Gizem Hacımuto • Ayrıldık Biz Farkında mısın?
17 Ağustos 2018 Öykü

Gizem Hacımuto • Ayrıldık Biz Farkında mısın?


Twitter'da Paylaş
0

Oldum olası büyük cepli pantolonlar giyerim. Herkes başka rengini, duble paçasını ararken, ben büyük ya da bol ceplisi olup olmadığını sorarım. Genelde derdimi anlatamadığım için kendimce bir hesaplama yöntemi geliştirdim. Pantolonu ters çevirip cebini tümüyle ortaya çıkarıp tezgâha seriyor, sonra parmaklarımla ölçüp çarpıp toplar, nelerin sığabileceğini hesaplarım. Pardon söylemedim sanırım, ben tüm hayatını ceplerinde taşıyan biriyim. Evsiz ya da kimsesiz değilim yalnızca her şeyimin yanımda olması beni güvende hissettiriyor.Bu para, anahtar,cüzdan ya da telefonla kısıtlı olmayan, kitap,defter, elfeneri, iğne iplik ya da ağrı kesici ile sınırlanamayacak bir durum. Şöyle anlatayım, diyelim yolda yürürken bir kasa fişi buldum alır okurum, bana bir şeyi anımsatıyorsa atarım cebime. Saçma mı geldi size, ya da inandırıcı gelmedi mi demeliydim. O zaman size bu durumu bir hikaye gibi anlatayım.

Birkaç yıl önce biri vardı. İpek gibi bir kızdı. Narin, sakin.. Rüzgârda uçuşacaktı sanki.. Her şeyimi yanımda taşıma huyumu bilir ama üzerine konuşmazdı. Birlikteyken alakasız şeyleri ceplerime koymam, en olmadık zamanlarda cebimden beklemediği bir şeyi çıkarmam dikkatini çekmişti. Ama hiç neden diye sormamıştı. Ben de sevmem zaten bu konuda konuşmayı. Ben ucube değildim, olsam bile yüzüme söylenmesini istemezdim.

Bir pazar sabahı arayıp her zaman buluştuğumuz yere gelmemi istemeseydi bütün gün sırt üstü yatıp hayal kuracaktım. Ses tonundan günün sonunda eksiye geçeceğimi anlamıştım. Hiç hevesli değildim ama gönül mecbur gittim . Beni görür görmez oturduğu banktan kalkıp daha fazla devam edemeyeceğini söyledi. Benimle bir gelecek düşünemiyormuş, işim kazancım ve ceplerimde biriktirdiklerim onu endişelendiriyormuş. Söyleyeceğim ilk cümlenin ikimizi de savunma pozisyonuna çekeceğini ve bir işe yaramayacağını biliyordum. Kalktığı yere oturdum. Envanter yapmamız gerek dedim ve yavaş yavaş ceplerimi boşaltmaya başladım.

  1. Beş serçe : Bir öğlen tatilinde çalıştığın şubenin yakınındaki bir parkta birlikte sandviç yemiştik. Altında oturduğumuz defne ağacının dallarında öterek bize eşlik etmişlerdi. Alıp koymuştum onları cebime.
  2. Üç Dal Mimoza :Şubat ayı sonunda, kış güneşine kanıp işten kaytarmıştık okulu kıran çocuklar gibi. Ada vapurunun tek tük yolcusu vardı. Sen pürnakıl mimoza ağacını görünce dalları eğip koklamak istemiştin. Kokusunu sevmiştin, ben de her istediğinde kokusunu duyman için birkaç dalını cebime koymuştum.
  3. Üç çakıl taşı : Bana kızmıştın hani bir gün. Burada bekletmiştim seni. Geldiğimde denize taş atıyordun. Sinirin geçene kadar atarsın diye toplamıştım. Geriye kalan üçünü saklamıştım o günün hatırına.
  4. Verilip tutulmamış 2-3 söz.
  5. Gazoz kapağı:Niğde gazozunun ne olduğunu duymadım dediğinde aklıma koydum bulup sana getirmeyi. Biraz zahmetli oldu ama seni mutlu etmeye değer diye düşündüm. O kapağa ne zaman baksam çocuksu şaşkınlığın gelir gözlerimin önüne. Çıkartırken elimi kesti.Bir yara bandı olsaydı cebimde iyi olurdu, kanı durduramadım çünkü. Kendisi yok ama içi boş kağıdı duruyormuş.
  6. Yara bandının kâğıdı:Düşmüştün hani, dizin kanamıştı. Bir eczaneye girip pansuman yaptırmıştık. Dizinde izi kalmamıştı neyseki. O zamandan kalma işte bu kağıt.
  7. Ünlü bir yolcu gemisine ait gazete ilanı: Akdeniz’in en güzel limanlarına uğrayan o tura , bir gün yeteri kadar paramız olduğunda gideceğimize dair hayallerimiz vardı.
  8. Çay Tabağı: Piyer Loti’de çay içmiştik karlı bir gün. Sen üşümüştün de bırakmamıştın elinden çay bardağını.. Bir daha hiç üşüme diye sakladım bu tabağı.
  9. Az yaşanıp çok hatırlanmış bir avuç anı.
  10. 1 kurşun kalem, arkası ısırılmış: Esnaf lokantasının birinde patates çorbası içmiştik. Sen ustadan tarifini almak istemiştin. Yazarken de ısırmıştın arkasını.
  11.  Çiğnenmiş çilekli sakız: Hiç huyun olmamasına rağmen sakız çiğniyordun ve tam sokağın ortasında öpmüştüm seni. Sonra sen sakızını çıkardığında gizlice alıp sigara jelatinine sarıp sakladım.
  12.  Az mırıldanılan bir Isparta türküsünün sözleri: Hangisi olduğunu söylemeyeceğim.
  13.  Bir yeşil düğme : Ördek başı yeşili bir palto beğenmiştin İstiklal Caddesinde. Hatta giymiştin üzerine. Ne kadar da yakışmıştı. Fiyat etiketini görünce yüzündeki gülümseme solmuştu. Kimseye çaktırmadan koparıvermiştim.
  14.  Saatli marif takviminin muhtelif yıllara ait yaprakları: birlikte kutlayamadığımız doğum günlerine ait. Tabi sadece bulabildiklerim.
  15.  İpek mendil :Annemin. Sana vermek için saklamıştım, uygun zaman bir türlü denk gelmedi.
  16.  Birlikte oturulacak rakı sofrasına saklanmış 4-5 şiir.

O kadar dalmıştım ki ceplerimi boşaltmaya çok sonra fark ettim sessiz sessiz ağladığını. Annemin mendilini uzattım akan gözyaşları için. Pişmandı. Artık istemiyordu bitirmek, anlamıştım. “Bir şey söyleme istersen,” dedim. “Ben bunları tekrar cebime koyamam artık, ayrıldık biz farkında mısın?”


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR