Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

1 Nisan 2020

Edebiyat

Oggito'nun Nisan Ayı İçin Önerdiği Kitaplar

Oggito

Paylaş

3

0


Hafıza Sanatı, Frances A. Yates

İnterneti, arama motorlarını, dijital kitabı, hatta basılı kitapları unutun. Antik zamanlara kadar geri gidip bunların hiçbirinin olmadığı bir dünya hayal edin. İşte o dünyada insan hafızası bir sanat, bir teknik olarak algılanıyordu; kuvvetli ve eğitimli bir hafıza insan faaliyetleri için yaşamsal öneme sahipti. Antik Yunan’da icat edilen hafıza sanatı önce Roma’ya aktarıldı, oradan Avrupa geleneğine yerleşti. Bu sanat yer ve imgeleri hafızaya nakşetme yoluyla ezberlemeyi amaçlıyordu; bilginin – özellikle de dinsel dogmanın – aktarılmasında, ezberletilmesinde, yaygınlaştırılmasında ve hatırlatılmasında eşsiz bir yere sahipti. İnsan zihninde yerlerin ve imgelerin düzenlenişi, hemen her zaman insan ruhunun bütünlüğünü doğrudan etkiliyordu.

Yates’in, hafıza sanatının Antik Yunan, Ortaçağ ve Rönesans boyunca geçirdiği dönüşümü inceleyen bu klasikleşmiş kitabının estetik, psikoloji, tarih felsefesi, bilimler ve edebiyat alanlarına paha biçilmez katkıları oldu. Bu kitap karşısında akla şu soru gelebilir: Bir akademisyen, bir yazar nasıl bu kadar derin sulara dalabilir? Yates, bu tarihsel anlatıya hayat veren tutkusunu vaktiyle şöyle dile getirmiş: "Rönesans’ın büyüye dayalı veya batıni hafıza sistemleri benim için büyük bir soru işaretiydi. Sonunda, ardındaki itkinin Rönesans Hermetizm geleneği olduğunun farkına vardım. Geçmişin bu geleneklerini ne kadar anlaşılır hale getirmeye çalışsam da onlarla aramda her zaman asla ele geçiremediğim bir mesafe kalıyordu. Ama peşi sıra gitmeye devam ettim."

Çeviren: Ayşe Deniz Temiz, Metis, Şubat 2020

Zamanın Tohumları, Fredric Jameson

Jameson, Zamanın Tohumları’nda postmodernizme karşı mimari ve edebiyat üzerinden yeni bir eleştiri geliştirirken, ütopya kavramı ve deneyimini yeniden okuyarak kapitalizme karşı teorik bir hat oluşturuyor.
Ütopik metin hikâye anlatmaz; bir mekanizmayı, hatta bir tür makineyi tarif eder, ütopik bir durumda bulunabilecek türden insan ilişkileriyle oyalanmak ya da dengeli ve kalıcı bir duruma ulaştığımızda olmasını isteyeceğiniz türden hayatları tahayyül etmek yerine bir taslak çıkarır. Laf aramızda büyük ütopyacılar bunu da yaptılar, zaman zaman herhangi bir sahnenin, herhangi bir masum ya da o kadar da masum olmayan hazzın ara sıra görülen pastoral keyfini çıkardılar (burada da tam bir ütopyacı, ütopik hayalcinin Platoncu ideasının örneği olan Fourier, zirveyi kimseye bırakmaz). Bununla birlikte ütopyacılar, bunu yaparken daha çok, inşa edilmelerinin bile bu ilişkileri ve bu hazları, bu sahneleri tek başına mümkün kılacak kusursuz mekanizmaları dikkatlice kaydettiler.

Çeviren: Onur Gayretli, Monokl Yayınları, Şubat 2020

Evlilik, Jane Austen

Edebiyat tarihinin en sevilen romanlarına imza atan Jane Austen, dört kült romanından derlenen bu metinlerde, 19. yüzyıl İngiltere’sinde evliliğe neden bu denli önem atfedildiği sorusuna yanıtlar arıyor. İronik yaklaşımıyla, İngiliz toplumunun evlilik merakını, ailelerin, soyluların ve evlendirilmek istenen gençlerin bakışından evlilik “müessese”sini ele alıyor. Flörtler, entrikalar arasında dünyanın pek çok yerinde geleneklerin kadına biçtiği en iyi gelecek projesi “evlilik”le, kadınların aşklarını seçme hakkı arasındaki gerilimi mizah, zekâ ve sevecenlikle yansıtırken, bir yandan da genelde toplum doğrularıyla özelde ise sınıf farklılıkları ve kadının konumlanışıyla incelikli bir şekilde dalga geçen yazar, dönemin yaygın birçok geleneğini eleştirmekten de geri durmuyor.

Çeviren: Berrak Göçer, Can, 2020

Topkapı Sarayı Oğuznamesi, Prof. Dr. Semih Tezcan

Bu kitap 1932’den beri bilinen, tam metni 1934’ten bugüne birçok bilim insanı tarafından okunup yayımlanan, üzerinde yorumlar yapılan 3 sayfaya yayılmış 65 satırdan oluşan bir “Oğuznâme”yi daha doğrusu bir “Oğuznâme parçası”nı konu ediniyor. Dede Korkut Oğuznâmeleri'nin yakın akrabası, hatta onlardan da eski, belki Ana Destan'a onlardan da yakın.

Topkapı Sarayı Oğuznamesi doğru okunup gereği gibi anlaşılırsa bugün üç nüshaya çıkmış olan Dede Korkut boy ve soylamalarının daha rahat çözümlenmesine katkıda bulunacak değerde. Manzum, ancak bu özellikleri tam olarak ortaya konulamamış güçlükle okunabilen işlek yazılı bir metin. Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Revan Kitapları arasında 1390 sayı ile kayıtlı Yazıcıoğlu Ali’nin Selçuknâme yazmasına iliştirilmiş (“sağ kapak müsvedde sayfaları”) bu çok önemli Oğuznâme parçası için Dede Korkut Oğuznameleri Üzerine Notlar'da uyguladığı yöntemle uzun süreli emekler vermiş olan Semih Tezcan, kitabını tamamlayamadan aramızdan ayrılmıştır. Elde kalan dosya son haliyle eşi Nuran Tezcan tarafından düzenlenerek yayına hazırlanmıştır.

Topkapı Sarayı Oğuznamesi tamamlanmamış da olsa eski Türk metinlerini okumayı yaşama biçimi haline getirmiş çağımızın önemli filologlarından birinin imzasını taşımaktadır.

YKY, 2020

Erkeklere Her Şey Anlatılmaz, Buket Arbatlı

Buket Arbatlı ilk öykü kitabı Erkeklere Her Şey Anlatılmaz'da kadınlığın bin bir türlü haline yakından bakıyor; sakınmanın kırık sesini cesaretin sözüne, kasvetin karanlığını öfkenin alazına dönüştüren satırlarıyla kadınlar arasındaki gizli lisanın tercümanlığına soyunuyor. İnsanı bir ürperti gibi sarıveren dertleri karakterlerine giydirerek her birimizi kırılgan kaftanını terk etmeye davet ediyor. Arbatlı'nın kalemine her öyküsünde bambaşka bir kadın, bambaşka bir yeryüzü hali takılıyor.

Sel, 2020

Zaman Sandığı, Andri Snaer Magnason

“Dünyayı fethettiğini sanıyorsun ama sana söyleyecek bir çift sözüm var: Kimse dünyayı fethedemez, zamanı fethedemediği sürece!”

Yakın bir gelecek... Artık kimse ruhsuz pazartesilere, soğuk şubatlara hatta ekonomik krizlere bile katlanmak zorunda değil. Kötü zamanları ZamanKutusu'na girip atlatmak mümkün.

Sigrun’un ailesi, yaklaşan büyük ekonomik krize karşı –diğer herkes gibi– sihirli kara kutularının içine saklanarak birinin gelip tüm sorunları çözmesini beklemeye karar veriyor. Ama Sigrun’un kutusu, olması gerekenden erken açılıyor ve küçük kız kendini şehrin terk edilmiş, vahşi hayata teslim olmuş sokaklarında, bu durumu çözmeye çalışan yaşlı bir kadına yardım eden bir grup çocuğun arasında buluyor.

Domingo Yayıncılık, 2020

Günlükler: Ellilerin ve Altmışların Başları, Allen Ginsberg

En erken dönemdeki yazılarla başlanıp, Allen’ın Hindistan yolculuğunun yılı 1962’ye kadar (bu kısım Indian Journals’ta [San Francisco: Dave Haselwood/City Lights, 1970] yer alır) tüm mevcut materyaller sunulmuştur (daha önce bahsedilen Güney Amerika’da tutulan not defterleri hariç).

 Bu on sekiz farklı kayıttan notlar (ayrıca yürüyüşlerde, otobüs yolculuklarında, metrolarda vs. kullanılıp evde, başucunda kullanılan büyük defterlerinin arasına eklenen bazı cep boy not defterleri), yazarın durumlarının çeşitliliğini yansıtarak, en büyük genel veya edebi ilgi pasajlarını dâhil ederek, yazara düzeltme ve çıkartma önererek tek bir kitapta toplanmıştır. Bu düzeltmeler (daha çok editör veya yazar tarafından yapılan özetlemeler) gereksiz tekrarları azaltmıştır.

Dipnotlar önemli isimleri, terimleri, imaları vs. belirtir ve asgari miktardadır, özellikle de şiirlerde. Çoğu rüya mevcut metinde belirtilmedikçe başlıklarla belirtilmiştir. Hâlihazırda yayımlanmış olan şiirlere dair alınan ilk notlar, bu günlükte yer aldıkça belirtilmiştir.

Editör, yıllar öncesine dayanan bu ayrıntılı ve düzensiz gözlemler, rüya karmaşaları, öz-endişeler ve keşifler, bilincin X ışınları, ev içi konuşmalar ve mutfak sohbetleri, aydınlanmalar, başucu notları, ağıtlar, bildiriler ve kutlamalar, buluşmalar ve ayrılıklar seçkisinin, şairin dediği gibi, günlerimin sınırındaki bu yalnız karalamayı yapan Ginsberg’i takdim edebilmesini ummaktadır.

