Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

9 Şubat 2022

Edebiyat

Halkın Dostları Dergisi

Mehmet Dinç

Paylaş

0

0


Halkın Dostları dergisinin künyesine yazdığı “Aylık Devrimci Sanat ve Kültür Dergisi” ibaresinden de anlaşılacağı üzere Marksist estetiğe uygun yayıncılık yapar. Edebiyat yoluyla halkı aydınlatmayı amaçlar. Bu doğrultuda yayınlanan şiir, öykü, makale, çeviri ve denemeler halkın ve işçi sınıfının yaşadığı sorunlardan beslenir.

Baskıdan henüz çıkan kitapların kokusu oldu olası bana heyecan verir. Bir kitabı ilk kez elime almışsam bir mücevhere yaklaşır gibi kapağına dokunurum. Son zamanlarda bu yönlü okuduğum kitaplardan biri de Halkın Dostları Dergisi. Kitabı akademisyen Levent Bilgi[1] hazırlamış. Bu çalışma bir yönüyle yetmişli yılların edebiyat ortamına yakından bakmamıza olanak sağlıyor. Bilgi, Halkın Dostları’ndan önce, Milli edebiyat döneminden başlayarak Necip Fazıl’a gelinceye değin bazı dönemlere damga vuran ideolojilerin edebiyata yansımalarını kronolojik olarak açıklıyor. Ardından yirminci asrın ortalarına odaklanıyor.

Türkiye halklarının düşünsel kronolojisi altmışlı yılların sonlarına doğru sol düşünceden yana çekmeye başlar. Solun yükselişe geçişi, sömürüsüz, sınırsız, sınıfsız bir toplum isteyen kitleleri harekete geçirir. İşçi, köylü, emekçi, aydın halk kesimleri aynı platformlarda buluşurlar. Toplumu değiştirip dönüştürmek, refah ortamı sunmak için sol düşünceyi benimseyen kesimler ortak bir mücadele hattı örerler. Sosyalist bir yaşama doğru giderken, demirciler örsleriyle orak çekiç üretirler söz gelimi, köylüler taş sahanlarda darı döverler, işçiler demir grisi kaslarıyla makinaların çarklarını durdururlar, öğrenciler 6. Filoyu denize dökerler. Emperyalizme, sömürü düzenine karşı halkın ayak sesleri yükselmeye başlar.

Dergi Çıkarma Fikri

Şairler de kalemlerine sarılırlar. Böylece Halkın Dostları Dergisi, içinde dallanıp budaklandığı koşulların dayattığı sosyalist ideolojinin bağrından çıkar. Derginin poetikası Marksist estetik anlayış çerçevesinde şekillenir. Henüz yirmi sekiz- yirmi altı yaşlarında olan iki şair Ataol Behramoğlu ve İsmet Özel, parti içindeki çekişmelerin zihinsel yorgunluğundan uzaklaşarak ideolojik mücadeleyi yazınsal alana taşımaya karar verirler. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi kantininde tanışan ikilinin ideolojik ve sanata bakış açıları birbiriyle örtüşür. Kısa sürede uzun mesafe kat eden arkadaşlıkları askerlik görevlerini ifa ederken devam eder. Aralarındaki tartışmalar, ortaklaşmalar ve düşünce birliği sivil hayata dönüşlerinde dergi kurma fikrine dönüşür. Behramoğlu ve Özel’e göre sosyalizm ışığında sanattaki belki de edebiyattaki boşluğu dolduracak, kitleleri sosyalizme yönlendirecek bir çıkışa ihtiyaç vardır.  Onlar için sanat toplum içindir; daha da özelleştirilecekse sanat sosyalist bir yaşam içindir. Bolşevik devriminden sonra Rusya’da çıkan Halkın Dostları adlı sosyalizm karşıtı derginin adıyla benzeşse de isim üzerine yürütülen tartışmalara son noktayı İsmet Özel koyar; derginin adı Halkın Dostları oluverir.

Dergi, Mart 1970’te yayın hayatına başlar. Eylül 1971’de yayımladığı on sekizinci sayısıyla okurlara veda eder. İçinden geçtiği koşullara bakılırsa bu kapanış gönüllü bir veda değildir. Dergi, sıkıyönetim mahkemesinin kapatma kararına boyun eğer; kadroları bir süreliğine dağılır; yaşanan bu durum aynı zamanda İsmet Özel’in İslami dünya görüşüne kapı araladığı dönemdir.  

