Turna ile Tüm Kadınlara İlham Oldu
PR sektörünün çok sevilen isimlerinden Berke Oran, Nisan 2021’de Covid-19 nedeniyle yaşamını yitirince, ortağı ve eşi Selin Oran acısını şiirlere döktü. Turnalar adlı şiir kitabını yazan Selin Oran, kendisi gibi eşini yitirmiş tüm kadınların ayağa kalkmasını istedi ve dijital müzik platformlarında en çok dinlenenler listesine giren Turna şarkısını Ezgi Aktan ile hem yazdı, hem de söyledi.
Gazetecilikte 20 yıla yaklaşan meslek hayatımda birçok ünlü iş insanı ile röportajlar, basın toplantıları yaptım. Peki, bu her saniyesi dolu kişiler gazetecilerle buluşmak için nasıl vakit ayırıyor? Ve toplantıda hangi başlıklar üzerinde duracağına karar veriyor? Tüm bunları 1980’lerden itibaren ülkemizde önemli bir sektör haline gelen, ülkedeki tüm iletişim fakültelerinin halkla ilişkiler bölümünden mezun öğrencilerin istihdamında katkı sağlayan PR yani Türkçe ifadesiyle tanıtım sektörü sağlıyor.
Medya dünyasında yine gündemi yoğun ve zamanı kısıtlı gazetecilerle, iş insanları, şirket yöneticilerini bir araya getiren, kısacası haberlerin doğru, etkin ve anlaşılır şekilde verilmesine aracılık eden PR temsilcileri önemli bir işlevi üstleniyor. Türkiye’de PR sektörü oldukça gelişkin bir noktaya ulaştı. Sektörde enerji, finans, perakende, telekomünikasyon, otomotiv gibi alanlarda uzmanlaşan PR temsilcileri var. Benim de çok sevgili dostum olan, yerli ve uluslararası kuruluşların Türkiye ayağında temsilcilik yapan, kendisi de teknoloji dünyasında yönetici olarak çalışan ülkemizin teknoloji uzmanı PR şirketi PİAR İletişim’in Kurucusu Berke Oran, 2021 yılının başında Covid-19 nedeniyle yaşamını yitirdi. Kaybı tüm iletişim sektöründe büyük üzüntüye neden olan Berke’nin ardından, sevgili eşi ve iki kız çocuğunun annesi Selin Oran, hem işine devam etti, önemli başarılar kazanmayı sürdürdü. Hem de tutkusu olan edebiyata ağırlık verdi. Böylece Selin’in kaleminde Turnalar adlı şiir dosyası için aşk, hatıralar, ayrılık, fedakarlık ve tutku üzerine 100’den fazla eser ortaya çıktı.

Şiirlerden en güçlü metne sahip olan Turna adlı eser de, müzik dünyasının genç ve sevilen ismi Ezgi Aktan tarafından seslendirildi. Şarkı, kısa süre içinde YouTube, Spotify New Music Friday, iTunes, Dezeer gibi dijital platformlarda en çok dinlenen eserler arasındaki yerini aldı. Yakın zamanda Turnalar adlı şiir kitabı da edebiyatseverlerle buluşacak genç Şair Selin Oran ve müzisyen Ezgi Aktan’a Turna şarkısının öyküsünü ve gelecek planlarını sorduk:
Şiirler Ruhumdan Döküldü
Seni iletişim sektörünün önde gelen ajanslarından PİAR İletişim’in Ajans Başkanı ve Kurucusu olarak tanıyoruz. Pandemi döneminde yaşadığın acı kayıpla birlikte yazdığın şiirler, müzisyenlere ilham oldu. Yaşadığın bu süreci bize anlatır mısın?
Selin Oran: PİAR İletişim Kurucusu ve kıymetli eşim Berke’yi geçtiğimiz Nisan ayında Covid nedeniyle kaybettik. Berke benim sadece eşim değildi, ruhumun tamamlayıcısı, cesaretim, en yakın arkadaşım, hayat ortağımdı aynı zamanda. Biz bu dünyaya birbirimizi bulmak için geldiğimize inanırdık hep. Hani konuşmadan da birbirini anlayabilen bir çifttik biz. Kaybettiğimde ise parçalara ayrılmıştım. Nasıl toparlanacağım konusunda hiçbir fikrim yoktu.
Geride kalan sadece ben değildim tabii. Aşkımızdan doğan, büyük bir emekle büyüttüğümüz şirketimiz ve çocuklarımız vardı. Yaşadığım sürecin tarifini yapabilmem imkansız. Hem yasımı yaşamak hem de şirketimizi, çalışanlarımızı ve ailemi ayakta tutmak zorundaydım. Herkesin bana ihtiyacı olan bu süreçte yasımı yazarak yaşamaya karar verdim. Ruhumdan ne dökülüyorsa yazmaya başladım. Berke bana “sen hep yazmalısın” derdi. Ben ise o işler öyle hemen olmaz diye söylenirken, hayatımda hiç şiir yazmadığım halde 100’e yakın şiir döküldü ruhumdan. Bu süreçte Ezgi beni o kadar merak ediyordu ki benim için bir şey yapmak istiyordu. Hissettiklerimi paylaşmak için ben de şiirlerimden birkaçını onunla paylaştım. Ezgi de ilk şiirlerimden birine güzel ruhunu katarak Turna’ya hayat verdi. Şarkımızın hikayesi böyle ortaya çıktı.
