaca oyununda sallandırdığı çubuk bedeni anımsatır.

Katalogtaki en çarpıcı resimler muhtemelen 1950’lerin sonunda yapılmış bir dizi yağlıboya çalışmadır. Bir gitarın arkasına gizlenmiş çıplak bir beden kanopi yatakta Claude’vari bir arka plana doğru uzanır. Yeşil elbiseli sarışın kadın üzerinde uyuduğu çimenlere karışır ama altın sarısı saçları ve bacaklarıyla gecenin karanlığı arasındaki zıtlık göz çarpar. Alacakaranlık saatlerde bulanık suların kıyısında gezinen boş bir balıkçı teknesiyse neredeyse gerçekçidir.

Katalogu hazırlayanlar, Kerouac'ın sanatını, edebi eserleri ve ruhsal arayışı çerçevesinde ele alırlar. Sandrina Bandera, Kerouac'ın resimlerinde sanat tarihinden izler arar: Hıristiyan ve Budist imgeler, İtalyan rönesansından fırlama İncil karakterleri, Kolomb öncesi sanat, Picasso ve soyut ekspresyonizm… Bandera, Kerouac'ın arayışını vardığı sonuçlardan daha önemli görür:

"Bu sanat işlerinde sanki sadece birer taslaklarmış izlenimi veren bir bitmemişlik hissi var. Gerçekteyse bu işler Kerouac'ın şairane evrenine, bilincin süzülen her şeyi bir sonraki deneyime geçmeden yakalaması gereken bir dünyaya ait."

Franco Buffoni denemesinde Kerouac'ın köksüzleşme çabasını dünyaya ait olabilme isteği olarak yorumlar. Buffoni, Kerouac'ın sonsuz yolculuğunu Assisili Francesco’dan 1992’de Amerika tek başına yolculuk yaparken yok olan Chris McCandless’a kadar uzanan çileci gelenekle karşılaştırır. Buffoni, Yolda’nın arkasındaki felsefenin pekâlâ dünyayla bir olmak gibi uç bir amaç doğurabileceğini söyler.

“Kerouac hayatın her anının yaratma sürecine dahil olduğunu gösterdi,” der Francesco Tedeschi “erişilmez ve durdurulamaz olana duyulan açlık”. Bu yolculuk ister istemez alkolikler çıkmazında bitecekti ama yazarın kolay yolu seçip bir yere yerleşmesini engelleyen dürtüleri resimlerindeki insanı hayrete düşüren çeşitlilikte tekrar ortaya çıktı.

jack kerouac

jack kerouac

Çeviren: Pınarnaz Eren

(Lareviewofbooks.)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR