Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

6 Şubat 2021

Öykü

Fas ve Masal Şehirleri

Özge Devravut

Paylaş

3

1


Güneş ışığı çadırın aralığından süzülüp halının üzerine uzun şeritler halinde düşmüş parlıyor. Katalogdan bir desen seçtim, bir de aklımda yazdırmak istediğim bir cümle var. Yazıp yazamayacağını sordum, “Uzun olmadığı sürece yazabilirim,” dedi. Önüne oturdum. Seyithan, hazırladığı hint kınasını ahşap çubukla karıştırdı. İnce fırçasını bambu ağacından yapılmış kâsedeki kınaya batırdı. Kürek kemiğimin altında fırçayla gezdiği çizgi boyunca tenim ürperdi, ardından bu tatlı his bütün vücuduma yayıldı. Bir saat sonra işi bitince aynaya baktım, üzerinde taç yaprakları olan bir çiçek deseni yanında küçük ve ince bir el yazısıyla La felicidad no está en el destino, sino en el camino yazıyor. İspanyolca, mutluluk hedef değil gidilen yoldur anlamına geliyormuş.

Sabahın erken saatlerinde kalktık. Kahvaltı yaptıktan sonra develerin üzerinde Sahra çölünde Erg Chebbi kumullarında gezdik. Yanımızda devesiyle giden adam fenalaşınca Amir Ahmet ve yardımcısı Hüseyin devenin yularını aşağı çekip oturmasını sağladı, adamı devenin üzerinden yavaşça indirdiler. Başına bağladığı ince kumaş onu güneşten koruyamamış ya da fazla susuz kalmış olmalı diye düşündüm. Hepimiz develerin üzerinden indik. Matarasında soğuk su olan herkes rehberimiz Amir Ahmet’e verdi. Başından sular süzülen adam, yarım saat içinde kendine geldi, herkes rahat bir nefes aldı. Amir Ahmet’in yardımcısı Hüseyin, onu yakınlarda bir çadıra götürdü. Biz yolumuza devam ettik Her şeyin fotoğrafını çektim, önümde ağır adımlarla yürüyen devenin kumda bıraktığı ayak izlerinin bile.

Akşam yemek çadırına girdim. Çadırdaki döşemelere bordo renk tonu hâkim. Yer minderi ve yastıklar çadırın dikdörtgen duvarına yaslanmış bir nevi şark köşesini andırıyor. Üzerine kareli krem rengi kumaş örtülmüş yer masaları, çadırın dikdörtgen döşemeleri boyunca uzanıyor. Açık büfeden bir tepsi ve birkaç tabak aldım. Büyük toprak tencerelerin içinden tabağıma yöresel yemeklerden koydum, Tajin ve b’ssara yanına da tatlı olarak cornes de gazelle. Yer sofrasına oturdum, tepsimi bakır sininin üzerine koydum. Arapça ve Fransızca karışık şarkılar eşliğinde yemeklerin tadına baktım, hepsi çok lezzetli. Üzerine çay içmek isteyince garson çay isimlerini sıraladı, Fas çayı, berberi çayı ve siyah çay. Fas çayı ile berberi çayının içinde neler olduğunu sordum. Fas çayında nane ve yeşil çay, berberi çayında zencefil ve karışık baharatların olduğunu söyledi. Fas çayı getirmesini rica ettim. Bir yandan çayımı yudumlarken diğer yandan ajandama yemek çadırıyla ilgili notlar aldım.

