[button]Semih Gümüş[/button]
oggito.com’un açıldığı günden bugüne ziyaret, sayfa gösterimi gibi verilerini hem yakından izlemeye, hem de elden geldiğince yönlendirmeye çalışıyoruz. Son günlerde gördüğüm ve benim için de epeyce şaşırtıcı bir değişimi hemen paylaşmak istedim.
oggito.com yayına gireli altı hafta oldu ve trafik kaynakları arasında ilk haftalardaki payı yüzde 17-18 olan mobil cihazların bugünkü payı yüzde 27’ye ulaşmış durumda. Demek iPhone, iPad, Android ve iPod cihazlarının asıl ağırlığı taşıdığı mobil cihazlardan oggito.com’a girenlerin sayısı bütün ziyaretçilerin dörtte birini aşmış durumda.
Bu durum dijital dünyanın bütününü olduğu gibi, dijital yayıncılığı da yakından ilgilendiriyor. Masaüstü bilgisayarlarının yakın gelecekte bilişim hayatımızın geleneksel –hadi onu da diyelim, konvasiyonel– cihazlar olarak kalabileceğini bugün bile düşünemiyoruz belki ama böyle olma olasılığı kapımızda.
Durum ortada: Mobil cihazların satışı masaüstü cihazların çok üstüne çıkmış durumda. O zaman? Artık nasıl bir sürece girdiğimizi görmek zorundayız. Tasarım, yayıncılık, muhasebe vb. işleri sabit bilgisayarlarda yapmayı sürdürecekler gene var olacak, tıpkı benim gibi. Gelgelelim, bunlar ve bunların dışındaki her şey yanımızda, cebimizde taşınan cihazlarla hem de gitgide daha kolaylaşarak yapılacak. Mobil cihazların olağanüstü dolaşım kolaylığı yepyeni iletişim ve iş olanakları yaratacak.
Oysa bu işaretleri hepimizin görebileceği biçimde veren dijital dünya, bizim kültür yayıncılığımızın hâlâ uzağında duruyor. Bir kıpırtı var belki ama yalnızca kıpırtı. Gerçek bir harekete dönüşemiyor. E-kitapların bile sayısı aylardır 5.800 dolayında, bir türlü 6.000’e ulaşamadı. İlk atımdan sonra e-kitap heyecanı neredeyse söndü sönecek. Bu yayıncı bir de dijitali bütüncül bir kavrayışla nasıl ele alsın.
Yayınevlerinin kurumsal internet sitelerine bakarsanız, hem bu dediklerimi, hem de doğrusu yayıncılığın bir sektör olarak niçin çok ağır değiştiğini, bir sektör olarak kendisini konumlandırmayı niçin hâlâ başaramadığını açıkça göreceğinizi sanıyorum.
Durağan, kalıplar içinde, baştan eski doğmuş internet sitelerinin günlük ziyaret sayılarının o yayınevlerinin potansiyellerinin ve okur sayılarının çok altında oluşu bir çelişki sayılmalı. Uçsuz bucaksız internet dünyasında kendi okurunun bile ilgisini çekmeyi başaramayan yayınevi sitelerinin yenilenme zamanı çoktan geldi.