Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

11 Şubat 2022

Kitap

Gökhan Uykaz'dan Kaldırım: Zamanın, Mekânın Hatta İnsanın Büküldüğü bir Roman

Mahmut Yıldırım

Paylaş

1

0


Yazmak istediklerim hep insan, hep insan… Bireylerden çok insana bakmak daha çok ilgimi çekiyor.

Mahmut Yıldırım: Kaldırım adlı ilk romanınızdan ve kendinizden kısaca bahseder misiniz? Okurlarınızı neler bekliyor?

Gökhan Uykaz: 1978 yılında Aydın’da doğdum. Bir açıdan bakarsanız, edebiyata ve yazmaya değil de, yazdıklarımı ulusal ölçekte yayınlamaya geç başladığım söylenebilir. Kaldırım ilk romanım. Zamanın, mekânın hatta insanın bile büküldüğü bir roman. “İnsanın bükülmesi” sözünü özellikle kullanıyorum. Modern insanın yaklaşık iki yüz bin yıldır dünya üzerinde olduğunu biliyoruz. Ben de kendi kendime şunu soruyorum: Evren ölçeğinde çok uzun zaman olmasa bile geldiğimiz noktada iki yüz bin yıllık bir dönemin hakkını verebiliyor muyuz? Teknolojik anlamda buna olumlu bir yanıt verebilsek bile zihinsel anlamda tartışmaya açık bir noktadayız. Kaldırım da biraz bunu sorgulamak derdinde. Zihinlerimize çaktığımız koca koca sütunlar her türlü politik, felsefi, dini, tarihsel unsurlardan bağımsız olarak aklınıza gelebilecek tüm bakış açılarımızı, yorumlarımızı, ilişkilerimizi yönlendiriyor. Çoğu zaman bu sütunların sebebini bile sorgulamadan arkalarına gizleniyoruz. Sütunlara lafım yok ama arkalarından çıkamayışımız üzerinde durulması gereken bir durum sanki.

MY: Bilinen ve düşünülen gerçeklikten kopmuş, Kafkaesk bir romanla karşı karşıyayız. Eserinizin ortaya çıkış hikâyesi nasıl şekillendi?

GU: Bir nüve olarak uzun zamandır zaten kafamda dönüyordu. Ben, yazılmış her eserin son harfi vuruluna kadar yaşanmış tüm çağların, yaşamış tüm insanların bir özeti olduğunu düşünürüm. Yazar bu noktada bir nevi filtre ve yorumcudur. Romanım da bu anlamda gördüğüm, duyduğum, okuduğum, dinlediğim her unsurun toplamından ortaya çıktı. Sizin de bahsettiğiniz gibi bilinen ve düşünülen gerçeklikten kopmuş olması ise belki de olmazsa olmazımdı. İnsanı anlatabilmek, okuru ikna edebilmek için gerçekliğin sınırlarının dışına çıkmak çok da tuhaf bir durum değil. İnternette herhangi bir haber sitesini ziyaret edip küresel ölçekte bir tarama yaptığınızda zaten yaşadığımız çağın da gerçekliğinden şüpheye düşebiliyorsunuz.

MY: Nikolay Gogol, “Tanrım, dünyada ne güzel görevler, ne güzel memuriyetler var! İnsanın ruhunu nasıl da yüceltir, hazlara boğar bu güzel görevler! Yazık ki ben memur değilim, bu yüzden de amirlerin incelik dolu davranışlarının memurlara verdiği o büyük zevki hiç tatmadım, tadamayacağım da” der. Bu sözden yola çıkarak eserinizde geçen müdürün memura verdiği görev, bir zevk göstergesi miydi?

GU: Bir zevk göstergesinden ziyade memuru memur yapan unsur demek daha doğru olur. Aslında romanımın öznesi ne müdür ne memur. Sizin de vurguladığınız görevlendirme ve bunun karşısında kurumların, diğer memurların yani mikro ölçekte uygarlığın takındığı tavır. Bir görev uğruna oluşturulan kocaman bir yapı. Roman, basit -hatta anlamsız- bir görevden yola çıkarak, insanın zihinsel ve maddi seviyelerini karşılaştırarak bir sorgulama yapmayı amaçlıyor.

MY: Kısa öyküler yazdığınızı biliyoruz. Genelde öykü kitabından romana geçilir. Sizin ilk eseriniz roman. Edebiyatta kendinize nasıl bir yol çizdiniz?

GU: Genellikle söylediğiniz gibi oluyor. Önce öyküler geliyor, sonra romanlar ama ben oldum olası öykünün roman için basamak olduğunu kabul etmedim, edemedim. Bundan sonrası için Kaldırım’ın öncesi ve sonrasını yazıya dökmek gibi projem var. Kaldırım kasabada geçiyor. Sonrası bir kentte, öncesi ise bir köyde geçecek. Böylece uygarlığın gelişimine de gönderme yaparak “Köy”, “Kasaba”, “Kent” üçlemesini tamamlamış olacağım. Üzerinde biraz daha çalışılması gereken öykülerim de var. Belki araya bunlar girer.

MY: Son olarak kaldırım taşlarını saymak için müdür tarafından görevlendirilen memurun yazarı, aklından neler geçiriyor? Yazmak istediği konular, teknikler, okuma listesi vs.?

GU: Yazmak istediklerim hep insan, hep insan… Bireylerden çok insana bakmak daha çok ilgimi çekiyor. Nasıl yazacağıma gelince bunu sanırım hep beraber göreceğiz. Anlatmak istediklerimi en iyi nasıl ulaştırabileceksem tekniğim de o yöne doğru yönlenecek sanırım. Okuma listemle ilgili söyleyebileceğim tek şey, çok dolu olduğu! Tür, yayın tarihi, yazar ayrımı yapmaksızın çok dolu.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Montaigne ve Dünya AkrabalığıAteş Yersu Gök
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Antoine Dubiau

28 Temmuz 2025

Faşizmin Emperyal Güç Kaynağı

Günümüzde faşist ırkçı şiddet, küreselleşmiş kapitalizmin yanı sıra örgütlü proleter hareketin zayıflığıyla da karakterize başka bir emperyalist bağlamda yer almaktadır.Bütün dünyada aşırı sağ hızlı bir yükselişe geçti. Soldaysa –özünde değişmeyen ancak farklı bir görünü..

Devamı..

Arjantin’den Türkiye’ye… Anılar ve Kit..

B. Y. Genç

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024