Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

16 Temmuz 2018

Edebiyat

Hepsi Oğlumdu ya da Savaşın Mağdurları

Sedat Sezgin

Paylaş

5

0


“Okurken, konuşurken, dinlenirken, bilinen şeylerde bile şaşırtıcı yanlar bulan cahil, okumamış, insanların korkunç dikkatiyle hareket eder…"1

Arthur Miller, karakterlerini tanıtırken bile âdeta bizden bir şeyler yazar gibidir.

Her ne kadar görmezden gelsek ya da her ne kadar umutlu olsak da şu ana dek hiçbir yönetim şekli ya da hiçbir din insanlar arasındaki çatışmayı önlemeyi başaramadı. Aksine insanlar bireyselleştikçe toplulukları yöneten iktidarlar savaş yanlısı olup çıktılar, ironik bir biçimde. Kendi halkımızın ya da kendi çocuklarımızın çıkarını gözetiyoruz sözünü sık sık tekrarlayarak başka coğrafyalardaki insanların üstüne bomba yağdırmaktan çekinmedi aynı iktidarlar.

Savaş insanlığın atası, şahıdır.

Kimini tanrı yerine koyar, kimini insan

Kimini tutsak eder kimini özgür kılar.2

Savaşın etkilerinin gözlendiği eserlerin çoğu biraz benzerdir aslında. İster Coetzee olsun ister Miller, savaşın enkazından geriye kalanların anlatıldığı yapıtlar her zaman masumların ya da klişe bir söz olan mağdurların dili olmuştur ya da olmaya çalışmıştır. Tabii bu mağdurlar bundan haberdarlar mı, bu eserlerin farkındalar mı, ya da diyelim ki hem farkındalar ve hem de her sözcüğünün altını çize çize kavradılar, hatta ezberlediler; bu neyi değiştirebilecektir ki iktidarlar hep benzer olup ya da hep aynı kara bayrak dalgalandığı sürece.

Bilemiyorum, bu satırları yazarken birden zihnime şu cümle gelip yerleşti: “Belki de sanat masumlar için değildir, aksine vicdanlarını rahatlatmak için onları öldürenler içindir.”

Doya doya günah çıkarmak için suç işleyen Dostoyevski’nin ya da karakterlerinin benzerleri gibi insanların çoğunluğunun yaşadığı bir dünyada yaşasak da hâlâ ve her ne amaçla ya da hangi karmaşık duygularla üretilmiş olsalar da okur anlamında bu eserleri yine de emip yutacağız. Bu arada Hepsi Oğlumdu gibi eserlerin tiyatro salonlarında oynanması için yazıldığını iddia edenler fazla olsa da (çoklar mı sahiden, belki de yok denilecek kadar azaldılar) ben okuyanlardanım ve kanımca bu konuda benim gibi yaklaşanların sayısı da fazladır. Bu da benim ya da bizim kusurumuz olsun.

Film bile altyazı izlendiğinde ekrandaki görüntü, ses ya da efektler dışında bir tür okumaya da dönüşür hâlihazırda. Yani diyeceğim o ki, okur için çok geniş bir alan var.

Arthur Miller’i bazılarımız sadece Marilyn Monroe’nun kocası ya da birkaç filmin senaristi olarak bilse de çok daha fazlasıdır. Arthur Miller öncelikle bir sanatçı, yaşadığı zamanın sorunlarına kucak açmış bir yazar. Eserleri Amerikalı ya da Avrupalıları hâlâ ağlatıp ağlatmadığını ya da savaş üstüne ya da kapitalizm üstüne onları düşündürüp düşündürmediğini, hüzünlendirip hüzünlendirmediğini bilmiyorum. Bir okur olarak, zalim ve mağdur coğrafyaların bir bireyi olarak Hepsi Oğlumdu’mu okurken içinde çırpındığımız coğrafyayı, savaşı düşünmemi bir kez daha sağladı, sanki bu coğrafyada bunlar dışında düşünülecek başka bir şey varmış gibi…

Baştan söyleyeyim, Miller’in Hepsi Oğlumdu’musunu okurken ağlamayacaksınız, ağlanacak öyle pek bir şey yok çünkü. Ama savaş üstüne düşünüp savaşın en büyük mağdurlarının gelecek kuşakları inşa edecek olan gençler ya da çocuklar olduğunu, savaşın bazı insanlara nasıl da fırsat kapısı olduğuna bir kez daha tanık olacaksınız. Ve en masum sandığımız insanların bile sessiz kalarak aslında bir şekilde bu suça nasıl da ortak olduklarına... Tabii ki Miller’in bakışı ve sözcükleriyle, güzel olan da biraz bu. Ve kendi adıma söyleyeyim, Hepsi Oğlumdu’daki oğullara benzeyen onurlu çocuklara kendi çağımda hiç rastlamadığıma üzülerek fark ettim; belki de her birimiz birer suçluyuz, susarak ya da onursuzlaşarak. Yine de bir eserin konusunu yazarak yol alanlardan değil de, eser üstünde düşünenlerden biri olduğumu bir kez daha anımsatarak, bu eseri tercih edecek olanlara iyi okumalar diliyorum.

1 Arthur Miller, Hepsi Oğlumdu, Çeviren: Ülkü Tamer, Mitos Boyut

2 J. M. Coetzee, Michael K. Yaşamı Ve Yaşadığı Dönem, Çeviren: Tülin Nutku, Can Yayınları

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Picasso’nun Portreleri Heykel OlursaOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sevil Kılçıksız

20 Şubat 2026

Kuru Fasulye, Turşu, Bir de Pisagor Üç..

Ellerimi nereye koyacağımı bilemedim, cebime soktum. Kaslarım yaşlanıp sönümlenmiş gibiydi, uzun süredir işe yaramaktan uzaklar. Yine de şükretmek için iyi bir nedenim var, önemli bir hastalığım yok. “Olmak bir yolculuk” diye inanırım. Sanırım razı olabilece..

Devamı..

Geveze Bir Romana Dair Geveze Bir Yazı

B. Y. Genç

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024