Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

6 Ekim 2021

Edebiyat

George Saunders: İyi Bir Hikâye Anlatmanın Sırları

Oggito

Paylaş

3

0


“Bir hikâyenin asıl anlattığı şey, bizde yarattığı merakta ve onu ne kadar içselleştirdiğimizde saklıdır.”

Hikâyelerle örülü bir zamanın içinde yaşıyoruz. Bir insanın hayatı, anlamını kendi yarattığı bir hikâyedir. Biz insanlar, yaşadığımız olayları, kim ve ne olduğumuza dair mantıklı ve tutarlı bir anlatı oluşturuyoruz ve bu anlatı kimliğimizin bir parçası hâline geliyor. Hikâye anlatıcılığını, uğradığımız adaletsizlikleri aktarmak için bir nevi hayatta kalma mekanizması olarak kullanarak kolektif seçici belleğimizi tarih dediğimiz şeyle bir araya getiriyoruz. Tüm bilinebilir gerçeklerin küçük bir parçası, dikkatimizin acımasız ayrımcısı tarafından eleniyor ve kişisel ile kültürel tarihlerimiz tarafından çarpıtılıyor. Bir melodi mırıldanıyoruz ve bu melodiyi gerçeğin senfonisiyle karıştırıyoruz.

Hikâye anlatımı, insanın algısıyla bu şekilde oynuyor. Öte yandan hikâye anlatmak, hayalimizde canlandırdıklarımızla gerçeği karıştırmamamızı, daha çok “hissetmemizi” ve bilgi ile fikrin arasındaki boşluğu doldurmamızı sağlıyor ki bunların hepsi, gerçeğe ulaşmaktan çok daha zor ve değerli.

George Saunders, A Swim in a Pond in the Rain: In Which Four Russians Give a Master Class on Writing, Reading, and Life adlı kitabında bu konuyu işliyor. Bir hikâyeyi iyi yapanın ne olduğuna dair harika araştırması (ki bu, aynı zamanda Saunders'ın iyi bir hayatı neyin iyi yaptığına dair bir araştırmadır) yedi klasik Rus kısa öyküsünü detaylı bir şekilde inceleyerek “zamanımızda belki de tam olarak anlaşılmayan ancak bu yazarların yazma amacı edindiği konular üzerine titizlikle inşa edilmiş yedi hikâye” olarak ele alıyor. Kitapta “Gerçek nedir?” ve “Niçin severiz?” tarzında, insanın hayatını nasıl yaşaması gerektiği ve ölümlü olmanın ne anlama geldiğine dair sorular yer alıyor:

“İnsanları sevmemizi bekliyormuş gibi görünen ama bizi onlardan ayırmak için elinden geleni ardına koymayan bir dünyada nasıl mutluluk içinde yaşayabiliriz ki?”

Saunders “bütün entelektüel çalışmaların bir tepkiyle başladığını” belirterek araştırmasının ana sorusunu dile getiriyor: Bir hikâyeyi okurken ne hissederiz?

“Bir hikâyenin asıl anlattığı şey, bizde yarattığı merakta ve onu ne kadar içselleştirdiğimizde saklıdır.”

Lia Halloran, A Velocity of Being: Letters to a Young Reader adlı kitaptan.

Saunders, hikâye anlatımı ile yaşam arasındaki bu uyumu, bir hikâyenin kurgusal dünyasında nasıl ilerlediğimiz ile gerçek dünyada nasıl ilerlediğimiz arasındaki bu paralellikleri göz önünde bulundurarak şöyle yazar:

“Okuma şeklimizi incelemek, zihnin çalışma şeklini incelemeye eş değerdir…. Hikâye okurken zihnin çalışan kısmı, dünyayı okurken çalışan bölümle aynıdır; bizi aldatabilir ama aynı zamanda doğru olanı görme konusunda eğitebilir. Bizi tembel, şiddete başvuran, materyalist güçlere karşı daha duyarlı kılabilir ve hayatı daha hissederek yaşamaya, aktif, meraklı, uyanık okurlar olmaya teşvik edebilir.”

“Bir hikâye doğrusal-zamansal bir olgudur. Her seferinde bir satır ilerliyor ve bizi büyülüyor (ya da büyülemiyor).

***

Bir hikâyeyi enerji transferi için kurulmuş bir sistem olarak düşünebiliriz. Enerji ilk sayfalarda oluşturulur ve işin sırrı, sonraki sayfalarda bu enerjiyi kullanmaktır.

***

Bir hikâyenin asıl güzelliği, görünen sonunda değil, yol boyunca okurun zihninde yol açtığı değişimdedir.

Bu enerji aktarımı yani okurun hikâyeyi kavramasındaki dönüşüm, sanatın bizi harekete geçiren gizem dolu mekanizmasıdır. Bu ister bir hikâye olsun ister bir şarkı, şiir ya da resim. Elinizdeki eserle anda kalmayı öğrenmek, zihni düşünce ve duyguya yönlendiren akışı fark etmek, yalnızca sanatla değil, dünyayla da ilgilenme kabiliyetimizi geliştirir. Sinirbilimci Christof Koch'un bize hatırlattığı gibi, ‘bilinç hayatımızın esas gerçeğidir.’”

Çeviren: Aslı İdil Kaynar

(Brainpickings)

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

(Kadın) YazarJ. C. Oates
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Benjamin Smith

6 Ağustos 2025

Trajik Gerçekçilik ve Meksika Narko-Ed..

Meksikalı yazarlar polisiyenin gerçekçi geleneğiyle dalga geçseler de mesele devlet olduğunda çok daha gerçekçi, hatta acımasız bir portre çizerler. Polisiye artık gerçekten küresel bir edebiyat türü. Reykjavik, Oslo ya da Barselona’yı kendin..

Devamı..

Gerçek Ne Kadar Gerçek

E. O. Ekşioğlu

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024