Levent Bilgi’nin içeriklerini verdiği dergiler incelendiğinde on sekiz sayı boyunca parti disipliniyle çalışan bir kadrodan bahsetmek mümkün. Birden çok dil bilen Halkın Dostları kadrosu; Konstantin Kavafis, Antonio Machado, Dinos Christianopoulos, Hovannes Tumanya, Jose Martin, Pablo Neruda, Nikolay Alexeyeviç Nekrosov, Rafael Alberti’nin gibi şairlerden çeviriler yapar. Yine Necat Firuz, Bertolt Brecht’in düşünce eserlerini Türkçe’ye çevirir. Yaşama enternasyonaliz pencereden bakan Halkın Dostları kadrosu, sayfaları arasında sosyalist çizgide yayın yapan yabancı dergilerinin tanıtımlarına da yer verirler.  

Dergi yazarları yabancı dillerden çevirdikleri eserlerle birlikte kendi şiir, öykü ve denemelerini de yayımlarlar. Yine Murat Belge’nin “Mai Siyah”, “Divan Edebiyatı Geleneği” ,” Kültür Sorunu”, “Marksizm Hümanizm Değildir”, “Gelenek Sorunu”, “Cemo - Memo ve Ulusal Gelenekten Yararlanma Sorunu”, “Behçet Necatigil” gibi yazıları okunmaya değer yazılardır.

Kürtçeden Türkçeye İlk Çeviriler

Ataol Behramoğlu’nun dergideki başarılarından birinin de Türk Kürt edebiyatı ilişkileri açısından bir ilke imza atmış olması diyebiliriz. Levent Bilgi, Ataol Behramoğlu’nun klasik Kürt şiirlerini Rusçadan çevirdiğini aktarır. Kitapta, Ataol Behramoğlu’nun çevirdiği Kürtçe şiirler ve eser sahiplerinin isimlerine de yer verilir.  

Halkın Dostları dergisinde her gelişme başarının ayrıntısına dönüşür. Çünkü onlar için kavga büyüktür. Ülkeyi, insanı dönüştürmeye yönelik inançları, su içtikçe, susayan bir canlı gibi daha ileriye, daha zor olana, daha imkânsıza yönelmelerini sağlar.   

İdeoloji üzerine kafa yoran, edebiyat üzerine inceleme yazıları yazan, çeviriler yapan, şiir, öykü, deneme, makale yayınlayan ve tüm bunların üzerinde iş disiplinini elden bırakmayan Halkın Dostları Dergisi’nin geniş bir kadroya sahip olduğu görülür. Ataol Behramoğlu, İsmet Özel, Murat Belge, Ayhan Gerçeker, Haluk Şahin, Özkan Mert, Nihat Behram, Defne Sandalcı, Asım Bezirci, Nedim Gürsel, Adnan Özyalçıner, Bedrettin Cömert, Bekir Yıldız, Süreyya Berfe, Tan Oral… gibi günümüze değin eserleri merak uyandıran, edebiyat teorisi ve sol ideoloji üzerine yazdıkları dikkatle okunan, kitleleri etkileyen pek çok isim o günün koşullarında bir davanın etrafında kenetlenirler.   

Dergi kadrosunun gençlerden oluşması, yeri geldiğinde düşüncelerinin de bilenmiş bir bıçak kadar keskin olmasına yol açar. Halkın Dostları ekibi sosyalist görmedikleri ya da sosyalizmi sekteye uğratacak her türlü oluşum ve düşünceye savaş açar. Halkın değerleri karşısında duran ya da halkın değerlerini yozlaştırmaya yönelik çaba içinde olanlara, yeri geldiğinde büyük puntolarla saldırırlar. Onlar, en çok aydınlıkçı göründükleri halde halkın temiz duygularını manipüle etmekle itham ettikleri kesimlere karşı duruş sergilerler.  

