Kitap yorgancılık konusunu işlediği için arka planda derin bir araştırma gerektiriyor.
İnsanlığın medenileşmesi ve ilerlemesi zanaatlar aracılığıyla olmuştur desek yanılmış olmayız. Zanat da bilim ya da sanat gibi kendine özgü bir eğitim süreci gerektiren fakat onlardan farklı olarak kodlarını ait olduğu toplumun genlerinden alan, usta-çırak ilişkisi içinde icra edilen yaşamsal bir uğraştır. İhtiyaçtan doğan bu uğraş onu yaşatan ustaya göre sanatsal boyuta taşınabilecek malzemeler barındırabilir, modern sanatlara ilham verecek ürünler ortaya koyabilir. Günümüzde kaybolan veya kaybolmaya yüz tutmuş zanatlar üzerine yerel yönetimler kentin belleğini canlı tutmak adına bazı çalışmalar yapıyorlar. Çeşitli sosyal sorumluluk projelerinde ve İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali jüri takımında yer alan Gül Çetin’in Kaybolan Meslekler serisi için yazıp resimlediği Kronik Kitap etiketiyle yayımlanan kitabı Yorganın Ustası mı Olur? üzerine konuştuk.
Ayşe Yazar: Kitabın başında çizimler ve küçük küçük bilgiler eşliğinde soyağacına benzer şekilde düzenlenmiş şekilde kitabın karakterlerine yer vermişsiniz. Bu fikir nasıl ortaya çıktı? Neden böyle bir şeye yer verdiniz?
Gül Çetin: Kitap açılır açılmaz okuyucularımı klasik format, yazılarla değil de farklı bir şekilde karşılamak istedim. Hikâye içindeki kahramanlar; illüstrasyon çizimleriyle ve minik notlarla yer verdiğim en belirgin özellikleriyle onları selamlıyor. Okuyucularım kimlerle kitapta yolculuk edeceğini öğrenmiş oluyor. Açıkçası çocukların bu detayları çok sevdiğini gözlemliyorum. Aynı şekilde iç sayfalarda da bol bol özellikle komik olayları çizerek yer vermeye çalıştım. Aldığım dönüşler gayet olumlu…Serinin diğer kitaplarında ana karakterlerin arasına farklı kimler katılacak bakalım… Ayrıca kendime has bir kitap tarzım da olsun istiyorum doğrusu, yazı ve çizgilerin iç içe girdiği birbirini desteklediği bir tarz.
AY: Bir zanaat erbabını izlediğimde törensel bir eda, ritimli hareketler ve bir sihirbazla karşı karşıya kaldığım hissine kapılırım. Atlas da Yorgancı Yaşar Usta’nın dükkanına girince benzer durumlar yaşıyor. Yorganın Ustası mı Olur’u okurlarınızda hangi duyguların uyanmasını hayal ederek yazdınız?
GÇ: Ne güzel tarif ettiniz, ben de işte duyguları geçirebilmeyi hedefliyorum tam da. Açıkçası çocuklara böylesine içinde çok fazla teknik detaylar barındıran bir konuyu sade, komik, anlaşılır, hikâye içinde sevdirerek anlatmak çok kolay değil. Kitap yorgancılık konusunu işlediği için arka planda derin bir araştırma gerektiriyor. Çocuklara bu bilgileri sıkıcı olmadan esprili bir dille ve mümkün olduğunca sade şekilde aktarabilmeye gayret ediyorum. Bu seride okuyucularımda her bir zanaata ve zanaatkara hayranlık, merak ve sevgi uyandırmak en büyük arzum.
AY: Kitapta seçtiğiniz isimler hayatınızdan izler taşısa da konuya uygun oyunlar ve detaylar da içeriyor. Yorgan Ustasının adının Yaşar olması bir dileği de çağrıştırıyor mesela, Resimlemede kullandığınız renkler tesadüfi değil. Kitabınız ahde vefa timsali olmasının yanında ömrün terekesi olarak da görülebilir. Kitapta yer almayan pek çok detayı belleğinizde taşıdığınızı düşünüyorum. Kaybolan Meslekler başka hikayelerle devam edecek diye düşünüyorum. Bu hikâyenin kitaplaşma macerasını, kitaptaki oyunları ve aklınızdakileri yazıp bitirdikten sonraki duygularınızı öğrenmek isterim.
