Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

20 Haziran 2023

Öykü

Halef Selef

Yeşim Günay

Paylaş

4

0


Armutlu kabak tatlısının menüye girdiği gün mekâna gitmemiz. Orada Sırık ile karşılaşmamız. Tatlıyı onunla ilişkilendirmem. Bugün de damadına açılan babalık davasının altından onun adının çıkması. Hadi dava bugünün konusuydu. Fakat özel gecemde ne lüzumsuz şeydi ikisinin de orada olması. Benim özel gecemde. Patronum için o gece özel sayılmazdı. Zira benim yerime koyacağı çok arkadaşı vardı onun.

O gece ikisini sözle de olsa masamıza taşıyıp gecemin romantizmini bozmak hiç işime gelmedi. Sonrasında patronumun onları görüp de bana ses etmediğini düşündüğüm çok oldu. Ardından saçmalayıp durma, adamın günahını alma desem de kendi kendime, yaşlı olanıyla seneler evvel birlikte olmuştu. Genç olanıyla damadının dedikodusu çoktan çıkmıştı. Onları görmemezlikten gelip, göstere göstere başımı çevirmeyi bilinçli yapmıştım. Sırık, yaptığım şeyin farkındaydı. Gazetede az evvel okuduğum habere bakılırsa peh! Dedikodu değilmiş ilişkileri, çocuk ondanmış. Hatun nereden nereye vardı…

Lokalin boğaza nazır restoranında. Romantizmin doruğunda. Patronumla baş başaydım. İkimizin de yaşına bakılırsa mum ışığının titremesinden etkilenmememiz gerekirdi. Belki de gerçek anlamda birlikte olamadığımızdandı heyecanım, anlamsız titremem. Garsonun kadehlerimizi doldurmasıyla tokuşturmamız bir oldu. Aynı anda “Şerefe,” dedi kalın sesiyle adamım. Ardından benim kahkaham duyuldu. Tuttuğu elimi dudaklarına götürdü. Bir ateş topu doğdu öpücüğünden. Tüylerim topla bir dikildi. İçime almıştım onu. Alev alev içimde yol aldı. Aldı. Aldı. Ve titremem yavaşladı. Yavaşladı. Nihayette durdu. Ateş topu söndü de sakinledim. Yüzümde mutluluk tebessümü, oysa bu kadarla yetinmemeliydim. Evet karşımdaki kel adam her yaşımda fantezi dünyamı süsleyendi. O da bana karşı aynı hissiyatı duyuyordu ki benden kopamıyordu. Güvenli bir limandım onun için. Evli olmasını, genç sevgililerini hiçbir zaman sorun etmedim. O da özel hayatını benden saklamadı. Benimleyken benimdi. Ya gerisi? O kısım özeliydi. Karısı dert etmedikten sonra bana neydi. İlişkimizin ilerlemesi için çaba harcamayan bendim. O da her kadına davrandığı gibi davrandı, bana yetindiğim kadarını verdi. Birlikteyken ikimiz de anı yaşayıp ayrılıyorduk. O akşam da öyle yaptık. Her zaman gittiğimiz lokalin ana restoranında yemek yedik ve ayrıldık. Ne yemekti? Ya tatlıya ne demeliydi?

Yaşı geçkin bir sevgili çift veya birbirine katlanabilen karı koca görüntüsü versek de onun nesiydim bilen bilirdi. Düştüğüm durumdan hiç utanmadım. Rahattım. Ben kendimi bildikten sonra varsın isteyen istediğini düşünsündü. Hem o da benim arkamdaydı. Maddi manevi destek oluyordu bana. Yanımdaki adam sosyetikti ve para babasıydı. Birisinin çıkıp da arkamızdan konuşması öyle kolay değildi. Beni kolladığından sadece o lokalde buluştuğumuzun bilincindeydim. Mekândakiler gazeteci geçmişimden dolayı benim için de tanıdık yüzlerdi. Garsonlar bile aileden sayılırdı. İçlerinden biri terbiyesizlik yapsa, Büyük Patron bir şekilde bedelini ödetirdi.

O gece onları fark etmem şöyle oldu. Patronumla güle oynaya yemek yerken üstümde bir ağırlık hissettim. Sanki bir güç beni aşağıya çekiyordu. Daha önce bir benzerini yaşamamıştım. Dolunay vardı. Boğaziçi’nin üstünde tam da benim karşımda. Masamızın mumu kendi kendine coşup, sönecekken birden parlıyordu. Dolunayın çekim gününe inanmasam da mum etkise girmişti. Yine de beni kimin aşağı çektiğini bulacağım ya şöyle bir etrafıma bakındım. Aranınca her şey bulunurmuş. Kadının biriyle göz göze geldim. Şok!

Hemen bildim onu. Karşısındakini de. Burada ne arıyorlardı? Neredeyse dip dibeydik. Genç olanına ince uzun olmasından “Sırık” derdim. Saman altından su yürütürdü. Gizli saklı parti düzenlerdi. Katılımcıları da kafasına göre çağırırdı. Parti bitti mi reklam kısmına geçer, çektiği fotoğrafları herkesin göreceği yerlere servis ederdi. Kendisi de her fotoğrafta uzun boyuyla sırıtırdı. Ardından gelsin dedikodular. Neden böyle yaptığı sorulduğunda da davet fikrini sesli düşündüğünü. Düşüncesini duyanın bir başkasına söylediğini. Başkasının öbürüne. Öbürünün ötekine derken buluşma spontane oluyor, derdi. Aptal ya herkes, ona inanacak! Valla beklerdi inanmalarını. İnanmasalar da severlerdi. O gecelerden birinde sinirlenip, “Sırık,” demiştim yüzüne. Ondan sonra da yakıştırdığım o şey adı olarak kaldı. İşte o fettan kadın, Filanca Falan ile yemekteydi. O gece. Üstelik dibimizdeki masada. Kesinlikle Büyük Patron da görmüştü onları. Belki bebek olayını da biliyordu…

Efendim, benim Sırık’ın karşısındaki hatun kişi, seneler evvelinde, aylık yayımlanan A Plus Magazin mecmuasında köşe yazarıydı. Ülkemizin yegâne kadın yazarı. O zamanlar şimdiki görüntüsünün aksine gideri vardı. Bugünkü efemine görüntüsünün uzağında çıtı pıtı bir kadın düşünün. Cildi de temizdi. Anadolu’nun kurak toprakları gibi hiç değildi. Kalemi hep müthişti. Üretkendi. Yeni eski fark etmez, muhakkak bir romanı ayın en çok okunan on romanı arasına girerdi. Okuru çoktu. Şanslıydı. Artarak çoğalırdı hayranı. Adının bizimle anılmasıyla mecmuamıza yıllık abone olanların sayısı da birden arttı. Sadece yenilerinden değil eski takipçilerimizden de övgü dolu mesajlar alıyorduk. Yeni çıkacak sayıyı heyecanla beklediklerini ifade eden satırlar çoğunluktaydı. Onun okurunun bize de aktığını görünce, dört koldan destek oldum ona. Bunu yaparken onun Büyük Patronun gözdelerinden biri olacağından emindim. Önemli olansa gazetenin para kazanmasıydı. Ki ben, işimin başında olabileydim. Kıymetli yazarımız bir şey istemeden verdim. Amacım onu gazetede tutmaktı. Ben verdikçe o aldı. Ve kısa sürede patronun yatağına girdi. Şaşırmadım. Çünkü patronumu tanıyordum. Gazetenin yazı işleri sorumlusu bendim ve işimi yapmalıydım. Gerisi beni ilgilendirmemeliydi. Fakat Filanca benim yerime göz koymuş. Patronun altına girdi ya her şey hakkıymış gibi orada burada konuşup, onun iş bitti, yeni yazı işleri müdürü benim demiş. Buradaki o, ben oluyorum.

Benim bitmem, onun dediği kadar kolay değildi. Sonuçta, Yazı İşleri Müdürü olamasa da günlük gazetede her gün yazacağı tam bir sayfa ona verildi. Magazin sayfasındaki eski köşesine Sırık geçti. Patron akıllı ya, her ikisinin atamasını ben yıllık iznimdeyken yaptı. Üstelik yüklüce transfer parası ve ekstralar vererek. Bilirdim ki bizim camiada her şey karşılıklıdır, patronlar çıkarını düşünür. Filanca’nın üstünden, her istediği konuyu arzusuna göre saptırıp, gündem içinde yeni gündem oluşturmak arzusundaydı Büyük Patron. İlk günden başladı istekleri. O da kendisinden beklenenlere karşı duruş sergileyemiyor, her şeye boyun eğiyordu. Zira, maaş ayarlaması ve arabasının yeni modeliyle değiştirilmesi şartıyla beşer senelik ara kontratla yirmi senesini gazeteye satmıştı hanımefendi.

Yemek arkadaşıma hitapta patronum, Büyük Patron gibi tanımlar kullanmama bakmayın. Benimki ağız alışkanlığı. Sonuçta ben emekliydim. O da imparatorluğunu damadına devrettiğinden beri adı sadece kâğıt üzerinde patrondu. Kendime bile itiraf etmekten korktuğum sevgim aşka dönüşecekken frene basmasaydım, belki onunla karı kocaydık. Evli olsaydık kocam derdim… Neyse neydi, mühim olan yarım asırdır birbirimizden kopmamamız, bağlayansa sözde dostluğumuzdu. Görüşmediğimiz günlerde birbirimize duyduğumuz özlemi sorgulamaya cesaret edemesek de sevgili gibiydik. Tek bildiğim, Büyük Patron gazetenin idaresini damadına devretmeseydi ben de görevimin başındaydım. Damadın beni ekarte etmesini kaldıramayacağımdan emekliliğimi istemiştim. Yerime geçeni öğrenmek istemediğimden gazetedeki arkadaşlarla muhabbeti kessem de kimin geldiğini bilmeme lüksüm olmadı. Üstelik damat onunla sevgili olmuştu.

 Yemek faslının ardından sohbetteydik. Konumuz dünyevi bir dert, tatlı yiyip yememek. Sırık’ın oturduğu yerden bizi takip ettiğini, görüp de anladığı kadarını Filanca’ya aktardığından adım gibi emindim. İkisi de gazetedeki işine devamdı. Sanırım bunu birkaç kez söyledim. Üstelik, benden boşalan odaya geçendi Sırık. Bilip de bilmezlikten geldiğim yeni Yazı İşleri Müdürü. Yeni müdür, ikimizi ilk kez bu kadar yakın görse de zamanındaki gücümün Büyük Patron kaynaklı olduğunu en iyi bilenlerdendi. O zamandan beri, beni, kendine örnek aldığını bilemezdim. Halef selef birbirimizi uzaktan takipteyken, tatlı menüsüyle geldi garson. Yaldızlı sayfaları elime tutuşturmakla kalmayıp parmağıyla yeni olanı işaret etti. Gözüm parmağıyla ilerledi. İlerledi. Satırları midemle okumuş olmalıydım ki mide suyum birden hareketlendi. Sırık kabak, armut, badem, limonlu krema ve rom. Bu nasıl bir tesadüftü? Üstündeki soluk sarı elbisesiyle sırık kabaktan farksızdı. Şaka olmalıydı. Yediğimiz et yemeğinin üstüne önerebileceği tek tatlıymış, armutlu kabak tatlısı. Midenizdeki boku ancak bu temizler der gibiydi garsonun ses tonu. İkimiz de sustuk.

Lokalin o mekânına neredeyse her hafta giderdik. Ve o akşam, armutlu kabak tatlısı menüye yeni eklenmişti. Benim için balkabağı tatlısı tamamdı. Ama sırık kabağı kullanılarak yapılanı, ne bileyim? Pek hoş gelmedi kulağıma. Tam ben istemem diyecektim ki patronumun başı sola eğildi. Sağ gözü de kısılırsa sunulan öneriyi denemeye değer buldu demekti. Derken kısıldı gözü. Birden öneri bana da uydu. İtiraz etmek istemedim. Tadına bakmakla geçiştirmek kolaydı. Hepsini yemek zorunda değildim. Fazla süre geçmeden tatlı masamızdaydı. Tam bir sanat şaheseri. Buzdan istiridye yatağında kıvamlı puding. Tadı, söylemeye dilim varmasa da acayip lezizdi. Ekşi ve tatlı. Sanki soluk sarı elbisesinin içindeki benim halefi yemiştim tatlı niyetine.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Kadınlardan Bilgece ve Hınzırca 20 SözOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

9 Mart 2025

Kısa Kısa Roma İmparatorluğu

Hazırlayan: Fulya KılınçarslanAntik Çağ’ın sonlarına doğru Batı’da, Akdeniz’in neredeyse tamamı Roma İmparatorluğu tarafından kontrol ediliyor ve o bölgede yaşayan topluluklar “Romalılaşma” olarak bilinen etkiyle yeniden biçimleniyordu. II. yüzyıla gelindiğinde bu geniş i..

Devamı..

Osmanlı Mutfağından Ramazan Şerbeti Ta..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024