II. Yeni’ye Karşı

Bilgi’nin aktardığına göre II. Yeni şiiri bu yönlü saldırıların hedefi olur. Özel, Behramoğlu ve Şahin, II. Yeni’yi anlamsızlık, gizemcilik, simgecilik, siniklikle suçlarken, bu şiiri halkın iktidarı önünde bir engel olarak görürler. O nedenle II. Yeni onlar için tam bir saldırı alanıdır. “Hayat tarafından eskitilen, Türkiye’deki devrimci mücadeleye pasif tutum takınan II. Yeni sanatçıları yerden yere vurulur.” Halkın Dostları’na göre onların şiiri laf ebeliğinden başka bir şey değildir. II. Yeni şiiri bir yönüyle de kelime oyunlarından ibaret ideolojisiz bir sanattır. Oysa şiirdeki anlam bir felsefeye dayanmalı: “Bir edebiyat yazısının sanat eseri olabilmesi için bir düşünceden kök alması, bir düşünceye uzanması zorunludur. Yahya Kemal’in Osmanlılığı, Nazım Hikmet’in klasik Marksçılığı göz önüne alınırsa söz konusu dönemde tutarlı bir dünya görüşüne sahip şair yetişmemiştir.”

Levent Bilgi, Halkın Dostları dergisinin eleştirdikleri çevrelerin görüşlerini de kitaba alır. Söz gelimi II. Yeni şairlerinden Cemal Süreyya’nın karşı eleştirisine de yer vererek objektif davranmaya çalışır. Belki de Halkın Dostları dergisinin en fazla polemiğe düştükleri konulardan biri de Ahmet Arif’tir. Büyük şairi yüce bir konumda görmekten mutluluk duysalar da Ahmet Arif onlara mesafeli yaklaşır. Bilgi’nin aktardığına göre Ahmet Arif, Aralık 1970 tarihli TÖS gazetesine verdiği demece: “derginin etrafındaki gençlerin yanlış bir çıkış yaptıklarını, faydasız bir eylemde bulunduklarını söyleyerek başlar. Gericilerin kötü şiir yazmalarına kızmalarını eleştirir. Küçük burjuvazinin bütün şairlerini neden devrimci değiller diye kınamalarının da saçma olduğunu söyler. Buradaki gençler daha çıkış bildirisi ile kendisini küçümsemiş, emekliye sevk etmek istemişlerdir. Nazım Hikmet’e bile dil uzatmışlardır. A. Arif’e göre Cemal Süreya ve Veysel Öngören, tepeden bakmaya yeltenen bu arkadaşlara gerekli cevabı vermişlerdir. Arif, “Sadece şunu belirteyim ki, bir ard niyet taşımasa ve sadece bilgisizlikten ileri gelse bile ‘Marksizm’in klasik yorumu’ diye bir deyim türetmek, her şeyden önce Marksizm’e saygısızlıktır… Bir de şunu belirtmem gerekir: Türetilen yanlış deyimin geçerli olduğunu düşünsek bile kendimi asla ‘Marksizm’in klasik yorumcusu’ olmak gibi bir yüceliğe hak kazanmış sayamam. Bana bu rütbeyi bağışlayan arkadaşlar kusura bakmasınlar. Bunu kabul edersem, affedilmez bir küstahlık yapmış olurum. Ben yoksul ve namuslu halkımızın emperyalizme karşı devrimci savaşında bir sıra neferiyim. Rütbe ve yüceliklerin en onurlu ve en soylu olanı da benim için budur.”

Bunun yanında dergi yönetimi kendi aralarında da polemikler yaşar. Yine Bilgi’nin aktardığına göre bunların ilki Ataol Behramoğlu ve İsmet Özel arasında yaşanan tartışmadır. Dergi yayın hayatına başladıktan sonra Ataol Behramoğlu yurt dışına gider. Böylece bütün yük Özel’e kalır. Özel bir mektubunda Behramoğlu’na hitaben “önceden pazarlığını yapmıştık bunun,” diye serzenişte bulunur. Behramoğlu’nun yanıtı biraz sert, biraz da Özel’i devrimci çizgiye çekme izlenimi verir. “Belli bir kavgaya hayatlarını koyan iki omuzdaştan biri ötekine ‘Bunun pazarlığını zaten yapmıştık’ gibi ticari ağız kullanarak kurulmuş cümlelerle mektup yazmamalı.” Görülüyor ki Behramoğlu, Halkın Dostları dergisinin devrimci bir sorumluluk taşıdığını anımsatma gereği duyar.

