En Etkileyici TED Konuşmacılarının Kullandığı 7 Hikâye Anlatım Tekniği: Hikâyeler dinleyenleri neden büyüler?
7 Ağustos 2019 Edebiyat Öykü

En Etkileyici TED Konuşmacılarının Kullandığı 7 Hikâye Anlatım Tekniği: Hikâyeler dinleyenleri neden büyüler?


Twitter'da Paylaş
1

“Başarılı bir konuşma küçük bir mucizedir – ardından insanlar dünyaya başka bir gözle bakarlar.” –TED Küratörü Chris Anderson

Birkaç yıl önce Danimarka’daki bir yüksek lisans öğrencisiyken Şilili bir gazeteciyle tanışmıştım; bana hikâye anlatma üzerine unutamayacağım bir ders vermişti.

Monoton bir PowerPoint sunumunu yarı dinler bir biçimde oturuyordum, konu medya tarihiydi. Sıra Şilili gazeteciye gelmişti. İsmi Enrique Núñez’di ve sınıftaki en sessiz öğrencilerden biriydi. Hakkında bildiğim tek şey her zaman en öndeki sıraya oturup, diğerlerinin aksine tüm dersleri müthiş bir dikkatle dinlemesiydi.

O kürsüde notlarını hazırlarken diğer herkes de bilgisayarlarında not tutmaya devam ediyordu. Fakat sonra herkesi şaşırtan bir şey oldu. Kendinden son derece emin bir şekilde kürsünün önüne çıktı ve yüksek sesle şöyle dedi: “Bugün sizlere 16 yaşında üstün yetenekli bir çocuğun hikâyesini anlatacağım.”

Klavyelerden gelen sesler aniden durdu ve bütün gözler ona çevrildi. Bir gazeteden alınan dev bir resmin olduğu sunumu gösterdi; başlıkta ‘Roosevelt Öldü!’ yazıyordu. “Şimdilerde çok meşhur olan bu fotoğraf,” dedi, “1945 yılında bir oğlan tarafından çekilip gazeteye 25 dolara satılmıştı.”

Sunum ilerledikçe bu çocuk tarafından yakalanmış başka kareleri sundu: bir ayakkabı boyacısının kuş sürüsünü izlediği güzel bir fotoğraf, aynadan kendisine bakıp rujunu tazeleyen bir gösteri kızı... Bu gizemli fotoğrafçının kim olduğuna dair merakımızı iyice artırdıktan sonra sonunda açıkladı:

“Bu çocuk büyüyecek ve tüm zamanların en sayılan yönetmeni olacaktı. Kim olduğunu biliyor musunuz?”

Hevesle cevabı bekledik. “Kimdi o? Tabii ki Stanley Kubrick.”

Ondan beklentimizi tamamen karşılamakla kalmamış, Enrique aynı zamanda görsel medyanın evrimi üzerine izlediğim en ilgi çekici sunumlardan birini yapmıştı. O gün öğrendik ki sunumlar uzun ve sıkıcı olmak zorunda değiller. Aynı anda eğlenceli ve öğretici olabilirler.

Peki Enrique’nin hikâyesinin bu kadar büyüleyici olmasının sebebi neydi?

Araştırmacılar ve pazarlamacılara göre beynimiz bilgiyi ‘hikâyeler’ şeklinde işliyor ve depoluyor. Yani, “bir zamanlar” diye başlayan bir yerdeki bir karaktere dair bir şey duyduğumuzda aklımız bunu anında bir görsel sahneye dönüştürüyor.

Uzman konuşmacı Akash Karia’ya göre hikâyeler, insan zihni için kaçınılmaz çünkü hayal gücümüzü tetikliyorlar ve aklımızda yarattığımız bu ‘filmi’ takip etmekten başka bir çare bırakmıyorlar. Sonuç olarak bu bilgi, dünyadaki en etkileyici konuşmacılar tarafından TED konuşmaların kullanılıyor. Ayrıca New York Times tarafından yayımlanan uzun formlu multimedya hikâyelerin evrimi üzerine yaptığım çalışmada da aynısı kanıtlandı. Binlerce yıldır kullanılan birçok hikâye anlatma tekniğinin bugün hâlâ işe yaradığını buldum.

