Salondaki pörsümüş kahverengi koltuğun tepesinden bizimkilere bakıyorum ve her akşam rastlayabileceğim bir manzarayla karşılaşıyorum: hiçbiri ötekine benzemeyen dört insan, bambaşka yerlerden gelmişiz gibi görünüyor. Birimiz birimize uygun, denk durmuyoruz. Kimiz biz? diye soruyorum kendi kendime, parçaları oturtmak, bütünü görmek istiyorum. Gerçek mi, gölge mi? Alışkanlık mı, koyvermişlik mi? Aşağı yukarı benzer karşıtlıklar geçiyor aklımdan. Tüm karşıtlıklar gibi hane içindekilerin de bir uyumsuzluğu var. Bizim rutinimiz buradan geliyor olmalı: Sanırım hiçbirimiz karşıtını görmek istemiyor. Başka ne olabilir ki?
Fotoğraf: Başak İlhan