İkinci polemik konusu da Defne Sandalcı’nın Ataol Behramoğlu’na ithafen “Kalbin Tutuştuğu Yerde Hayata Seslenen Şair” başlıklı yazısıdır. İsmet Özel yazıyı zayıf bularak yayınlamaz. Editoryal müdahale istememesi dergi içindeki hoşnutsuzluğu büyütecektir.  

Halkın Dostları kadrosu, düşman gördükleriyle girdikleri mücadelelere ve aralarındaki tartışmalara rağmen sosyalist bir yaşam özleminde diretirler. Böylece dergi yayın politikasından ödün vermeden, birinden ötekine daha dolu içeriklerle Türk edebiyatındaki serüvenini sürdürür. Kısa sürede takipçilerinin teveccühünü kazanır. Anadolu’dan, Ege’den, uzak şehir ve kasabalardan dergiye şiirler gönderilir. Okur kitlesi üzerinde giderek yaygınlaşan böylesi bir heyecan dergi yönetimini mutlu etse de şiir yayınlamada belli bir seviyenin altına düşme endişesi baskın gelir. En nihayetinde okurları bilgilendirici bir metin yayınlanır.

“En çok istediğimiz şey, daha genç arkadaşların, yazılarını, şiirlerini yayınlamak. Fakat bu konuda, özellikle şiir alanında elden gelen bütün titizliği göstermek amacındayız. Şiiri sayfa doldurmak için kullanan bir sürü derginin durumuna düşmek istemeyiz. Bu işi gerçekten uğraş edinen, gerçekten yetenekli arkadaşlarla ilişki kurmak başta gelen amacımız. Bize yazı, şiir gönderen arkadaşların ürünlerini değerlendirerek önümüzdeki sayılarda yayınlayacağız. Kendilerine özel yanıtlar vermeyi de düşünüyoruz. Halkın Dostları’nın çevresinde devrimci bir genç sanatçılar kuşağı oluşturmak temel görevimizdir…”

Bilgi, derginin dağıtım sorunundan da bahseder. 70’li yıllar düşünüldüğünde ulaşım zorluklarının yanında derginin sosyalist tavrı da dağıtımında bazı aksamalara neden olur. “Anadolu kitapçıları ya sattıkları derginin parasını yollamamakta veya baskılar yüzünden satmamaktadırlar. Bu engeli aşmak için birebir abone olmak en iyi yoldur.”

Bu tür aksamalara rağmen derginin merkezi dağıtım yerlerinin İstanbul ve Ankara olduğu düşünüldüğünde, Anadolu’nun uzak şehirlerinden geri dönüşün uzun bir zaman dilimine yayılması pek sorun edilmez. Üstelik dergi yazarlarının kitaplarının basılacağı müjdesi verilir. Kollektif bir heyecanla sosyalizmden beslenen genç yazarların, duygusal refleksleri de sanatlarını etkilemeye başlar.

On ikinci sayıya gelindiğinde İsmet Özel’in bıraktığı dergi yönetimini Nihat Behram devralır. Halkın Dostları dergisi motivasyonunu kaybetmeden yayın hayatını sürdürmeye çalışsa da Türkiye kamuoyunun kafasının arka planında askeri darbenin ayak sesleri duyulur. Ordu yönetime el koyar. Sıkıyönetim ilan edilir. Yayınlanan bazı yazılardan dolayı dergiye dava açılır. “Geçtiğimiz ay içinde Halkın Dostları’nın 15. ve 16. sayılarından çeşitli yazılar ve yazarları hakkında İstanbul Ceza Savcılığınca soruşturma açıldı.” Baskıların artması muhalif, devrimci şahsiyetlerin cezaevlerine gönderilmesi derginin takipçi sayısını da olumsuz yönde etkiler. Herkesin azar azar ortalıktan kaybolduğu zamanlar yaşanır. Korku iklimi muhaliflerin giderek sinmesine neden olur.

Murat Belge: “1971 Darbesi’nin bir silindir gibi ezdiği aydınların samimi umutsuzluğa kapıldıklarını söyler. Ona göre bu dönemde hapse düşenler, ceplerindeki adreslerden umut kalmamanın anlamını çok iyi bilirler. Belge, İsmet Özel’in dünya görüşünü değiştirmesini de onun bu olayı “kanıyla canıyla” yaşamasına bağlar.”

Eylül 1971’e gelindiğinde sıkıyönetim mahkemesi dergiyi toplatır. Kapıya mühür vurulur. Böylece on sekiz sayı çıkaran Halkın Dostları dergisinin yayın hayatı son bulur. İsmet Özel’in İslami düşünceyi özümsemesi, Ataol Behramoğlu’nun o dönemde Avrupa’da bulunması, ataletini bu iki isimden alan derginin sonraki zamanlarda vücut bulamamasına neden olur. İsmet Özel dışındaki dergi kadrosu, daha sonra Militan dergisinin etrafında toplanırlar.

Halkın Dostları dergisinin Türk edebiyatına katkısı:

Derginin bir buçuk yıllık serüveni düşünüldüğünde, onu diğer dergilerden ayıran belirgin yanı yazar kadrosudur denilebilir. O günün genç şairleri, gerek birikimleri, gerek gelişimleri, gerekse de edebiyata bakış açılarıyla günümüze gelinceye değin verdikleri eserlerle Türk edebiyatında hatırı sayılı bir yerde konumlandılar.

Bilgi’ye göre

 “1970 yılının Mart ayında yayın hayatına başlayan Halkın Dostları dergisi, pek çok tartışmaya konu olmuştur. Hem Halkın Dostları’nı çıkaran isimler, hem de edebiyat kamuoyunun ara sıra gündeme getirdiği dergi, yayını sırasında yarattığı etki, edebiyat geleneklerine müdahalesi ya da yeni ve farklı bir edebiyat anlayışıyla değil, Nihat Behram, Ataol Behramoğlu, Murat Belge, Süreyya Berfe, Özkan Mert ve İsmet Özel gibi isimlerin her birinin kişisel maceraları bakımından önemlidir.”

Halkın Dostları dergisinin künyesine yazdığı “Aylık Devrimci Sanat ve Kültür Dergisi” ibaresinden de anlaşılacağı üzere Marksist estetiğe uygun yayıncılık yapar. Edebiyat yoluyla halkı aydınlatmayı amaçlar. Bu doğrultuda yayınlanan şiir, öykü, makale, çeviri ve denemeler halkın ve işçi sınıfının yaşadığı sorunlardan beslenir. Emek sermaye çelişkisi, sömürü düzeni, modern kölelik, kadın sorunsalı ve ekolojik tahribat gibi toplumu ilgilendiren konular işlenirken Marksist teori ve devrimci bir tutum göz önünde bulundurulur.

Dergi, dönemin edebiyat ortamı üzerine tartışmalarıyla gündem yaratmış, adından söz ettirmeyi başarmıştır. Yazarlarının edebiyata olan tutkuları da düşünüldüğünde Halkın Dostları dergisi dönem içinde değerlendirilmesi gereken yazınsal bir mirastır.

Bu hususta, Halkın Dostları dergisinin oluşumunda rol alan Ataol Behramoğlu ve İsmet Özel’e dair yazarın notu, edebiyata dair kazanıma bir teşekkür mahiyetindedir.   

“Bu kitap düşünceleri, durduğu yer ve yaşama şekli ne olursa olsun; karşısındakini ötekileştirmeden, saygıyla, değiştirmeye, yargılamaya çalışmadan karşılayan tüm insanlara; özellikle de birbirlerini olduğu gibi kabul eden İsmet Özel ve Ataol Behramoğlu’na ithaf edilmiştir.”

Bilgi, Levent (2021), Halkın Dostları Dergisi. İstanbul: Nida Akademi Yayınları.

 

[1] Doç. Dr. Levent Bilgi, Harran Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

“Bêder” Hangimizin Kapısızlığı?Mehmet Hanifi
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

1 Aralık 2025

İstanbul’da Unutulmuş 7 Mimari Mirası

İstanbul’u gezerken gözünüz hep büyük camilere, saraylara, köprülere kayıyor olabilir. Ama bu şehrin ara sokaklarında, tepelerinde ve karanlık köşelerinde öyle yapılar duruyor ki… Tarihin sessizce nefes aldığı, çoğu kişinin fark etmediği bir mimari mirasla karşıl..

Devamı..

Sibel Türker'in Kadın Karakterleri: Gü..

Şule Kaynar

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024