Eseri Okurken Melodiyi Oluşturdum
Selin ile tanışma hikayenizden kısaca bahsedebilir misin?
Ezgi Aktan: Selin’le birbirimizi IT sektöründen yaklaşık 8 yıldır tanıyoruz. 1,5 yıl kadar da birlikte çalışma fırsatımız oldu. Benim pazarlama yöneticiliğini yaptığım şirketin iletişim konularında kendisinden danışmanlık aldığımız bu dönemde çok yakın çalıştık ve bu yakınlık iş yaşamımızın dışında da bir dostluğa evrildi. Nasıl evrilmesin ki; Selin çok sıcak, samimi ve dürüst biri. Etrafındayken iyi hissettiğiniz insanlardan. Sevgili Berke’yle uyumları ve enerjileri de bana her zaman çok iyi gelirdi. Muhabbetlerimiz esnasında kendisinin de okul yıllarında müzikle ilgilendiğinden, şarkı söylemeyi çok sevdiğinden bahsederdi. Ben de onu bu konuda desteklemek istediğimi dile getirirdim her seferinde. Böyle konularda insan çok çekinik davranabiliyor, cesaretlendirilmek çok önemli. Kısmet bugüneymiş.
Şiiri şarkıya dönüştürme fikri nasıl ortaya çıktı?
EA: O dönem Selin’e sımsıkı sarılmak istiyordum aslında sadece. Ama bunu yapabileceğim bir ortam yoktu ne fiziksel olarak ne duygusal olarak. Ben acı karşısında ışık görmüş tavşana dönerim. Dilim tutulur, ne yapacağımı bilemem. Ödüm kopar kalpteki yangını körüklemekten. Yapabileceğim sarılmaya en yakın eylem şarkı yapmaktı. Elimde de malzemelerin en güzeli, Selin’in kendi sözleri vardı. Bundan ala sarılmak olmaz diye düşündüm ve olaylar gelişti.
Seni özellikle hem sözü hem müziği kendine ait şarkılarınla tanıyoruz, bugüne dek düet çalışmalarıyla da karşımıza çıkmadın. Selin’in sözlerine ses olmak sana kendini nasıl hissettirdi? Bu şarkıda düet yapma fikri nasıl gelişti?
EA: Aslında benim için çok yeni bir durum diyebilirim. Başkalarının sözlerini şarkılaştırmak bambaşka bir iş çünkü. Ben sözü ve müziği kendime ait şarkılar yazarken önce melodiyi oluşturuyorum ve o melodiye kulak verdiğimde hissettiklerim üzerinden yazmaya başlıyorum sözleri. Fakat burada tam tersi oldu. Selin’in şiiri koca bir his yumağı halinde karşımda duruyordu. Ne dediği çok belli, keskin ve çok hassas. Dolayısıyla onu incitmeyecek, en güzel haliyle parlatacak, sözlerle ahenk içinde dans edebilecek bir müzikle desteklemeliydim bu üretimi. Bu büyük bir sorumluluk. Ama bu sorumluluk, kalbini bana tüm samimiyetiyle açmış bir insandan gelince omzuma almaktan korkmadığım bir sorumluluğa dönüştü ve ortaya çıkan şey ikimizin de içine çok sindi. Selin’in ses rengini ve vokal tarzını biliyordum arada benimle paylaştığı tatlı telefon kayıtlarından ve şarkıya sesinin çok yakışacağını düşündüm. Kaldı ki zaten bunlar onun sözleriydi ve onun sesinden söylenmesi çok daha anlamlı olacaktı. Benim ilk teklifim sadece Selin’in söylemesiydi; ama sonrasında birlikte söylemekte karar kıldık.
Yazdıklarını Ezgi’yle paylaşırken içinden “belki bunlardan bir şarkı çıkar” diye geçirmiş miydin?
SO: Ezgi’nin yeri ben de çok ayrı. Hayatımıza giren hiç kimsenin tesadüf eseri olmadığına inanıyorum. Hepimiz birbirimize hikayelerimizle bağlıyız. Ezgi beni o kadar çok merak ediyordu ki hislerimi yazdıklarımla aktarmaktı istediğim sadece, o ise güzel ruhuyla besteledi Turna’yı.
Müzik Gereken Duyguyu Veriyor
Selin’in seninle paylaştığı pek çok şiir arasından neden Turna’yı seçtin?