Çeviren: Cemal Topcu, SUB Yayınları, 2020

Sokrates’in Savunması, Platon

Batı uygarlığının kurucu üç unsurundan biri kabul edilen felsefenin daha tarihinin başlangıcında, Hz. İsa’nın doğumundan 399 yıl önce gerçekleşen bu olay, sıradan bir filozofa karşı basit bir muhakeme davası değildir. Bu ilk fikrî cinayetin altında bazı kişilerin basit gerekçelerinden öte daha temel faktörlerin yattığını ileri sürebiliriz: Grek dünyasında, maddi zenginlik ve politik başarı gibi araçsal değerleri, “yaşanmaya değer hayatın” yani olması gereken ideal hayatın değerleri yerine ikame ederek, onları biricik değerler sistemi ve erdemi haline getirmek isteyenler, sosyo-politik sisteme kökten eleştiri getiren Sokrates’i, mahkeme marifetiyle hizaya sokmak veya en azından can kaygısıyla af ve özür dilemeye mecbur bırakmak istiyorlardı. Böylece Sokrates’in rezil olmasını sağlayarak onun “insan”a ilişkin temel iddialarını da değersizleştirmek veya Sokrates’in rahatsız edici düşünsel sorgulamalarından kurtulmayı amaçlıyorlardı. Asıl maksatları ise, evrensel bir ahlaki değerler sistemi için Atina’nın mevcut değerlerini reformize etmeyi teklif eden Sokrates’i ebediyen susturmaktı.

Çeviren: Cüneyt Yalçın, Beyan Yayınları, 2020

Bitti-Ben Ölmeden Önce, Adnan Acar

Anamalcılığın kıyıcı karmaşası içinde milyonlarca insanın umutları, yaşamları çürüyüp gitmiş ve kimse bunların ayırtında bile olmamıştır. Özgürlük savaşımının dünyada ve ülkemizde yoğun yaşandığı altmışlı ve yetmişli yıllarla birlikte anamalcı düzen neo-liberal karşı saldırılarla bu direnişi kırmak için her türlü yola başvurarak sonuçlarını seksenli yıllarda almış ve bütün dünya düzenini allak bullak etmiştir. Ülkemizde yaşanan seksen faşist darbesi bunun en acımasız örneklerindendir. Bu darbeyle birlikte yaşanan tutuklamalar, sürgünler, kıyımlar, işkenceler milyonlarca insanın umutlarını söndürmüş, geleceğini karartmış, yaşamlarını cehenneme çevirmiştir. Bu romanda da seksen faşist darbesiyle birlikte ilkelerinden ve kişiliğinden ödün vermediği için dışlanan, yalnızlaştırılan, bilinçli olarak çürümeye itilen birinin yaşadıkları anlatılıyor.

Doruk Yayınları, 2020

Ne Rezalet, Paulina Flores

Şilili genç yazar Paulina Flores “Ne Rezalet” öyküsüyle Roberto Bolaño Öykü Ödülü’ne değer görüldü. Öykülerini topladığı aynı adlı kitabı Ne Rezalet’te aile, dostluk ve ten ilişkilerinden sarsıcı kesitler sunuyor. Doksanların Şili’sinden sosyal medya çağına uzanan bu dokuz öykü travmatik anılar, beklenmedik utançlar ve kabullenilmiş mutluluklarla örülü. İşsizlik ve geçim sıkıntıları, sıradanlık bunalımları, anne baba kompleksleri, tavsayan arkadaşlıklar, ters giden yakınlaşmalar, kötü kahramanlar... Flores’in kalemiyle eziklik hissi insan olmaya dair köklerini bularak ihtişam kazanıyor.

“Paulina Flores karakterlerine kenardan eşlik ediyor, onları bin bir açıdan mercek altına alıyor. Ama onları tüketmiyor, sınıflandırmalara sokmuyor, çünkü karakterlerinin ete kemiğe bürünmesini istiyor, buna ihtiyaç duyuyor. Ne Rezalet uyuşmazlıkların gelgitli ritmine hayat veren, yenik düşmekten çok yenilgileri paylaşma arzusunun önem kazandığı muhteşem bir kitap.” – Alejandro Zambra

Çeviren: Zeynep Çelikel, Notos, Mart 2020

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Sinema Tarihindeki Kötü Rüyadan Uyanma..Denis Gürcü
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

M. H. Jensen

14 Temmuz 2025

Thomas Mann'ın Katedralleri

Avrupa’nın en büyük yazarlarından Thomas Mann bundan tam tamına 150 yıl önce doğdu ve edebi biçim arayışından geriye devasa bir miras bıraktı. James Joyce, Marcel Proust, Virginia Woolf, Franz Kafka… Bütün bu Avrupalı modernist yazarlar arasında muhtemelen Thomas Mann kada..

Devamı..

Kelimelerin Gücü ve Labirentin Sırları

Adalet Çavdar

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024