Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

29 Kasım 2016

Öykü

Deniz Gündoğan İbrişim • Kuru Dut Torbaları

Deniz Gündoğan İbrişim

Paylaş

46

0


Büyümek hiç aklımda yokken, aniden köşedeki sallanan sandalyede büyüyüverdim. Öylesine tekinsiz, öylesine uğultulu. Kalabalık sokaktı bence hayat. Cılız bir dal kopuşu şimdi yaşam. Nerdesin Dimitri? Yağmur öncesiydi yaşam, yağmur sonrasıydı nefes. Sahildeki uzun yürüyüşlerdi. Yenilenmeydi yaşam. Lodos baş ağrısıydı ama kokusu vardı! Herkes bilirdi tutkusunu, kimse bilmezdi iç delme burgusunu.

Kalabalık kuytularda ararken lodos kokusunu, şehir tütsü inceliğinde kaybolurdu köpük köpük, kopuk kopuk. Dimitri denize kayan arnavutkaldırımlı sokağın başında dururdu. Yanında ufak kese gibi bez torbalar. İçleri dut kurusu dolu. Beyaz kırmızı mandallarla duvarın girintisine gerili. Beyaz çuha kumaşından yapılma çantası ağacın titrek dalına ilişik, düştü düşecek. Çantadan sarkan patlıcan moru atkının üzerindeki harfleri seçebiliyorum. A-y-c-a-n. Yıllardır eskimeyen bir eksiklik bu ad. Adın içinden geçen incecik bir topluiğne başı. Noktadan geçirilmiş dikiş ipinin üzerinde dans eden toz zerreleri. Minnacık her toz atomunda Aycan beliriyor. İlkin yeni doğan bir bebek gibi atılıyor dünyaya. Atılmışlık. Sonra kıvrımlarıyla hareket etmeye başlıyor. Biraz vakit geçince her iki yanağındaki kırmızılık artıyor. Burnu etrafındaki kokulara daha duyarlı hale geliyor. Bu arada neredeyse bir yüzyılın yarısı geçiyor. Zaman geriye sarıyor. Şimdi içinden düğümlü bir halat atılıyor, bin dokuz yüz altmış dörtlerin boynuna. Yeşil sararıyor, rengine kahve döküyor. Deniz içini dışına atıyor. Bütün canlıları, bitkileri, kumu, damarlı birikintisiyle pul pul olup kuruyup çatlıyor. Deniz pul pul olur mu? Etrafta deniz ölüleri, ekşimiş kokmuş balıklar, yosunların bir gözü kapalı kaypak yüzleri. Ne de çabuk olup bitiveriyor bütün bunlar. Ta-ta-ta-taam!

Aycan da düşünürdü hep. Zihnini yirmi dört saat, kırk sekiz saat, hatta günlerce, aylarca meşgul eden bir arayışın nesi olduğunu çözememişti bir türlü. Tanıklığı yok, sesi yok, nesi var, diye sorardı kendi kendine. Bazen öyle dalıp giderdi ki sınıfta olduğunun farkına bile varmazdı. Ceviz kürsünün gerisindeki profesörün ders sonu sorularıyla neden sonra kendine gelirdi çoğu zaman. Neyim var benim, diye kazırdı kendini. Et etin üzerinde, kemik kemiğin üzerinde. Ağaçtan düşen kolay bir meyve değildi ki bir bıçakla hemen soyuluversin. Kendi sesiyle mi yoksa tuhaf bir mirasın giysisiyle mi? Hece hece adım atardı. Konuşamazdı bile.

Yas var, yasım var, diyebilmişti ama. Yasın olanaksızlığı içinde durmayı becerebilen bir ben aramıştı. Dünyanın öznesi aslında, ama kendine dönmeyi becerebilen bir ses aramıştı. Oysa aynı anda gecenin zemininde ayaklarını bulamazdı da elleriyle emeklerdi. Belki bir kişi farkındaydı Aycan’ın hecelemesindeki o tuhaf, tekinsiz teklemeyi.

Dimitri.

Ruhuna yağmur serinliği üfleyen, mahalleli arasında “koca yürekli bodur” diye bilinen, çocuklarının “cüce Dimitri” diye oyunlarına akran bulduklarını zannettikleri buz mavisi gözleriyle gülümsemeyle gülümsememe arasında sıkışmış bir adam. Ev yapımı vişneli dondurmasıyla minik kalpleri heyecanlandıran, yanından hiç ayırmadığı kuru dut torbalarıyla semtin orta yaşlı kadınlarının daimi merakını kamçılayan, biraz da tekinsiz bir adam.

Haydi gel, diyor Dimitri, Aycan’a. Kendi halinde olma bugün. Kendi uzuvlarında olma. Kendi zamanında olma, başka zamanların tozunu atıver üzerine. Diyerek. Dimitri alıyor Aycan’ı boynuna yine, bir iki doluyor. Sert olmasa da hafif rüzgâra çıkacak birazdan. Fırışka zamanı. Sallanan ağaç yapraklarından yüzüne, yüzünden omuzlarına inen bir esinti. Aycan mor bir atkı. Dimitri yaz kış kim bilir kaç zamandır atkıyı boynuna dolayan bir adam. Uçları püskül püskül, uçları eprimiş bir morluk Aycan. Dimitri’nin kuru dut torbalarının her birinin dibinde acıları Werther’in.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Zambak Kadar BeyazA. Ömer Türkeş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

S. E. Breitegger

13 Mayıs 2025

Bir Mektup

Okuduklarım içimde birikiyor, büyüyor, içimde bir şeyler inşa ediyor, ben hepsini sana yazmak, seninle bunları konuşmak ihtiyacı duyuyorum.Sevgili dostum, Bu ara çok okudum, okuduklarımla ne yapacağımı bilemiyorum bazen, ben de sana bir mektup yazmaya karar verdim. Mektuplar hayatımızdan ç..

Devamı..

Toplumsal Gerçekçi Romanlar (Gerçekçil..

Kemal Gündüzalp

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024