Emrah Sağlam • Çay Molasında Birkaç Sezen Şarkısı
31 Aralık 2017 Öykü

Emrah Sağlam • Çay Molasında Birkaç Sezen Şarkısı


Twitter'da Paylaş
0

Terlemeler, titremelerle bir değil. Avuçlarımı birbirine bağlayıp saçlarımı savuruyorum, kısacık saçlarımı, kele dönmek üzere olan kafamı, sağa sola, aşağı yukarı. Çenemi kasıp boğazımı geriyorum, dizlerimi kasıklarıma çekiyorum. Henüz demlediğim çayın kokusu sarıyor etrafı, yüzüm bardağın buharına bezenmiş, parmaklarımı dolandırıyorum, kalbim boşluk, boşluğumda şiddetli bir ağrı gezinip duruyor. Ara sıra küfür ettiğimi duyuyorum, inadımdan. Sığındığım her kapıda, pencereleri kırıyorum, dişlerimi sıkıyorum, yumruklarımla bu şehri yıkasım geliyor. Ne büyüksün. Bir, iki, üç, milyon insan. Ama dar sokakların, küçüksün, elinde rengârenk zaferler, yüzümde keder, ama artık yeter, vay. Bütün ev darmadağınık, banyonun önünde külotum duruyor, kapının kolunda bir kravat, paspasla bütünleşmiş kirli çamaşırlar. İzliyorum öylece. Başladığım yere nasıl döndüğümü, yanlış yaptığımı, yanlışlardan yalnızlığı ve tek doğrumu arıyorum çayımı yudumlarken. Annem geliyor ara ara toparlamaya, bıktım, kaç yaşına geldin, ne olacak senin bu halin, evlensen yazık olacak kadıncağıza, baban bana çektirdi, sen ona çektirme ha, ezberlemişim bu cümleleri. O dağınıklığın içinde benim bir düzenim var deyip bir öpüyorum, bütün öfkesi diniyor. Annem. Cennetim. Sen olmasan, göreceğim güzelliğim yok benim. Buraya ilk geldiğim zamanlar kasıklarımda deli bir yanma vardı, portakal kokulu her kadını öperdim. Köşe başları, kalabalık olmayan kahve salonları, çiğdem çitlediğim çimenleri, o çimenlerdeki sabahları anlatmaya başladığımda, sığmıyorum dünyaya, gönlümün bayramları, şenliği, heyecanım; çiçekten masalım. Bu şehre yerleşmezsem adımı değiştireceğim demiştim, adım aynı kaldı. Okuldan mezun olur olmaz görüşmeye davet edildim. Hatırlıyorum, beni burada işe alırsalar, öldürseler gitmem demiştim. Ait olduğum, ait olmak istediğim yerdi, öyle de oldu. İlk aşkımı buldum, bir kadınla ilk defa seviştim. Asla unutmayacağım başarıları edindim, büyüdüğümü, artık büyüdüğümü fark ettim. Ömrüm aktı geçti günlerin arasından, her zerremde derin bir bilinmezliğe, kör bir kuyuya düştü sonrasında. Kimsenin kabul edemeyeceği bir yere, karanlığa, kararsızlığa. Öylesi oldu ki, katlanamadığım, buz kestiğim, hayattan zevk alamadığım, mor gözlerle uyandığım sabahlara bıraktım kendimi. Ansızın mailime tıkladım, açılırken dönüp duran kum saatini izledim, bir tarafı dolarken bir tarafı boşalıyor. Ah zaman, içimizi oyup geçen, şakaklarımızda ağrı zaman. Bu heves, bu imtihan… Gün içinde toplantı istedim müdürümden. Postamı okur okumaz geldi yanıma. Çarçabuk geldi. Akşamdan hazırladığım kâğıdı çıkardım kitabımın arasından, dörde katlanmış, bir açtı, iki açtı, üç… Saçmalama diye bir ses yükseldi, kâğıdı masaya attı, herkesin gözleri üzerimizde, geri uzattım. İçeride derin bir sessizlik. Kız doğdu sanırım, hadi aksamasın işler deyip dağıttım havayı, kapıyı gösteren bir el işareti ile çıktık odadan. Kaç saat geçirdiğimi anımsamıyorum toplantı salonunda, bunca yılın emeğini bir anda çöpe atışım, bu vazgeçiş, Sezen’in hangi şarkısı. Saatler, ikna için sarf edilen onca emek, günün sonunda yerini, eşyalarımı topladığım masama bıraktı. Taze çay var, âşık oldum, neredesin, gelsene. Bak… Hayatından, gittim Oğlum.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR