Yıllar önce, babasından nefret eden bir gençle sohbet etmiştim. Uzun uzun babasına olan nefretini anlatmıştı. Onun dünyaya bakışından, etrafındaki insanlara karşı tavırlarından, konuşmalarından, şakalarından, öfkesinden hatta jest ve mimiklerinden bile nefret ediyordu. Ama bu nefretten hiç kimseye bahsetmemişti. O gece belki bir daha asla göremeyeceği bir yabancı olan bana anlatmak gelmişti içinden. Böylelikle belki nefreti biraz olsun azalacaktı.
"Peki, hiç babanızı sevmeyi denediniz mi," diye sordum.
"Sevebileceğim bir tek bakış, davranış, söz arıyorum, belki o zaman sevgimin ilk tohumu atılır da sevebilirim diye düşünüyorum ama ne yazık ki bulamıyorum," diye yanıtladı, gözleri yaşarmıştı.
"Babanız size çok mu kötü davrandı," diye sordum.
"Belki inanmazsınız ama pek göstermese de babam beni çok sever ve hiçbir zaman incitmedi beni," dedi.
Çok şaşırdım. "Peki, ailenizde başka birine mi kötü davrandı?"
Genç adam yaşlı gözlerle baktı ve yutkunarak, "Çok küçüktüm ve hayal meyal hatırlıyorum anneme tokat attığını," dedi.
Şapkamı ve bastonumu aldım, hiçbir şey söylemeden kalktım ve aklımda, Bu nefreti bir tek tokat açıklar mı acaba, sorusu, ayrıldım oradan. Biraz uzaklaştıktan sonra dönüp bankta oturan gence baktım, sokak lambasının ışığı az çok aydınlatıyordu ve genç adam sarsıla sarsıla ağlıyordu.