Evrim Kuramının Ders Kitaplarından Çıkarıldığı Günlerde, Bir Başka Evrim Hikâyesi
22 Haziran 2017 Bilim Teknoloji Hayat Doğa

Evrim Kuramının Ders Kitaplarından Çıkarıldığı Günlerde, Bir Başka Evrim Hikâyesi


Twitter'da Paylaş
0

Evrim dendiğinde akla Charles Darwin gelir. Oysa Endonezya'nın küçük adalarından birinde, adı pek bilinmeyen bir doğa bilimci, bilim dünyasını sarsacak bir teori geliştiriyordu.
Endonezya'nın Ternate adası, komşu ada Tidore gibi bütünüyle yanardağdan oluşuyor. Denizin içinden çıkmış bir koni görünümündeki adanın etrafında ince bir şerit halindeki düz alan küçük bir kasabayı, bir yolu ve havalimanını barındırıyor. [caption id="attachment_31125" align="aligncenter" width="800"] Endonezya'nın Ternate adası, komşu ada Tidore gibi bütünüyle yanardağdan oluşuyor.[/caption] Bu ada, insana çok uzaklarda olma duygusu veriyor. Bir İngiliz doğa bilimcisinin doğal seleksiyon yoluyla evrim teorisinin temelini burada attığına inanmak zor. 35 yaşındaki Alfred Russel Wallace 1858'de Ternate'ye geldiğinde, dört yıldır Malay Takımadaları'nı araştırıyordu. Kimi zaman buharlı gemiyle, kimi zaman at üstünde ya da yürüyerek bu adaları dolaşıyor, yardımcısıyla birlikte on binlerce böcek ve hayvanı öldürüp inceliyordu. O sıralar Ternate'nin şanlı dönemleri sömürgecilik nedeniyle geride kalmıştı. Oysa öncesinde bu adalar, binlerce yıldır yetiştirdikleri karanfil baharatını satarak zengin olmuş, Filipinler ve Papua Yeni Gine'ye kadar uzanan sultanlıklar kurmuştu. Komşu Tidore adası da aynı şekilde zengin bir rakipti o zamanlar. [caption id="attachment_31123" align="aligncenter" width="800"] Wallace ve Darwin'in Evrim Yolu[/caption] Ama karanfil kokulu bu adalarda, sultanın karanfil tekelini önce Hollanda, sonra İngiltere kırdı. 1858'de Wallace geldiğinde, bu adaların Magellan'ı çeken şanı artık gerilerde kalmıştı. Wallace'ın burada meyve ağaçlarıyla çevrili evine yerleşmesi ile sıtmaya yakalanıp hasta düşmesi çok sürmedi. Ateşten soğuk terler döküp günlerce yatmak zorunda kaldığında, İngiliz din adamı ve düşünür Thomas Malthus'u hatırlamıştı. Malthus, doğanın hastalıklar, açlık, savaş ve kazalarla insan nüfusunu kontrol altında tuttuğunu söylüyordu. Wallace aynı mantığın hayvan türlerine de uygulanabileceğini düşünmüştü. Binlerce böcek ve hayvanı öldürüp inceliyordu. [caption id="attachment_31126" align="aligncenter" width="800"] Wallace'in farklı türlerle deneyimi, doğal seleksiyon teorisini geliştirmesine neden oldu.[/caption] Hastalık ve varlık sorunu üzerinde yoğunlaşırken daha sonra şöyle yazacaktı: "Bu büyük ve daimi yıkım konusunda düşünürken şu soru geldi aklıma: Neden bazı canlılar ölürken bazıları hayatta kalıyor? Bunun cevabı en güçlü olanın hayatta kalması olsa gerek." Bunun üzerine Wallace'ta, canlıların doğal seleksiyon yoluyla evrilip ortaya çıktığı düşüncesi gelişmişti. İyileşir iyileşmez bu düşüncesini kağıda döktü ve ünlü bilim adamı Charles Darwin'e gönderdi. Bu mektup 18 Haziran 1858'de Darwin'in eline ulaştığında onu bir telaş sardı. [caption id="attachment_31127" align="aligncenter" width="800"] Darwin ile Wallace'in doğal seleksiyon teorileri 1858'de bir bilim konferansında ortak sunulmuştu.[/caption] Çünkü kendisi de son 20 yıldır doğal seleksiyon yoluyla evrim teorisi üzerinde çalışıyordu ve bu konuda üç cilt halinde hazırladığı dev eserini bir yıl içinde yayınlamayı planlıyordu. Ama Darwin doğru olanı yaptı ve 1 Temmuz 1858'de Londra'da yapılacak olan bir bilim konferansında sunulmak üzere hem kendisinin hem Wallace'in doğal seleksiyon konusundaki fikirlerini meslektaşlarına iletti. Wallace uzaklarda, kendisi ise birkaç gün önce kaybettiği 19 aylık oğlu için yasta olduğu için katılamamıştı konferansa. Bu teori sunulduğunda herkesin ilgisini çekmişti. Bu ilgi Darwin'i Türlerin Kökeni olarak bildiğimiz ünlü kitabını yazmaya yöneltti. Wallace devreye girmese belki de Darwin hâlâ uzun eseri üzerinde çalışıyor olacak ve uzun haliyle onu fazla kimse okumayacaktı. Kasım 1859'da yayımlanan kitap din dünyasını sarsmış, bilim dünyasını şekillendirmişti. Wallace ise gezilerine devam etti. 1859'da biyocoğrafya alanında izini bırakan ve Güneydoğu Asya ile Avustralya faunasını ayıran Wallace Hattı'nı ortaya koydu. 1862'de İngiltere'ye geri döndüğünde 83 bini böcek olmak üzere 125 bini aşkın canlı örneği getirmişti beraberinde. 1868'de anılarını kaleme aldığı Malay Takımadaları (The Malay Archipelago) kitabını yayımladığında büyük ilgi gördü. 90 yıllık ömründe kadın haklarından ruhiyatçılığa kadar birçok konuda yazdı ve meslektaşı Darwin'in hak ettiği saygıyı hiçbir zaman ondan esirgemedi. (BBC Türkçe)

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR