Özgür iradenin lafının geçemeyeceği deterministik Spinoza düşüncesinde, özgürleşmek ne anlama gelir?
Spinoza'ya göre bedensel kapasite ve beden fikri aradasındaki farkı en aza indirmek bedeni tanımaktan geçiyor. Peki Spinoza’ya göre beden nedir? Her şey bir bedene sahiptir ve bedeni anlamının yolu öteki bedenlerle karşılaşmaları anlamaktan geçiyor. Bedenler yapabilirliklerinin farklarına göre ayrılır. Peki, yapılabilir şeylerin bilgisine, duygulanış kapasitesinin bilgisine nasıl ulaşılabilir? Descartes’ın duyuların yanıltıcılığı yüzünden bedeni bir bilgi edinme aracı olarak kabul etmeyen ve aklı ön plana çıkaran cogito’sunun aksine Spinoza bedeni ve bedensel karşılaşmaları tüm bilginin temeli olarak alıyor. Gündelik hayatta el yordamıyla ilerleyen beden kimi karşılaşmalarında bağıntılarını (ya da alt bağıntıları) bozulmuş bir halde, kimilerinde bağıntılarını daha da güçlenmiş bir halde buluyor. Sürekli bir etki silsilesi, bir duygulanış sıralanaşı altında. Bu şekilde tesadüfi karşılaşmalar karşısında beden pasif bir biçimde etkileniyor. Neden olduğunu kavramadan Ata’yı görür üzülürüm, İrem’i görür sevinirim. Gilles Deleuze’ün Spinoza'sına göre ilk durumda üzüntülü tutku, ikincisinde ise sevinçli tutkular içindeyim. Ancak her iki durum da tutku alanında kalması bakımından pasif duygular. Pasif/tutku alanından aktif/eylem alanına nasıl geçilir? Bu noktada duygulanış ve mefhum ideaları arasındaki fark önemli. İki bedenin karşılaşmasındaki dışsallık ve içsellik (p.37). Duygulanış ideaları sadece etkilerin yakalanmasıdır ve “bir cismin başka bir cisimle dışsal karışımıdır.” Mefhum ideaları ise iki bedenin onları oluşturan bağıntılarının bilgisine sahip olmak, birinin öteki üzerindeki etkisinin nedenlerinin kavranmasıdır. Bu durumda içselleştirmek, ancak kavramsallaştırmakla/kavramakla mümkün oluyor. Kendi bedenimin karakteristik bağıntılarını kavramış olsaydım, bedenimin hangi bedenler tarafından ne yollarla etkilenebileceklerini bilirdim. Ama bu ikinci tür bilgiye ulaşmak hep “öteki” yoluyla olur. Kendi kendine bu bilgiye ulaşmak söz konusu olamaz. Etki, etki alan ve etki eden en az iki bedeni varsayar. Etkinin nedenlerini, yani etkiyi oluşturan iki bedenin karakteristik bağıntılarına etki üzerinden ulaşamıyorsam, tesadüfi etkiler arasında savrulup giderim. Glutenin bazı alt bağıntılarımla birleşen ve bu şekilde diğer alt bağıtılarımı bozan bir madde olduğunu bilmiyorsam, gluten içeren çeşitli yiyeceklerin zaman zaman kudret kullanımımı aşırı derecede düşürmesine seyirci kalırım.
Ortak mefhum (notion) oluşturmak ne anlama gelir? Mefhumların ortaklığı, savrulup gidişin pasifliğine nasıl engel olabilir? Spinoza’ya göre eksiklik yoktur ve hiçbir zaman yetiler bakımından eksiklikten bahsedilemez. Olabilecek tek eksiklik bilgi eksikliğidir. Salt etkilenmelerin/tesadüfi duygulanışların alanında, yani 1. tür bilgilerin alanında, kalmak kötü bir şeydir Spinoza’ya göre. Bütün nefret, kin, pişmanlık gibi kudreti kullanma tasarrufunu elimizden alan duygular birinci tür bilgi alanının pasifliğinden doğar. Duygulanış kapasitemizi, yani bağıntılarımızın ve alt bağıntılarımızın neler yapabileceğini, bilseydik bizim ve karşılaştığımız bedenlerin bağıntılarının kaynaştığı ortak mefhumlar oluşturabilirdik. Kendimizin ve karşılaştığımız bedenin alt bağıntıları olabileceği bir üst-birey oluşturabilirdik. 
Duygulanış kapasitemizin duygulanış kapasitemizin fikriyle örtüştüğü oranda özgürüz. Bu da 1. türden bilgi alanından 2. ve 3. tür bilgi alanına geçmemiz demek. Duygulanışlarımızın arasındaki benzer noktaları sorgulamamızla ve duygulanışlarımız üzerinden beden nedir sorusunu sormamızla birlikte nedenler alanına giriş yaparız. Bulduğumuz yanıtlar bizi mefhumlar oluşturmaya götürür. Deleuze’ün Spinoza’sına göre sevinçli duyguların bizi daha çok mefhum oluşturmaya götürme eğilimi var. Yapabilirliğimi arttıran şeylerle karşılaştığımda doğal olarak onlarla daha fazla karşılaşmak isterim. Bu karşılaşmalar hakkında bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde daha fazla şey öğrenirim. Ancak, Spinoza’ya göre, nefretin de mefhumları oluşturabilir. Mefhum oluşturmak bağıntıların birleşimi anlamına geldiği için ve nefret edilen şeyle de bağıntı kurulabileceğinden nefretten bölgesel sevinçler ortaya çıkabilir. Ancak burada tekrar, nedenin kavranmasına bağlı olan sevinçler ve etkilenme sevinçler arasında ayrım yapmak gerekiyor. Spinoza’ya göre nefret edilen şeyle kurulan bağıntıların yarattığı bölgesel etkilenme sevinçler dolaylı sevinçler olup mide bulandırıcıdır. Nefret ettiğim insanın acı çekmesi fikriyle birleşmem en az nefretin kendisi kadar kötüdür. Bu tür sevinçlerin temelinde bağıntı bozucu fikirler barındığı için kötüdürler, kudret azaltımı söz konusudur. Tahakkümün merkezinde bu durum yatar. İktidarlar tebalarını yönetmek için onların üzüntülerine ihtiyaç duyar. Yapabiliriliklerin kısıtlanması gerekir ki yapabilecekleri şeyler tahmin edilebilsin ve ona göre hükmetme yöntemleri oluşturulabilsin. Ancak yine Spinoza’ya göre nefret gibi her zaman pasif olan duyguların da nedenleri bilinebilir ve bunlara dair mefhumlar oluşturulabilir. Mefhum oluşturulabildiği takdirde aktif duyguların alanına geçildiğinde bu duygu kederli bir duygu olmayı bırakır. Artık ekmek yemekten nefret etmeyebilirim. Gluten içerdiğini bildiğim şeyleri öğrenip bu besinlerden mümkün olduğunca uzak durabilirim. Ortak mefhumlar üretildikçe iyi karşılaşmalar örgütleme gücü artacaktır.
Spinoza Üzerine 11 Ders (1. ve 2. ders), Gilles Deleuze, Çeviren Ulus Baker, Kabalcı Yayınları






