Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

19 Ekim 2022

Söyleşi

Füsun Çetinel: "Ekranın ardından gerçekleşen temassız iletişim bizi empatiden iyice uzaklaştırdı."

Bengisu Belen

Paylaş

0

0


İnsanın temassız, iletişimsiz sağlıklı kalabilmesi çok zor.

Bengisu Belen: Önceki kitaplarınızda da en dikkati çeken noktalardan biri sıradışı karakterlerinizdi. Bu kitapta da yine okurları, örneğin Bay Lezzetliparmak gibi hem isim hem de karakter olarak ilginç kahramanlar bekliyor. Füsun Çetinel kitaplarındaki bu renkli karakter havuzunu neye borçluyuz?

Füsun Çetinel: Karakterlerimi sanırım sıkça yaptığım yolculuklara borçluyum. Gezdiğim yerlerde bir turist olarak değil de onlardan biri gibi, onların arasında yaşamayı tercih diyorum.

Toplu taşımayı kullanıyorum, yürüyorum, bisiklete biniyorum, sıradışı insanların hikâyelerine kulak veriyorum. İnsanların yüz ifadelerini, ellerini kullanışlarını, dudaklarının kıvrılışını ve diğer her bir detayı kana kana hafızama kaydetmeğe çalışıyorum. Kimsenin bakmadığı, fark etmediği şeyler benim ilgimi çekiyor. Hikâyecilik de bu değil mi zaten…

BB: Salgından bize kalan bir alışkanlık, mesafemizi korumak. Bu temassızlığın bir yandan bizi hastalıktan korurken diğer yandan da bizden götürdükleri var elbette… Samimiyet, sevgi aktarımı, bir iletişim yolu… Bu mesafe meselesinin etkileri konusunda düşünceleriniz neler?

FÇ: İnsanın temassız, iletişimsiz sağlıklı kalabilmesi çok zor. Kapitalizmin kaçınılmaz sonucu olan bireysellik, I need my space söylemi, sanal dünya ve rekabet insanları birbirinden uzaklaştırmaya başlamıştı zaten pandeminin çok daha öncesinde. Sosyal mesafe kavramı her şeyin üstüne tuz biber ekti. Uzaktan çalışma, uzaktan okul, uzaktan ilişkiler, uzaktan insanlık… Ekranın ardından gerçekleşen temassız iletişim bizi empatiden iyice uzaklaştırdı. Aynı apartmanda komşular en küçük bir aksırık veya öksürük sesinden şüphelenip, birbirlerini sağlık birimlerine ihbar ettiler. Kapalı kapıların ardında dertlerimizle, gözyaşlarımızla tek başımıza kalakaldık. Her birimiz psikolojik açıdan patlamaya hazır birer saatli bomba haline geldik. Hiçbir şey birdenbire olmadığı gibi hiçbir şey de birdenbire bitemiyor. Hepimizde ya yine aynı şeyler olursa korkusu…

BB: Toplum olarak hem çocukların müzeleri gezmesini, kültürlenmesini istiyoruz hem de güvensizliğimizden onları bu tarz yerlerden uzak tutuyoruz. Sizce çocuklar tarihi eserler için sandığımız kadar tehlikeli mi? Bu güvensizliğin kaynağı ne olabilir?

FÇ: Bir çocuğu on yaşında ilk defa denize götürürseniz ondan birdenbire yüzmesini bekleyemezsiniz!

Çocuklarımızı, kimi zaman kendi rahatımız için kimi zaman da onları nasıl idare edeceğimizi bilemediğimiz için, kültür mekânlarından uzak tutuyoruz. Buralarda nasıl davranacaklarını kestiremeyen çocuklar doğal olarak çevreye rahatsızlık verebiliyor. Onları erken yaştan itibaren müze, kütüphane, sergi, antik kent gibi kültürel mekânlara sıkça götürüp, ilgileri doğrultusunda sohbetler yürütebilirsek, hem çocuklara karşı kendi güvensizliğimizi yenmiş hem de birlikte kaliteli zaman geçirmiş oluruz. Sınıf gezileri, izci kampları, spor kulüpleri gibi destekleyici faaliyetler de çocukların kültürel mekânlara uyum sağlamasını kolaylaştıracaktır.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Tek kitaplık yazarlarOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

I. F. &. J. Taylor

19 Şubat 2025

Dünyanın En Eski Yazı Sistemi

Çivi yazısı, M.Ö.3400 yılları civarında kullanılan antik bir yazı sistemi. Dünya üzerindeki en eski yazı sistemi olarak kabul edilen ve tarihi Mısır hiyerogliflerinin de gerisine uzanan çivi yazısının ayırt edici yönüyse kil tabletler üzerine kazınan kama biçimli işaretl..

Devamı..

İngiliz Edebiyatı Tarihine Kısa Bir Ba..

Adam Burgess

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024