Gece çadırıma geçince polar pijamalarımı giydim, gündüzü ne kadar sıcaksa gecesi de o kadar serin. Amir Hasan’ın iple bağlı olarak verdiği elyaf yastık ve yorganı açıp yer yatağının üzerine serdim. Pille çalışan şamdanı kapattım, uyumaya çalıştım. Çölde gezmek değil de uyumak bir cesaret. Gelmeden önceki gün araştırdığım internet sitelerinden birinde, Sahra çölünde, çöl tilkisi ve akreplerin cirit attığını okumuştum. Tilki değil ama akrepten korkuyorum. Çadıra girmiş olabilir. Bir saat boyunca gözümü kapattım, uyku tutmadı. Uyuyamayacağımı anlayınca, yemek çadırı belki açıktır diye üzerime şal alıp çıktım. Gece zifiri karanlıkta şamdanı ayaklarıma tutarak korkuyla ilerledim. Sandaletlerim üç çapraz deri parçasından oluşuyor, akrep sokması için oldukça elverişli. Akrepler gece uyuyor mu acaba? Çadırda sokmayan akrebe resmen davetiye çıkardım. Hangi akla hizmet çadırdan bu karanlıkta çıktım bilmiyorum. Yemek çadırına geldim, fermuara eğilince üzerinde kilit olduğunu gördüm.

“Uyuyamadın mı?” sözüyle irkildim. Amir Hassan elinde kocaman bardakla bana bakıyor.

“Evet, uyku tutmadı,”

“Bugün çok yoğun geçti, herkes erkenden uyudu, sen neden uyuyamadın?”

“Akrep sokarsa diye korkuyorum,”

Kahkaha attı. Kalktım.

“Madem uykun kaçtı, kendime kahve yapmıştım, dur sana da getireyim,” dedi. Çadırdan büyük bir kâğıt bardakta getirdiği kahveyi uzattı.

“Çok güzel kokuyor, ne kahvesi bu?”

“Kolombiya filtre kahvesi, özellikle bir şeyler yazarken vazgeçilmezim.”

“Sahra çölünde Kolombiya kahvesi mi içiyorsun?” dedim, güldüm, keyfim yerine gelmişti. “Bu arada ne yazıyorsun?”

“Anı türünde bir kitap, rehberlik ettiğim süre boyunca epey bir anı birikti. Sen sever misin yazmayı?”

“Evet, bir bloğum var. Favori ürünler, sanat, müzikle ilgili görseller ve yazılar paylaşıyorum. Arada sırada gezi yazısı da paylaşmaya karar verdim. Aslında bu nedenle buradayım.”

“Bugün ondan o kadar fotoğraf çektin demek.”

“Evet.”

“Yarın memlekete mi dönüyorsun?”

“Hayır, iki gün daha Fas’tayım. Yarın Kasablanka’ya uğrayacağım, oradan Marekeş’e gidip iki gün kalacağım, sonra Türkiye’ye döneceğim.

“Akrep sokması için panzehir iğne var merak etme.”

“Uyurken insan savunmasız hissediyor kendini, uykumda gelmesinden korkuyorum.”

“Sürekli akrebin gelip sokacağını düşünürsen gelip sokar.”

“Peki ya düşünmezsem, akrep gelmez mi?”

“Yine gelebilir ama belki sokmadan geri dönebilir,” deyip gülümsedi.

Ben de gülümsedim. Kahve bitince teşekkür edip çadırıma doğru yürüdüm. Arkamdan seslendi.

“Kötü olasılıklar her zaman var, sen her zaman iyiyi düşün,”

Gülümseyerek el salladım. Çadırıma doğru yürürken şamdanı bu kez ayaklarıma değil önümü aydınlatması için ileriye doğru tuttum. Fermuarı kapatıp yatağıma uzandım. Biraz kitap okudum. Uyandığımda elimde kitap vardı. Saate baktım, altı buçuk. Fermuarı açıp ufka uzanan kumlara baktım, hava biraz aydınlanmış. Gecenin ürküten tarafı silinmiş, güneş kendini gösterince çöl alabildiğine güzel ve büyülü. Hiçbir şey düşünmeden manzarayı izlerken kumların üzerinde bir hareketlenme oldu. Panikle korkudan ayağa kalktım. Gelen misafiri görünce korkulacak bir şey olmadığını anladım. Bir iguana. Renkleri o kadar güzel ki, fotoğraf makinemi alana kadar gitmemesini dileyerek çadıra girdim. Çantamın içinden fotoğraf makinesini alıp hemen çıktım. Olduğu yerde duruyor. Korkutmak istemediğim için usulca eğildim. Dizimi kumlara koyup başımı onun mesafesine kadar eğdim. Kamerayı on kat yakınlaştırınca desenlerinin ne kadar muhteşem olduğunu gördüm. Deklanşöre birkaç kez bastım. Sonra hızlıca uzaklaştı. Beni selamlayıp gitti diye düşündüm. Güneş doğarken mucizesini de getirmişti.

