Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

18 Haziran 2022

Kitap

Doğu'ya Karşıdan Bakmak: Theodor Nöldeke’nin ‘Doğu Tarihi Üzerine Oryantalist Denemeler’ Kitabı Üzerine

Şerif Mehmet Uğurlu

Paylaş

1

0


Emevi ve Abbasi halifelerinden Osmanlı’ya varana dek hilafet kavramının içinin nasıl siyasi saiklerle oyulduğu Nöldeke’nin tarafsız bakış açısıyla görünürlük kazanmış. Süryani inancına varana dek kutsal pratikleri büyük bir tarihsel hassasiyetle mitolojik karakteristiğine sadık kalarak diğer makaleler de konunun meraklıları için zengin notlarla deşifre etmiş.

Günümüzde İslam’ın Batı tarafından nasıl algılandığı ve konumlandırıldığı önem taşıyor. Batı için hâlâ travmatik bazı hadiseler için İslam kritik bir uyarıcı. Bundan yaklaşık yüz elli sene önce de bu dengelerin değişmemiş olarak karşımızda belirdiğini görüyoruz. Yıkılmaya yüz tutan Osmanlı İmparatorluğu için Batılı Oryantalistlerin birçok düşüncesi kayıt altına alındı. Bu anlamda ilk çalışma gerçekleştiren isimlerden biri de Theodor Nöldeke.

Onun dokuz makalesinin birleştirilmesi ile oluşan Doğu Tarihi Üzerine Oryantalist Denemeler isimli eser, Yay Kitap tarafından okurların beğenisine sunuldu. Yayınevinin inceleme dizisinin ilk kitabı olması bakımından önemli adım olarak kabul edeceğimiz bu eser dilimize İsmet Celal Öztürk tarafından çevrilmiş. Üstelik bu çeviri sürecinde İngilizce baskının orijinal Almanca metinle karşılaştırılarak yapılan titiz bir edisyon aşamasından da geçmesi büyük bir emeği ortaya koyuyor. Gerçekten de kitabın bazı bölümlerinde çevirmen notlarıyla çetin bazı bölümlerin daha anlaşılır olarak algılanmasını sağlamış. Yay Kitap, bu alanda ilerlemek isteğini kitabın önsözünde Edward Said’ten mülhem olarak ‘antropolog, sosyolog, tarihçi yahut dilbilimci olsun, özel yahut genel açıdan Şark’ı öğreten, yazıya döken yahut araştıran kimse oryantalisttir ve yaptığı şey oryantalizmdir tanımında içerilen ve bu şemsiye altında klasik dönemde gerekse daha sonra farklı adlar altında günümüze kadar konulan eserleri yayımlamak amacıyla kuruldu’ diyerek bu yolda daha nice eserleri okurla buluşturmak amacında olduğunu ortaya koyuyor.

Nöldeke filolog bir babanın oğlu olarak 1836 yılında doğuyor. Birçok dil bilmenin avantajıyla beraber kaynak taraması yaparak Kuran Tarihi adıyla yayımlanan ve 1858 yılında Paris Akademi Ödülü’ne layık görülen doktora teziyle bu alanda önemli bir ivme kaydediyor. Kuran’daki kronoloji konusunu tartışmaya açmasıyla birlikte bu alanda eser veren önemli biri olması onun denemelerine ister olumlu ister olumsuz bakalım bu alandaki yetkinliğini kabul etmemiz anlamına geliyor. Doğu Tarihi Üzerine Oryantalist Denemeler adlı bu çalışması dokuz makaleye ev sahipliği yapıyor. Bu makaleler sırasıyla: Semitik ırkın bazı özellikleri, Kur’an, İslam, Halife Mansur, Doğu’da bir köle savaşı, Bakırcı Yakup ve hanedanı, Bazı Süryani azizler, Barhebraeus ve Habeşistan kralı Teodros.

Tarihle ilgili olsun olmasın pek çok okur oryantalizm sözcüğünü duymuştur. Ünlü düşünür Edward Said’in ifadesiyle ‘Doğu ile Batı arasında ontolojik ve epistemolojik ayrıma dayalı bir düşünüş biçimi’ olan ve bir diğer ifadesiyle Şarkiyatçılık olarak bilinen bu düşünce sistemi günümüzde kendini isim olarak daha az duyduğumuz bir alana evrildi. Çevirmen Öztürk’ün kitapta paylaştığı bilgiye göre 1973 yılında toplanan 29. Uluslararası Oryantalistler Kongresi’nden sonra bu ‘oryant’ ibaresi ortadan kaldırılıyor. Kuşkusuz son yüzyılda ırkçılık tartışmalarının aktivistler tarafından harlanmasıyla beraber bu damgalayıcı ifadelerin görünürde azaldığı bir gerçek fakat pratikte öyle olduğunu söylemek kuşkusuz zor. Batı’nın çoğu önyargılı varsayımlarının ve yaftalayıcı pek çok değer yargısının eşliğinde oryantalizm heyulası hala canlı kanlı aramızda dolaşıyor. Kelime itibariyle hep bir üstten bakışın hissedildiği bu ifade; akademik tezlerde ve bilimsel camiada ismen varlığını nostaljik bir jeste bırakmış olsa da son Suriye Savaşı’nda rahatlıkla görüldüğü şekliyle Batı’nın damarlarında hala taze bir kan olarak dolaşmaya devam ediyor.

