Julio Ramón RibeyroI Öykü bir hikâye anlatmalı. Hikâyesiz öykü olmaz. Öykü öyle bir yazılmalı ki, okur aynı zamanda onu anlatabilmeli. II Öykünün hikâyesi gerçek ya da uydurulmuş olabilir. Gerçekse uydurulmuş gibi olmalı; uydurulmuşsa gerçek gibi olmalı. III Öykü tercihen kısa olmalıdır ki, tek bir oturuşta okunabilsin. IV Öyküde anlatılan hikâye keyif vermeli, duygulandırmalı, merak uyandırmalı ve şaşırtmalı; hepsi bir arada olursa ne âlâ. Bu etkilerden birisi bile yoksa, o öykü iş görmez. V Öykünün üslubu doğrudan ve yalın olmalı; abartı ve konu dışı sapmalar olmamalı. Bunları şiire ya da romana bırakın. VI Öykü yalnızca göstermeli, öğretmemeli. Aksi takdirde kıssadan hisse olur. VII Öykü bütün teknikleri kabul eder: diyalog, monolog, saf ve yalın anlatı, mektup, başkalarının metinlerinden kolajlar... ama ancak hikâye sulandırılmadığı ve sözlü anlatıma düşülmediği sürece. VIII Öykü karakterlerin yazgılarının mevzu bahis olduğu bir çatışma yaşadıkları durumlardan yola çıkmalı. IX Öyküde ölü zamanlar olmamalı; keza hiçbir fazlalık olmamalı. Her sözcük mutlak surette vazgeçilmez olmalı. X Öykü, sürpriz yaratacaksa eğer, zorunlu olarak, kaçınılmaz olarak tek bir sona yol almalı. Okur sonu kabul ederse eğer, öykü başarısız olmuş demektir.
İspanyolcadan çeviren: Işık Canıpek
Julio Ramón Ribeyro (1929-1994) Perulu. Kısa öyküleriyle tanınıyor. Roman, deneme, oyun, günlük ve aforizma türlerinde de çalışmaları var. Çalışmaları açık bir pesimizm barındırmasına karşın genelde yazarın ironi anlayışını yansıtan mizahi bir anlatım içerir. Lima’daki Católica Üniversitesi’nde edebiyat ve hukuk okuyan Ribeyro 1960 yılında Paris’e taşındı, burada gazetecilik ve UNESCO için kültür elçiliği yaptı. Ağır bir sigara tiryakisi olan Ribeyro bu bağımlılığı nedeniyle 1994 yılında öldü.





