Gülendam Noyan Kurhan • Sıradan Bir Gün
15 Aralık 2017 Öykü

Gülendam Noyan Kurhan • Sıradan Bir Gün


Twitter'da Paylaş
0

Nasıl tokat atabilir, ne hakla, hâlâ anlamıyorum. Sen çocuklarını dövüyor olabilirsin. Ama bana asla tokat atamazsın. Anam babam fiske vurmadı bana. Şakalaşırken canını yakmışım. Yarından tezi yok yurtta kalmaya başlıyorum. Evci bile çıkmam onlara. Ömrüm boyunca teyzemlerin evinde kalmayacağım. Tankut’a giderim ben de. Can arkadaşım, has arkadaşım. Gerçi küçükken bana âşıktı. Bana, Tanrı yeryüzünde kaç dalga sesi duymuştur söyle, derdi. İşte seni her şeyden o kadar kat fazla seviyorum. Yaz arkadaşım benim. Yazlıklarının yanındaki pansiyonda on gün kalırdık her yıl. Şimdi yıllar sonra okumak için geldiğim bu büyük şehirde, kışlık evleri teyzeminkine iki durak uzakta. Çok az görüştük ama. Annesi oğlu yine beni sever diye korkuyor galiba. Yazlığa göçmüş olsalar bari. Evi bulacağıma eminim. Otobüs durağından yüz metre sonraki büyük ağaçtan dönülüyordu. Park gibi bir açıklık vardı. Oradan geçip sola dönünce karşıma çıkacak beyaz apartman. Park caminin avlusuna bitişikmiş. Koca camiyi geçen sefer nasıl fark etmemişim. Ne çok adam var burada, hepsi bana bakıyormuş gibi geliyor. Kızım diye bana mı sesleniyor o adam. Zaten canım sıkkın. “Bu saatte sokaklarda gezme kızım, ben senin amcan sayılırım, iyiliğin için söylüyorum.” “Bırak baba ya, belli bu yollu.” Koşar adım parkı geçip beyaz apartmanın önünde duruyorum. Hiç bitmeyecek böyle erkekler. Kapıyı Tankut açıyor ama hevesim kursağımda kalıyor. Göçmemişler yazlığa. Tek kaşı havada Süheyla teyzenin. “Neden el şakası yapıyorsun ki eniştene? Arkadaşlarınızla yapmak için bile büyüdünüz.” “Teyzem mi aradı Süheyla teyze? Biz hep şakalaşırız eniştemle, böyle bir sonuç aklıma gelmezdi. Kesinlikle bir daha onların evinde kalmayacağım.” “Hayır küçük hanım, biraz soluklan, Tankut bırakır seni, iyi cesaret bu saatte tek başına gelmişsin buraya.” Sesimi çıkarmıyorum. Bu mu altmış sekiz kuşağı Süheyla teyze, yoga gurusu. Tankut’un odasına geçiyoruz. “Nasıl ayarlayacaksın yurdu, yer yoktur ki.” “Annem bir tanıdığından söz ediyordu ama ben iyiyim teyzemlerde, diyordum. Tokat olayını anneme söyleyemem, arkadaşlarım var yurdu onun için istiyorum, derim herhalde.” “Gerçekten anlık bir boş bulunmaydı belki, bu kadar takmasan kafanı.” “Yüzüne bile bakmak istemiyorum onun, zaten küçükken hiç sevmezmişim. Neyse boş ver şimdi. Öykülerimi Facebook’a koydum gördün mü?” “Gördüm gördüm hatta beğenmiş olmam lazım.” “Evet canım, herkes beğenme tuşuna bastı. Ama sanırım okuyan yok. Hiç kimse şu şöyle demedi.” “Okuyacağım aklımda. Ama hazır Facebook demişken bir şey söylemek istiyordum sana, zamanı değil, kızma sakın.” “Söyle.” “Profil resminde sutyeninin askısı görünüyor onu değiştirsen daha iyi olmaz mı?" “Bir öykümü bile okumayıp, resmimi sutyen askıma kadar inceliyorsun. Camideki adamlardan hiç farkın yok.” “Ne camisi?” “Boş ver. Ben Neşelere gidiyorum, teyzem ararsa söylersiniz."

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR