kırıldı. sıkı tutsaydın ya biraz! süpğrge-faraş. bile-isteye yapıyor gibi. tedâvî de bitti oysa. her yer cam kırığı. kalktı, üzerine bastı! deli misin anne? önce elimle sonra cımbızla tek tek... tentürdiyor ve sargı bezi. senin yaptığını.. neyse. bir de ıslak, kuru: âh zor zahmet... plastikte verdim su ve ilacını.. içti, titremeden elleri. derdi ben: inâdına yapıyor. üzüleyim istiyorsun di mi? önünü gösteriyor: dooğru tuvalete. hâlâ yıkıyorum önünü, arkasını. eziyet edecek ya! hadi kalk da kurlayayım. ellerini kendi yıkadı neyse. acıktın mı? başını salladı evet diye. yymurta kıracağım deyince, ekşitti yüzünü. teyzem gelince alış-veriş.. idâre et. çay da demledim, yedi-içti plastikten yine. e tüm cam, porselen, seramik eşyayı toplayacak değildim ya: tabak, çanak, bardak; ayna, saat, gözlük... bir de çivi çaksaydım tahtalara pencereye! haspam sokağa düşkün: gelen-geçene bakma merâkı: kim ne giymiş bugün, kim kimle hasbîhâlde, manav, kasap, kapıcı kaç kez geçti... yatağı işâret etti; yüzünü duvara, kıçını bana... küs mü ne?! en az bir saat horultu. evde ne varsa yapayım akşama. temizlik, çamaşır, ütü... bir de sâde. uyandı, saçlarını, vücudunu gösterdi: yıka beni diyor yâni. bin bir zâhmet... kurladım, saçlarını taradım, kremledim, kokuladım; çamaşırlarını, giysisini değiştirdim; kuruldu koltuğa. baş ve işâret parmağıyla kulpundan tutup fincanın, ağzına götürür gibi.. benimkisi yorgunluk, onunkisi keyif: kahve istiyor. plastikle artık deyince, aynı ekşi surat! gelse de teyzem, hem alış-verişe çıksam hem parkta bir bankta oturup göğe baksam boş boş, biraz da ağlasam. el ve ayak tırnaklarında sıra: kestim. geçen gün leğene tuzlu su koydurdu kaş-göz edip, yarım saat bekletti yumuşasın diye ayakları, ovalattı, ayak taşıyla da.. neyse ki bugün çıtçıtla ucuz atlattım. haftada en az iki gün yıkayayım istiyor -bugün kese istemedi.. lifle atlattım şükür-, saç, yüz, el-ayak bakımı emrediyor, süslenip-püslenip tarafımca, pencere önünde çiçekleniyor! ne istiyorsun anne? sakız çiğneyecekmiş! çekirdek çıtlatması, şamfıstık ayıklatması neyse de, mısır patlatayım, kestane haşlayayım.. sefâ peze... âh babam âh! az katlandın, kahrından öldün de... mâsûstan gecikiyor teyzem: katranı kaynatırsan olur mu şeker... bu da can, bu da insan; gencecik kız diyen yok! eniştemin de gözleri toprağa... ikisi bir arada.. düşünsenize! albümü istedi bir de: sayfaları çevirecek, fotoğrafları gösterecek, kimin nerede olduğunu anlatacak, anı tazelettireceğim bir de!manavın çırağının, kasabın kalfasının, kapıcının oğlunun ben de gözü var: kura çekip, çıkana varsam mı ne? kapı çaldı: teyzemin komşusu: rahâtsızlanmış eniştem!






