Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

23 Haziran 2021

Öykü

Can Kenarı Fesleğen

İpek Taşdöğen

Paylaş

4

1


Gün içinde aklıma ne zaman gelirse, hatta gece uyku tutmayınca bile kalkar, makine içinde bir kaşık hazır kahveyi bir fincan suyla buluşturur, düğmeye basarım. Bir kaç saniye sonra hazır olan kahveyi sürekli kullandığım aynı fincana döker, içerken zihnimde halledemediğim ne varsa yenişirim.  

Bunun Nineme olan bağlılığımdan, unutmamam için tembihlediklerinden kaynaklandığına eminim. O da tiryakiydi. Fakat, benim gibi marketlerden,  dükkanlardan falan medet ummaz, kendi göbeğini kendi keserdi...

Bir zamanlar emeğin anlamı zahmetin kıymeti vardı.

Ah Ninem, kalbimin ortası, zihnimde hâlâ canlı bir çiçektir o. Fesleğenim. Mutfağı mabedim. İlk favori aşçım. Çorbada kararı, bulgura su verecek zamanı, yahniye konacak soğanı en iyi bilenim.

Mercimeğin nane aşkını, halis zeytinyağındaki köz patlıcanı, mis tereyağlı nice pilavı ve dahi nice kayıntı tarifini çevresindekilere sahnedeymiş gibi ellerinden kuvvet alarak keyifle anlatanım, anlatırken arada havada resmini çizdiği servis tabağı üzerine parmak uçlarını bükerek hayaline bir çimdik tuz, bir tutam kekik serpenim...

Çocukken mutfağından gelen güzel kokuları takip eder, kutsal kahve töreni hazırlığına başladı mı soluğu yanında alırdım.

Onu ocağın başında görür görmez, aklıma ne gelirse sorardım.

Elinde tahta kaşık, tavadan gözünü ayırmaz, sorulara cevap vermek için uzun uzun beklerdi. Hatta öyle uzun beklerdi ki, ne sorduğumu unuturdum. Aramızda bir oyun oynardık sanki, bir meraklı, bir bekleyen, bir tarafta o, bir tarafta ben.

Yine bir gün, sanatını özenle icra ederken, “Bak kızım, iyi dinle,” deyiverdi, “Yarının büyüğüsün. Kahve çekirdekleri gibi aynı ateşte kavrulan eşlerin yuvası huzurlu olur.”

“Nasıl yani,” diye, kala kaldım, anlamaya çalıştım.

Her şeyin bir zamanı, bir sırası varmış meğer.

Yoksa, mahalleye taşınan, o kara oğlana oyun etmek için komşu kızlarla kırk kahve çekirdeğini tek tek mangal ateşine atarken,

“Bunlar nasıl yanarsa onun yüreği de benim için öyle yansın,” diyeceğime,      “Bunlar nasıl yanarsa benim yüreğim de onun için öyle yansın,” deme gafletinde bulunur muydum hiç.

Neyse, bunlar bir yana, Ninemin mabedinde, kavrulan tanelerin yeşilden sarıya dönerken su saldığını, tarçın rengine döndüklerindeyse etrafı adeta kızarmış ekmek kokusunun sardığını hiç unutmam.

Kavurma işlemi bitince, tanelerin o donuk siyah rengini, evin her yanına sinen o mis gibi taze kahve kokusunu...

Hele, yeni kavrulmuş çekirdeğin lezzetini, nasıl anlatsam.

Ninem, sevdiğimi bildiği için, soğusun, diye, tahta kaba aktardıklarından küçük avcuma bir miktar verir, ben onları “katur kutur”  yerken, “Sabırla bekledin,” derdi,  “aferin.”

Avucumdakiler bitince, bu kez elime pirinç değirmeni tutuşturur, üst katına kavrulmuş taneleri koyar, “Hadi,” der, değirmenin kolunu gayretle çevirirken sorardım:

“Nine, neden iki katlı bu?”

“....”

Elini başımda usulca gezdirir, uzaklara bakar ve belki ta o zamandan, şimdi yaşadığımız zamanı, hayatın bizleri nasıl, neye dönüştüreceğini düşlerdi.

El değirmeninden sonra sıra bana oyuncak gibi gelen, küçük ispirto ocağının yani kaminetonun, cezve ve fincanların hazırlanmasına gelirdi. Taze kavrulmuş ve çekilmiş mis kokulu kahveyi, bakır cezvenin içinde toprak testiden aldığı suyla buluşturur, kaminetoya sürerdi, öyle derdi.

Kaminetoya sürmek.

İlk köpük kabarana dek pür dikkat bekler, köpüğü fincanın yarısına dek döker, cezveyi iyice kaynayıp kabarması için tekrar ispirto ocağına koyar, kaynayınca ilk köpüğü zedelemeden fincanı tamamlardı.

Sade severdi kahvesini. Cezve dibinde kalanı bana sunar, gönenmeme gülerdi.

Pencere önündeki koltuğa oturduğunda, karşısına kurulur, sıkıca tuttuğum fincan içindeki kahveyi bir an önce tatmak isterdim.

O, aceleye getirmez, elini cam kenarındaki fesleğen yapraklarına sürer koklar sonra büyük bir keyifle kahvesini höpürdetir ve;  

 “Sakın unutma,” derdi. “Sabır, şefkat ve aşkla yaşayanlar hayata kendi tatlarını, kokularını katmayı başarırlar.”

YORUMLAR

Hülya Yorulmaz

Okurken kendimi öyküde buldum. Kaleminize kuvvet, yüreğinize sağlık.

25 Haziran 2021

Öne Çıkanlar

“Delilik de bizim akıllı seçimimiz ols..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Mercan Barışkan

20 Eylül 2025

Alt Kat

Sigara uğruna…Açık bahçe kapısının tam önüne denk gelen, her seferinde lanet okuduğum o eski püskü sandalyede bir bacağımı kıvırıp altıma almış oturuyordum. Sevgi Hanım dün akşam yemek saatinde gizlice üst kata çıkıp gördüğü ilk odaya, yani benim odama girmiş, tüm sigaralarımı çalmıştı. Nasıl..

Devamı..

İstanbul’a 1 Saat Mesafede Kamp Kurula..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024