Kazablanka’ya öğlen on iki gibi vardım. Burada kalmayı düşünmüyorum. Atlas Okyanusu’nun muhteşem manzarasını izleyip Marekeş’e gideceğim. Bir hafta önce yer ayırttığım otele yerleşeceğim. Meşhur kordon yolunda yürüdüm, ahşap tırabzanlara dayanıp okyanusun ufkundan ve kıyılarından birkaç kare fotoğraf çektim. Aşağıda alabildiğine uzun bir sahil ve bir restoran var. Öğlen yemeği yemek için kumsala inen ahşap merdivenlerden aşağı indim. Oturmak için okyanusa en yakın masalardan birini seçtim. Okyanusun kıyıya vuran beyaz köpüklü dalgalarını izledim. Muhteşem ve büyüleyici, insan burada saatlerce kalabilir, saatlerce müzik dinleyebilir ve yazabilir. Fas’ın geleneksel yemek menüsünden Tajin, Harira Çorbası, dünya lezzetleri menüsünden istiridye ile yanına içecek olarak bira söyledim. Garson hepsini önüme koyunca fotoğrafını çektim. Önce istiridyelerin tadına baktım. Buradaki istiridyeler bizim oralardakinden daha büyük, içinde farklı baharatlar olduğu için daha lezzetli.

Marakeş’e akşam saatlerinde vardım. Otele yerleşip öğlene doğru uyandım. Geç kahvaltıya yetişebildim. Bloğuma yeni yazı ve fotoğraflar ekledim. Pencereden dışarı baktım. Gök gürültüsünün ardından yağmur sonrası gökkuşağı Fas’ın iki yakasına doğru yay gibi uzanmış. Güneş ışığı bulutların arasından belirince oturduğum masa aydınlandı. Bloğumda Fas gezim ile ilgili paylaştığım yazı ve fotoğrafların altına yapılan yorumları okudum.

Çok faydalı bir paylaşım olmuş, seneye ben de gitmeyi düşünüyorum.

Konaklama ve yemekler ne kadar tuttu?

Fotoğraflara bayıldım, özellikle iguana çok tatlı.

Devenin üzerinde çölü gezmek isterdim. Fas’ı gezilecekler listeme ekledim.

Okyanus manzarası muhteşem, ben de gitmek istiyorum.

Yorumların hepsini beğendim, fiyat bilgisi isteyen yorumun altına, Türkiye’ye döndüğümde bütün masraflarımı kalem kalem blogta paylaşacağımı yazdım.

Havlu kartımla dergimi yanıma alıp sıcak havuza gitmek için odadan çıktım. Eksi ikinci katın ışığı yanınca asansörün kapısı açıldı. Banketin arkasında oturan adam, yanağını sol eline yaslamış pür dikkat bilgisayarın ekranına bakıyor. Yanına yaklaştım, aniden toparlanıp gülümsedi. Havlu kartımı bankete bıraktım, eğilip dolaptan iki tane mint rengi havlu uzattı sonra izlediği programa geri döndü. Gümüş rengi parmak arası terliklerimi çıkarıp ayaklarımı fıskiyeye tuttum, vücuduma serinlik dalgası yayıldı. Sonra kurutma cihazında ayaklarımı kuruttum ve terliklerimi geride bırakarak koridora adım attım. Uzun koridorun antrasit mermer zemininde ilerledim karşılıklı duvarda tablolar var. Tablolara yakından birkaç dakika baktım sonra oval kapıdan girip sola döndüm.