Doğu toplumları anlamakta ve özellikle Orta Doğu özelinde dünyanın orijini olması hasebiyle bu toprakların özel durumu göz önünde bulundurulduğunda Batı’nın pür dikkat burayı incelemiş olması şaşırtıcı değil. Orta Doğu’nun ruhunu anlamak için de en önemli done olarak karşımızda dini görüyoruz. Teorik ve pratik bütün hususiyetiyle din; bu toprakların ruhunu şekle ve şemaile sokan bir olgu. Nöldeke bu kitabında dine geçiş yapmadan önce Semitik halkların tarihiyle bir bağ kurmak isteyerek konuyu tartışmaya açmış. İbrani dinlerin İshak ve İsmail’den beridir kavgaya tutuşmuş bu halklarının bir Kıta Avrupalı -medeni- tarafından anlaşılmaya çalışılması hiç de geçmişte kalan bir tartışmayı bizlere hatırlatır gibi algılanmamalı. Bugün dahi Avrupa insanının ‘insan’ tanımlamasında güdüsel olarak bu ayrımı görebiliriz. Örneğin Berlin’de ve Halep’te yaşanan iki terör saldırısında dünyanın aynı türden olan ve aynı acı sonuçları doğuran iki olay hakkında verdiği farklı tepkiler bize Batı için insan tanımlamasının gerçekte farklılık gösterdiğini anlatmaya yetecektir.

Theodor Nöldeke Semitik toplumları çözümlerken haklı noktalara da değiniyor. Arap halklarının kavmiyetçi özellikleri ve psikolojik çözümlemelerin de oldukça mahir tanımlamalarla sunmuş. Demokrasiyle, disiplinle, düşünce yapısıyla nasıl ve ne şekilde hareket ettiklerini adeta içerden biri gibi anlatması konu üzerine psişik bir ruhla yöneldiği düşüncesine insanı itiyor bile denebilir. Bu kavimlerin toplumsal yaşamında Yunan düşüncesinden ne şekilde etkilendikleri, sistematik düşünceden nasıl uzak oldukları plastik sanatlardan şiire değin Nöldeke tarafından bu eserde incelenmiş.

Nöldeke bu Semitik tartışmanın ardından İslamiyet’e ve onun kutsal kitabı Kuran’a bir başlık açıyor. Kitabın tasnif tartışmalarının genel ekseni oluşturduğu bu bölümde Peygamber sonrasının siyasî atmosferi de incelemenin konusunu oluşturmuş. Eski Ahit ve İncil’in Kuran ile kıyaslandığı, her üç metnin de hermenötik düzlemde nasıl bir ruha sahip olduğu Nöldeke’nin bir filolog olması sebebiyle hassasiyetle işlenmiş. Kutsal kitabın ‘oluşturulmuş bir metin’ olduğuna inanan bir akil zihnin konuya nasıl yaklaştığı ve kutsal kitabın nasıl yorumlandığı meraklı okurlar için bütün çıplaklığıyla sergilenmiş. Ardından Nöldeke’nin İslam peygamberini nasıl anladığına ve onu nasıl konumlandırdığına şahit oluyoruz. Bu bölümlerde gerçekçi ve inançlılar için hassasiyet gözetmeden yorum yapıyor olması bazı okurları rahatsız edebilir kuşkusuz. Ancak bu bile Batılı zihin dünyasının objektiflik kriterlerini vermesi açısından önemli.

Peygamber sonrası dört halife ve ashabın birer kutsal karakter olmaksızın sadece insani hasletler açısından irdeleniyor olması kitapta gördüğümüz başka bir nokta.  Kur’an ve İslam’ın karşılıklı bir muhasebesine rastlıyoruz. İlkel putperestlerden din sonrası Arap etnisitesine ve kardeş kavim Musevilerle ilişkilerine benzerlikler ve farklılıklar açısından değinilmesi dikkati çeken bir diğer nokta. Bu açıdan Nöldeke İslamiyet’i Yahudilik inancına Hıristiyanlığa nazaran daha yakın konumlandırıyor.

Emevi ve Abbasi halifelerinden Osmanlı’ya varana dek hilafet kavramının içinin nasıl siyasi saiklerle oyulduğu Nöldeke’nin tarafsız bakış açısıyla görünürlük kazanmış. Süryani inancına varana dek kutsal pratikleri büyük bir tarihsel hassasiyetle mitolojik karakteristiğine sadık kalarak diğer makaleler de konunun meraklıları için zengin notlarla deşifre etmiş.

Alan hakkında dilimizdeki büyük bir açığı kapatan yayınevine ve özenli çalışmasından dolayı çevirmene teşekkür etmek gerekiyor.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Resimli Puslu KıtalarRuhi U. Karakurt
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Halil Yörükoğlu

24 Ağustos 2025

Banu Yıldıran Genç: “Okur problemimiz ..

Edebiyatta yeteneğe çok inanmam ama dilde sanırım biraz inanıyorum.Halil Yörükoğlu: Sevgili Banu,klasik bir girişle yani nasılsın demekle başlayacaktım ama hemen aklımdaki soruya geçmek istedim. Dünyanın herhangi bir yerinde..

Devamı..

Evlilik Hakkında Konuşmalıyız

B. Y. Genç

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024