Bunlar sadece yazarlar için değil, aynı zamanda sunum yapanlar, yöneticiler, pazarlamacılar ve gazeteciler için de elzem yöntemler. Tüm şekillerde karşımıza çıkabilirler: slayt, grafik, video, resim... Bir hikâyeyi büyüleyici yapan bulgularımdan ve uzmanların tavsiyelerinden yola çıkarak sizi bir sonraki sunumunuzda dinleyenler için unutulmaz kılacak birkaç yöntemi derledim.

1. Dinleyenleri Hikâyenin İçine Çekin.

İyi anlatılmış bir hikâye, yıllar boyu dinleyenlerin aklında kalacak bir şeydir. Şu istisnai TED konuşmasını ele alalım. Kenya’dan Masaili 12 yaşındaki Richar Turere, ülkesindeki deneyimi hakkındaki bu öyküyü anlatarak izleyicileri başka bir dünyaya götürüyor. 

Sade kelimeler ve büyük resimlerin olduğu bir sunumla Richard, deneyimini büyüleyici bir öyküye dönüştürüyor; ailesinin geçim kaynağını icat ettiği ışık sistemiyle nasıl aslanların ataklarından kurtardığını anlatıyor. Sunumun bu kadar başarılı olmasının sebebi, kullanılan her söz ve resmin Richard ve ailesinin karşı karşıya kaldığı problemi net bir şekilde yansıtmaya yardım etmesiydi. Ayrıca, açık bir şekilde altın kuralı takip ediyordu; görseller hikâyeyi desteklesin, dediklerini tekrar etmesin. Dinleyenleri hikâyenin içine alan bir başka yol ise duyulara hitap eden detayların kullanılması: onların sizin dünyanızdakileri görmesini, duymasını, kokuyu almasını sağlayın. Akash Karia’ya göre bu, sunumunuzu karşı koyamadan takip edecekleri zihinsel bir filme dönüştürecektir. Romanların aksine, sunumlar kısa ama etkili tasvirler içermelidir.

https://hls.ted.com/talks/1699.m3u8

2. Kendinizden Bir Şeyler Anlatın.

Çok az şey kişisel bir hikâye kadar etkileyici olabilir, özellikle de zorluklar ardından kazanılan zaferler.

Yazar Christopher Booker, The Seven Basic Plots kitabında tüm evrende geçerli olan yedi temel hikâye konusuna değinir: bir canavarın yenen kahraman, fakirlikten zenginliğe giden öykü, bir hazine arayışı, başka biri olarak geri dönen kahramanın yolculuğu...

Bu konular birçok meşhur sunumun bazılarında da kolaylıkla görülebilir. Memleketi Kuzay Kore’den kaçan kadının bu sarsıcı hikâyesini ele alalım. Ya da aile içi şiddete maruz kalmış ama sonunda kaçmayı başarmış bir diğer kadının öyküsünü...

https://hls.ted.com/talks/1654.m3u8

3. Merak Uyandırın.

Film izlemeyi ya da kitap okumayı sevenler, iyi bir hikâyenin her zaman bir çelişki ve entrikaya sahip olduğunu bilirler. Bu aynı zamanda bir sunumu da iyi yapan iki nedendir; izleyenleri ya da dinleyenleri koltuklarının ucunda oturtur ve sordurtur: “Ya sonra ne oldu?”

Hikâyenizdeki merakı artırmanın birkaç yöntemi var. Bunlardan biri öyküyü olay sırasına bağlı olarak anlatmak ve sonunda merakı doruğa çıkaracak bir biçimde anlatımı kurgulamak. Doğuştan fibula kemiği olmasa da hem atlet hem oyuncu hem de manken olmayı başarmış bu kadının hikâyesindeki gibi.

Bir diğer yol ise hikâye ortadan başlayıp sonra başa dönerek dinleyenlere/izleyenlere gerçekleri sonradan açığa çıkarmak. Buna güzel bir örnek ise Zak Ibrahim’in öyküsü; her şey babasının Dünya Ticaret Merkezi’nin bombalanmasına dahil olduğunun ortaya çıkmasıyla başlar. Sonrasonda başa döner ve çocukluğundan anılar paylaşıp, nasıl babasınınkinden başka bir yol seçerek yaşamaya karar verdiğini anlatır. 