GÇ: Bütün detayları yakalamışsınız tebrik ederim. Kitaptaki kahramanlar ailemden izler taşıyor, bende iz bırakan aile fertlerime ahde vefa, çok doğru. Yaşar Usta ise, yorgancılık konusunda araştırma yaparken rastladığım en eski yorgan ustalarından biriydi. Gerçek bir isim ve kahraman yani. Ama aynı zamanda sizin dediğiniz gibi “hep bu zanaat yaşasın” dileğim de içinde saklı. Atlas yorgan bildiğiniz gibi turkuaz renkli olur. Sizin de tahmin ettiğiniz gibi kitap için o yüzden bu rengi seçtim. Serimiz Sepetçi, Bakırcı, Saat Tamircisi, Kilimci, Bastoncu vb. gibi zanaatkarlarla devam edecek. Kitaplarımız bir koleksiyona dönüşecek. Ayrıca eğlenceli çizimler sayfaları süsleyecek. Her bir kitapta işlenen meslek/ zanaat hangi coğrafyada, ne zaman, nasıl, ne şartlarda, kimler tarafından, ne kadar emekle uygulanıyor. Bunları detaylı şekilde öğrenmek benim için ayrıca zevkli, çünkü meraklı bir insan olduğum için açıkçası projeden büyük keyif alıyorum. Ayrıca kültürel mirasımıza sahip çıkan bir sosyal sorumluluk projesi üreterek gelecek nesillere bir iz bıraktığım için müthiş bir gönül ferahlığım da var.
AY: Atlas anneannesi ve dedesini görmek için İstanbul’dan Kilis’e gidiyor. Kitaptaki karakterler ve işlediğiniz konu bende yöresel özellikleri hatırlattı. Arif Usta ve Yorgancı Yaşar Usta neden ağız özelliği taşıyan kelimeler kullanmıyor?
GÇ: Yetişkin kitabı olsa kesinlikle yöresel dile yer verebilirdim. Ama açıkçası çocuk edebiyatında yöresel ağız kullanmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Özellikle 7-14 yaş çocuklara hitap eden resimli kitap, masal ve roman- öykü türündeki kitapların çocukların ana dil öğretiminde çok önemli bir yeri var. Bu yaş grubu için yazılan kitaplar da çocukların dil gelişimini destekleyici, dilin kurallarını sezdiren, güzel Türkçemizi sevdiren şekilde olmalı.
AY: Kitapta üç kuşaktan kişiler aracılığıyla kuşaklar arası farklılıklara dikkat çeken ama onları bazı değerler etrafında birleştirebilmeyi başaran bir hikâye yazmışsınız. Yani herkes kendince bir varoluş noktası ile hikâyeye boyut katmış. Kitabın sonunda okurları da unutmayıp onlara da kendi varoluşlarını gösterme imkânı veren bir şans vermişsiniz. Yorganın Ustası mı Olur ? kitabınızın özellikle genç okurlarınızdaki yansımaları neler olsun isterdiniz?
GÇ: Çok teşekkür ederim. Her kitabın sonunda küçük okurlarımı da harekete geçiren bir etkinlik tasarlamak istiyorum. Bu kitabımda geleneksel yorgan motiflerini öğreniyorlar, sonra kendi motiflerini tasarlıyorlar. Kitabın başındaki aile ağacı, sonrasında kuşakların birbirlerinin farklılıklarından beslenmeleri özellikle hikâye içinde yer vermek istediğim unsurlardı. Günümüzde uzaklaştığımızı düşündüğüm aile bağları, ailenin büyükleriyle geçirilen zamanların giderek azalması beni ister istemez hikâye içinde bu sıcaklığa da yer vermeye itti. Okuyucularımın öncelikle kendi aile bağlarına sahip çıkmalarını sonrasında ülkemizi farklı coğrafyalarını, kültürel miraslarımızı merak etmesi, sahip çıkmasını sağlayabilmek en büyük arzum. Ömürlerini zanaatlarını en iyi şekilde yapmaya adamış zanaatkarlarımızla tanışmak, bu zanaatlara ilgi duymaları, kaybolmalarına izin vermemeleri de tabii ki en büyük dileğim.
Son söz olarak; size yaratıcı sorularınız için çok teşekkür ederim Ayşe Hanım. Sizin vasıtanız ile çocuklarına nitelikli kitap okumayı-okutmayı seven anne babalar, öğretmenlere sesleniyorum. Kültürel mirasımıza birlikte sahip çıkalım. Çocuklarımıza en güzel kitaplar yoluyla bu aktarımı sağlayabilir, bu sevgiyi ve koruma bilicini aşılayabiliriz. Bu yolculukta bana eşlik ederseniz çok sevinirim.