Latin şarkıları yükselen kapalı havuzun huzur veren minimalistik tasarımını inceledim. Bambu ağaçlarından oluşan büyük toprak saksılarla çevrelenmiş duşun ahşap oluğundan akan suyun altında bir adam yıkanıyor. İşi bittikten sonra elbisemi çıkarıp duş aldım. Şezlonglardan birine havlumu serip diğerini baş kısmına gelecek şekilde katlayıp koydum. Boynumun arkasındaki düğümü çözüp bikinimin ipini sıkılaştırdım. Dergimi çıkardım, şezlonga uzandım. Havuzda benden başka Faslı bir çift var. Öyküyü okurken arada bir gözüm çiftin İngiliz Cooker cinsi köpeğine takıldı. Köpek önce havuza yaklaşıp sağ patisiyle suyu karıştırıyor sonra şezlongda yatan çiftin yanına zıplayarak koşuyor.

Nasıl oldu anlamadım öykünün sonlarına doğru gelmiştim ki kadının çığlığını duydum. Dergiyi yanımdaki şezlonga bırakıp ayağa kalktım. Adam havuzun içine bakıp çığlık atan kadını tutup sakinleştirmeye çalışıyor. Köpeğin havuzun dibine doğru alçaldığını gördüm. Yüzme bilmedikleri için müdahale edemediklerini anladım. Havuza atladım, suyun kaldırma kuvvetine rağmen dibe doğru yüzmeye çalıştım. Köpeği havuzdan çıkardım. Suni solunum ve kalp masajı kaptıktan sonra yuttuğu suyu çıkarması için karnının altından tutup yukarı kaldırdım. Ağzından su çıkınca birkaç kez işlemi tekrarladım. Köpek gözlerini açtı. Çift minnettar bir şekilde baktı, adam sevinçle cüzdanından para çıkarıp vermeye kalktı ama kabul etmedim. Çift havuzdan çıktı ben de şezlonga geri döndüm. Derginin sayfasını çevirip başka bir öykü okumaya başladım.

YORUMLAR

Alper Terzibal

Anın içinde. Şuan Gecenin karanlığından, sabahın cılız aydınlığına. Fas'ın buğday sarısı çöl ikliminde, Rüya ile karışık Marakeş keşmekeşi. Bir solukta okudum denemenizi. Belli ki daha fazlası, pek çok fazlası var dimağınızda. Birçok hikaye, roman, eser, bir kalem ile kağıda veya birçok 1 ler ve 0 ların oluşturduğu elektronik ortama dökülmesi gereken. Hikayenizden çıkarımım değişim sancısı çeken şairane bir ruhunuz var. Ve cüretimi bağışlayın sanki uslanmaz bir ruhunuz var. Sürekli yeni arayıp, çağıran bir yaramaz bilinç. Acaba motivasyonu neydi, size bunu ne düşündürdü ne harika bir alıntıdır bu; 'Mutluluk hedef değil gidilen yoldur...' Enfesti. Ekim ayı sonunda doğan, özelliklerini pek taşımasamda cekinilen bir burca sahip bir erkek olarak, bir akrepin geceleri uyuyup uyumayacağını hiç düsünmemiştim. Çok başarılı bir ironi. Hikayenin sonundaki suni solunum sanki astım atağındaki ruhuma derin bir nefes aldırdı. Evet sayesinde şuan kokusunu çok daha rahat alır gibiyim. Umarım sizinde favorinizdir, Kolombiya filtre kahvesi. Bir gün memnuniyet ile karşılık içmek ümidiyle. İyiki varsınız.

17 Kasım 2023

Öne Çıkanlar

“Delilik de bizim akıllı seçimimiz ols..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Mercan Barışkan

20 Eylül 2025

Alt Kat

Sigara uğruna…Açık bahçe kapısının tam önüne denk gelen, her seferinde lanet okuduğum o eski püskü sandalyede bir bacağımı kıvırıp altıma almış oturuyordum. Sevgi Hanım dün akşam yemek saatinde gizlice üst kata çıkıp gördüğü ilk odaya, yani benim odama girmiş, tüm sigaralarımı çalmıştı. Nasıl..

Devamı..

İstanbul’a 1 Saat Mesafede Kamp Kurula..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024