Kulağa ne kadar ilginç geliyor değil mi? “İnsanın hiç mi derdi olmaz, olamaz,” diye bile düşündürüyor olabilir. Ancak evet! Dertsizler Şehri’nin çözüm odaklı ekibi, en ufacık derdi bile ortadan kaldırarak şehrin sakinlerinin “dertsiz” bir şekilde yaşamasını sağlıyor. Ancak bir sabah uyandıklarında, dolapların ve çekmecelerin içini boş gördüklerinde, dertsiz hayatlarına bir dert ekleniyor.
Bay Lacivert Nerdomert, Dertsizler ülkesinin İki Gözüm Bizde Çözüm şirketinde Araştırma Soruşturma Bozulanı Düzeltme bölüm şefi uzmanıdır. Bir sabah, dolabının içinin boş olduğunu görür ve “herhalde gömlekleri yıkamayı, ütülemeyi ve asmayı unuttu,” diye düşünerek elinde kalan son kıyafetleri giyerek şirkete gider. Ancak o da ne! Sanki herkes gömlekleri yıkamayı, ütülemeyi ve asmayı unutmuştur! Herkes kostüm partisinden fırlamışçasına bambaşka “kıyafetler”le bir aradadır. Üstelik herkes sinirli, kızgın ve… Komiktir. Alınan haberlere göre dolaplar, bir isyan başlatarak dolap olmaktan sıkılmış, bu sıkıntılarını da kıyafetleri yutarak göstermeye başlamışlardır. İşin içinden nasıl çıkılacağını çözmeye çalışan Nerdomert ve ekibiyse isyankâr dolapları dinleye dinleye bir çözüm aramaya koyulur.
Bir tiyatro metni gibi kaleme alınan Dertsiz Şehri’nde Tuhaf Olaylar, dilimize dünya edebiyatından pek çok eseri kazandıran, çevirmen kimliğiyle de tanıdığımız Saliha Nilüfer’in Günışığı Kitaplığı tarafından yayımlanan üçüncü romanı. Romanın konusuysa elbette yediden yetmişe, soyludan soytarıya herkesi ilgilendiren cinsten: Tüketim çılgınlığı! Bakalım Dertsiz Şehri’nin başına gelen bu “tuhaf” olay bizlere nelerin kapısını aralamamız gerektiğini söylüyor.
Günümüzün en tartışmalı konularından olan tüketim çılgınlığı ve sürdürülebilirlik konularına değinen romanda, insanlığın “canının istemesi” uğruna yol açtığı felaketleri görürken, geri dönüşümün ne denli önemli olduğunu bir kez daha anlıyoruz.
- Buyurun ne istemiştiniz?
- Bir adet gömlek alacaktım.
- Elbette, ödeme için 10 ton su alabilir miyim?
Evet yanlış duymadınız. Gidip mağazadan seçtiğimiz, bir anlık indirim çılgınlığıyla alıp belki bir daha yüzüne bakmadığımız gömleklerin, pantolonların 8 ila 10 ton su harcanarak yapıldığını elbette birçoğumuz bilmiyoruz. Yazar, romanda tüketim çılgınlığından dert yanarken aynı zamanda sorunun tüketmek değil, doğaya zarar vererek tüketmek olduğuna da değinmeden geçmiyor. Romanda adı geçen, gereksiz tüketim yüzünden oluşan, Obroni Wuwi dağından, bir kıyafetin içtiği suya kadar pek çok konuya değiniyor. Yazarın tüketim çılgınlığı karşısında sunduğu alternatifler, bir şeyi “yok etme”den önce dönüştürmeye, geri dönüşüme katkı sağlama çabaları ve önerileri de oldukça dikkat çekiyor.
Çılgınlığın, en azından tüketim çılgınlığının, hızlı artışını azaltmak/dönüştürmek ümidiyle…