EA: Turna’yı okuduğum anda kafamda bir müzik çalmaya başladı. Sözler adeta kendi melodilerini de yanlarında getirmişlerdi. Bir şiiri-yazıyı besteleyeceksem bu hal çok önemli benim için. İlk veya ikinci okumada kafamda sözlerin şarkısını duyamıyorsam zorlamıyorum. Turna bütün yalınlığıyla şarkı olarak karşımda duruyordu. Bana sadece onu iyi okuyup emin olmak düştü. Akabinde düzenlemeyi yapan arkadaşım Miraç Yavuz’a şiiri melodisiyle okuduğum bir ses kaydı gönderdim ve şarkı Miraç’ı da yakalamış olacak ki bir gün içinde bana bu harika düzenlemeyle geri döndü. Bütün bu akış bana çok uğurlu ve tılsımlı geliyor. Umarım Turna’mızın yolculuğu da böyle tılsımlı devam eder.
Şarkıyı ilk dinleyişinde neler hissettin?
SO: Sadece ağladım. Bizim Berke ile aşkımızın ölümsüz olduğunu biliyordum ama bu şarkı Berke ile aşkımızın mührü oldu. Bizim sonsuz sevgimizin de tüm güzel ruhlara şifa olacağına inanıyorum.
Şu ana dek şarkıyı dinleyen müzik profesyonellerinden ne tür dönüşler geldi?
EA: İstinasız herkes hem söz ve müziğin hem de Selin’in ve benim seslerimin çok güzel bir ahenkte olduğunu söyledi. Sanki her şey olması gerektiği anda, olması gerektiği yerdeydi. Müzikte bu çok önemli bir şeydir. Sevgili Oğuz Aral’ın karikatüristler için söylediği “gereksiz taramalardan kaçının” sözü gibi… Müzik de eğer en asgari hali ile vermesi gerektiği duygu ve mesajı veriyorsa fazla dokunmamak gerekiyor. Turna tam da böyle bir şarkı oldu.
Turna’nın albüm kapağı görseli Yunus Dalkılıç’a ait. Siyah-beyaz bir resim karşılıyor bizi. Nasıl ortaya çıktı bu görsel?
EA: Bu soruya sevgili Yunus’un kendi cümleleriyle yanıt vermek isterim: “Turna dinlediğim en gerçek parçalardan biriydi. Öyle gerçekti ki, dönüşüm sonucunda ortaya çıkacak imaj, sesi rahatsız etmemeliydi. Gerçek bir imaj yaratmalıydım. Tarihin birinde, gelişigüzel makinelerle ve ölçüsüz kadrajlarla çekilmiş fotoğraflar aramaya başladım. Yaklaşık 5000 fotoğrafı inceledikten sonra Turna’yı 1950’lerin Erdek’inde buldum. Özenle örülmüş saçları, saklanmış gülüşü, çekenin sol ayak ucunu kadraja alamaması çok güzeldi. Bana sunulan kusursuz sesin imajını kendimce en doğru şekilde oluştururken; bu sesin kapalı bir sandıkta sessizce kaybolup gitmek üzere olan bir fotoğraftaki Turna’nın anısına hayat vermesinin buruk mutluluğunu yaşıyorum.”
Karanlıktan Çıkıp Üretmeyi Başardık
Berke’nin kaybından yaklaşık 6 ay sonra ortaya çıkan Turna ile yakınlarını Covid’den kaybedenlere nasıl bir mesaj vermeyi hedefliyorsun?
SO: Ölüm bir son değil. Ölüm yeni bir yaşamın kapısı sadece. Sevdiklerimiz bu dünyadan göç ediyorlar aynı Turna kuşları gibi. Onlar her an, her saniye kalbimizde. Kalbimizi buna açmamız yeterli. Ben Turna’yı dinleyen herkesin özlem duyduğu şeyleri yeniden hissedeceğine inanıyorum.
Biz kadınlar lotus çiçekleri gibiyiz. Karanlıklarımızdan çıkıp aydınlanmayı, üretmeyi ve çoğaltmayı iyi biliriz. Bizim sonsuz sevgimizin mührü olan Turna, umarım sevdiklerini kaybeden yaralı kalplere, aşkı, iyiliği, sevgiyi ve mutluluğu kalplerinde barından ruhu güzel tüm insanlara şifa olur.
Künye
Söz: Selin Batı Oran
Müzik: Ezgi Aktan
Düzenleme: Miraç Yavuz
Vokaller: Ezgi Aktan, Selin Batı Oran
Gitarlar: Miraç Yavuz
Yaylılar: Balkan Tüysüz, Özcan Yılmaz, Burak Kayan, Burak Ayrancı
Kontrbas: Selim Aydın
Davul: Nihal Saruhanlı
Kayıt: Nordic Stüdyo
Miks ve Mastering: Evren Arkman
Kapak Tasarım: Yunus Dalkılıç (Jura Infia)
https://www.youtube.com/watch?v=a0LmhhrDarg