Üçüncü yol ise tahmin edilebilir bir hikâye anlatarak başlamak ve beklenmeyen bir dönüş yaparak dinleyenler şaşırtmak. Örneğin bu TED konuşması, seyircileri kendisinin İngilizce konuşmadığına ikna etmesiyle başlar, ama sonunda insan kimliğini nasıl inşa ettiğimize dair dikkat çekerek herkesi şaşırtır.

https://hls.ted.com/talks/2024.m3u8

4. Karakterlere Hayat Verin.

Her hikâyenin kalbi karakterlerdir. Onların şansları ve başına gelen talihsizlikler insanları güldürür, ağlatır veya sevindirir. Bana göre en başarılı hikâyeler, üç boyutlu karakterlerin yaratıldıkları; gözünün önüne getirmek kolay ama aynı zamanda onlarda belirsiz bir şey vardır. Bunu başarmak için hayat verdiğiniz karakterlerin hakkında yeteri kadar detay vermeniz gerekir. Örnek olarak Malcolm Gladwell, sunumda Howard’ın çok canlı bir portresini çizmekte; dış görünüşünden bahsediyor, hobilerini ve takıntılarını anlatıyor.

https://hls.ted.com/talks/20.m3u8

5. Ne Olduğunu Anlatma, Göster!

Dinleyenlere hikâyedeki belli bir olayı anlatmak yerine bunu bir sahneye dönüştürerek göstermeyi deneyin. Mesela bu yazının başında, gayet kolay bir şekilde içe dönük bir sınıf arkadaşımın günün birinde tüm sınıfı şaşırtıp harika bir sunum yaptığını söyleyebilirdim. Ama ne yazık ki bu, sizi olayın içine alan konuşmalar ve betimlemeler olmadan aynı etkiye sahip olmazdı.

Sonuç olarak ne zaman bir öykü anlatacak olsanız, olayları sahne sahne anlatmayı ve diyalogları kullanmaya çalışın, 2014 Dünya Konuşma Şampiyonası’nda birinciliği kazanan bu konuşmada olduğu gibi.

https://youtu.be/bbz2boNSeL0

6. Bir Doruk Noktası İnşa Edin.

Tepeye ulaşmaya benzeyen bir şekilde herkesin hep hatırlayacağı dramatik bir doruk noktası kurgulayın. Sunum uzmanı Nancy Duarte’nin Resonate kitabına göre bu şok edici bir istatistik, kışkırtıcı bir resim ya da bir dramatizasyon olabilir.

Bill Gates, 2009 yılındaki TED konuşmasında bu yöntemi kullandı. Öldürücü sıtma için bağışları artırdı. Sorunun ne kadar ciddi olduğunu gösteren istatistikleri paylaştı ve sonra odadakileri içi sivrisinek dolu bir kavanozu açarak şoke etti: “ Sadece yoksul insanlar bu sorunu yaşayacak diye bir şey yok!”

https://hls.ted.com/talks/451.m3u8

7. Olumlu Bir Çıkarımla Bitirin.

İki yüze yakın TED konuşması analizinden sonra uzman Akash Karia en etkileyici sunumların sadece bir çelişkiye ya da doruk noktasına sahip olmakla kalmayıp aynı zamanda olumlu bir önermede bulunduğunu ortaya fark etti. Zirveye giden yolda bu hikâyelerdeki çoğu karakter, anlattıklarının bir “ilham”, bir anahtar olduğuna ve insanların engelleri aşmada yardım ettiklerine dair geri dönüş aldı. Bu anahtar çıkarımlar daha sonra Twitter gibi sosyal medya mecralarında kolayca ‘viral’ olabilen kısa, hatırlaması kolay deyişlere dönüştü. Örneğin, daha önce bahsedilen aile içi şiddet konuşmasında, konuşmacı kurbanları suçlamak yerine ‘harika, sevilebilen mücadeleciler’ olarak ele almamızı önerdi.

Artık, unutulmayacak bir sunum yapmaya dair birçok örneği bildiğimize göre, bu yazının olumlu çıkarımı nedir sizce?

(Visme.co)

Çeviren: M. Gizem Erkol


Twitter'da Paylaş
1

YORUMLAR


Serdar Özdemir
Olumlu çıkarım; Hikaye yazarları güzel sunumlar yapabilir ☺️
7:00 PM

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR