Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

2 Haziran 2017

Öykü

Hakan Uzbek • Ahtapot

Oggito

Paylaş

25

0


“Dikkat et canım,” dedi kadın. Adam ağı son anda fark etti, büyük bir adımla üstünden atladı. Ağın bir ucunu kucağına almış taburede oturan balıkçı şöyle bir baktı, başını sallayıp işine döndü. Kasabanın lokantaların yer aldığı merkezine doğru yürüyorlardı. Rengi kızıla çalan yaz güneşi karşıki adanın doruklarına değecek kadar alçalmış, gün boyu hüküm süren sıcak, yerini ılık bir akşam esintisine bırakmıştı. Kadın yeniden düşüncelere dalan adamı bir süre göz ucuyla izledikten sonra koluna girdi, başını omzuna yasladı. “Gelmekle ne iyi ettik, değil mi hayatım? Hem ağabeyinin evi de boş duracağına…” Adam bir şey söylemeden başını salladı. Bakışlarını ağır adımlarının biraz önüne indirmişti. Kadın konuşmayı sürdürdü: “Biraz hava değiştirmek sana iyi gelecek, son günlerde çok üzüldün.” Adam gözlerini kaldırmadan bir kez daha başıyla onayladı, derin bir iç geçirdi, “Evet canım, haklısın,” dedi. Ellerini kavuşturup çenesinin altına götürdü kadın, ağır havayı dağıtmak istercesine, sesine neşeli bir tını katarak sordu: “Ahtapot da yeriz, değil mi?” Adam gülümsedi. Kadına sevgiyle baktı, elini omzuna atıp onu kendine doğru bastırdı, şakağına bir öpücük kondurdu. “Elbette yeriz hayatım.” Biraz daha ilerlediler. Güneş yarıya kadar adanın arkasına batarken göğü de kızıla boyamaya başladı. Adamın gözü, önünden geçtikleri banka takıldı. Ağabeyimle oturduğumuz yer burasıydı, diye aklından geçirdi, o serin ve nemli, ürperti veren güz akşamı. Yüzü yeniden ciddileşti. “Beni neden buraya kadar çağırdın abi, diyeceğini telefonda söyleyemez miydin?” “Yüz yüze konuşmak istedim. Hem seninle yalnız kalmayalı uzun zaman oldu.” “Son kez yalnız kaldığımızda, yine güzel hatıralarla ayrılmamıştık.” “Her zamanki gibi aşırı tepki göstermiştin. Seni yalnızca uyarmak istemiştim.” “Abi sana o zaman da söylemiştim, işler buradan göründüğü gibi değil. Şirketi sen yönetmek istiyorsan gel İstanbul’da otur. Hem nasıl bir hayat bu böyle, buralarda tek başına? Neyse bırakalım şimdi bunları. Uzun kalamayacağım, bu akşam dönmem gerekiyor.” “Evet, bırakalım. Zaten artık bir önemi de yok.” “Ne demek şimdi bu?” “Ben hastayım kardeşim.” “Nasıl yani, ben hastayım?” “Bir süredir İzmir’e tetkiklere gidiyorum. Durum ciddi.” “Bak canım,” diye parmağıyla ileriyi gösterdi kadın. Az önlerine bir balıkçı kayığı yanaşıyordu. Adam duymadı, hâlâ dalgın banka bakıyordu. “Neyin var abi? Neden haber vermedin?” “Emin olmadan bir şey söylemek istemedim. Her neyse. Beni bağışlayabilecek misin kardeşim?” “Bağışlamak mı? Ne için abi?” “Hep uzaktaydım, yanında olamadım… Biliyorsun, evlendiğinde bile…” Kırbacı andıran bir sesle kendine geldi. Yanaşan kayıktan kıyıya atlayan balıkçı elindeki kovadan çıkarttığı ahtapotu var gücüyle yere fırlatmış, sıçrayan sular adamla kadının neredeyse ayakuçlarına ulaşmıştı. Durdular. Biçimsiz bir yığın görünümündeki ahtapot belli belirsiz hareket ediyor, denize yönelmeye çalışıyordu. Balıkçı kovayı yanına koydu, hayvanı yeniden yakaladı ve birbiri ardına yere çarpmaya başladı. Her çarpılışla birlikte biraz daha hareketsizleşen ahtapot beyaz bir köpük çıkarttı. Balıkçının hayvanı betona bastırıp ovmaya başlamasıyla köpük çoğaldı. Kadın adamın koluna sıkıca yapışmış, olan bitene şaşkınlık ve ürpertiyle bakıyordu. “Yumuşak olmaları için böyle dövülmeleri gerekiyor hayatım,” dedi adam. Konuşmadan bir süre izlediler. Telefonun çalmasıyla irkildiler. Adam hemen açtı. “Alo… durumu nasıl… soluk almakta zorlanıyor mu… doktor ne diyor…” Dinlerken başını eğdi. Ağzından aldığı derin soluğu burnundan sesli verdi. Kadın bakışlarını adama dikmiş, tepkilerinden bir anlam çıkarmaya uğraşıyordu. Uzunca bir dinleyişin ardından, “Anladım,” dedi adam, “sağ ol aradığın için.” Telefonu kapadı. “Nasılmış?” Birkaç saniye düşündükten sonra adam kadına baktı ve, “İyi değil,” dedi, “yarın sabah erkenden yola çıkalım. Yetişir miyiz bilmiyorum.” Yeniden balıkçıya döndüler. İşini neredeyse bitirmişti. Kovayla denizden su çekti, beyaz köpükler içinde betonda cansız yatan ahtapotun üzerine döktü. Adam kenara yürüdü. Köpüklü suyun betonu yalayıp aşağı süzülmesini, durgun denizin rıhtıma değdiği çizgide birikmesini, oradan ileriye yayılmasını izledi. Beyazlık gittikçe seyreldi, berrak suda eridi, neredeyse yok oldu. Geride ağır ağır açığa doğru yüzen tek bir kabarcık kaldı. Kadın adama sokulup koluna girdi, yeniden yürümeye başladılar. Birkaç adım sonra adam başını çevirdi, buğulu gözleri son kez kabarcığı aradı.
YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Bir Resmin Düşündürdükleri: “Uygarlığı..Sennur Karanlık
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

13 Temmuz 2025

Mutlaka Görülmeye Değer 5 Otantik İsta..

İstanbul denince akla hep aynı rotalar gelir: Sultanahmet, Galata, Kapalıçarşı, Ortaköy... Oysa bu şehir, kalabalıkların dışında kalmış, kendi hikâyesini hâlâ sakince anlatan mahalleleriyle bambaşka bir yüzünü sunuyor. Eğer İstanbul’da daha yerel, ..

Devamı..

İmdat

Ayzer Bilgiç

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024