Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

15 Ocak 2022

Öykü

Hasat

Arda Talha Çamoğlu

Paylaş

4

14


Bir yaz sabahına yine fıstık bahçelerinde uyanmıştım. 1965 yılının bir yaz sabahıydı, belki hayatımı değiştiren gün. Güneşin altında yeşermiş fıstıkları toplarken bir yandan oluk oluk terliyor, bir yandan hasatın biteceğine seviniyordum. Bir anda saçlarımı okşayan, yüzümü yalayan, bana sarılırcasına bir rüzgâr esti. Kısa sürse de benim için rahatlatıcı bir esintiydi.

Sıcaktan bunalınca kendimi serin ver ferah bir şekilde akan derenin yanında buldum birden. Sıcağın etkisiyle kendimi dereye attım. Birden bir ses duydum. Elimi gözüme siper ettim ve baktım. Gelen Yakup’tu, ”Selam Cemil, nasılsın?” dedi. Serinleyen bedenimi dereden çıkardım ve “İyiyim Yakup sen nasılsın? Hasat bitti mi?” dedim. Neredeyse bitti, yarına kalmaz inşallah.” dedi. Neden geldiğini sordum ve cebinden bir torba çıkarttı. Bunu yapmış olamazsın! Dedim. Bu zamanlarda yasak değildi, evlerde hep içiliyordu tütün. Biz de merak ederdik hep, Yakup’un bugün bir torba tütün çalmasıyla yok olacaktı merakımız.” Babamdan aşırdım bu torbayı, akşam bakarız tadına” dedi. Bunu yapmamızın ne kadar doğru olduğunu soruyordum, bir yandan da merak ediyordum.” Bir defa sonuçta, ne olabilir ki?” dedi. Onaylarcasına salladım başımı. Akşam bize gel, ahıra iner orada bakarız.” dedim.” Tamam” dedi ve yola koyuldu. Yakup siyah saçlarını rüzgâr okşarcasına, deniz mavisi gözlerini kumrular seyredercesine vedalaşıp gitti. Hasadı tamamlamak üzere, öğle sıcağının dinmesinin ardından bahçeye gittim. Hasat nerdeyse bitmişti. Babam nerede olduğumu sordu, ben de dereye indiğimi söyledim. Fıstıklar çuvallara koyulmuş, taşımak üzere eşeklere sırtlanmıştı. Güneş ufuktan iniyor, hava kararıyordu. Yakup yakında gelirdi. Babam fıstıkları satmak için merkeze inmişti. Eve, ellerinde boş çuvalları taşıyarak indi. Cebinden bir torba çıkardı, tütündü. Kâğıda sardı ve bir ateş yardımıyla yaktı. Odayı saran dumanın iç yakan bir kokusu vardı ve her çekişte öksürüyordu babam. Bir anda cama ilişti gözlerim. Cama taş atıyordu biri. Yakup olduğunu anladım ve çıkmak için izin aldım.” Nereye gidiyorsun bu saate?” dedi babam. Yakup’la buluşacağımızı söyledim ve çıktım.” Aldın mı tütünleri?” dedim.” Evet.” dedi ve ahıra girdik. Eve dumanın gidebileceği aklımıza gelmemişti. Torbadan bir miktar tütün çıkardı ve kâğıda sardı. Kibriti aldım ve sigarayı ağzıma koyup yaktım. Bir nefes çektim içime ve gerçekten iç yakan acı bir tadı vardı.” Bunu nasıl içiyorlar?” dedim. Yakup’ta elini ağzına götürdü ve yaktı sigarayı. Bir anda yüzü acı dolu bir ifadeye döndü. “Ne oldu, çok mu kötü?” dedim. Onaylarcasına salladı başını. İçince alışıyorsun. Dedim. Âmâ içmeye niyeti yok gibiydi. Bir kez daha iç çekti ve defalarca tekrarladı. Dumanı sönmüştü artık. Biten tütünleri attık ve ahırı havalandırıp çıktık.” Bunu yine tekrarlayalım.” dedim. Niyeti yokmuşçasına, “Tamam” dedi. Eve çıktım. Derin bir sessizlik hâkimdi eve. Yatağıma geçtim ve derin bir uykuya daldım. Günün doğmasıyla birlikte yine Yakup’un yanına gittim. Hasat bitmişti. Biz de çalışmak için iş arıyorduk. Akşama doğru yine ahıra gidecektik. Tütün bu zamanlarda her yerde bulunamıyordu. Bu yüzden babam içerken ondan alacaktım. Günbatımıyla birlikte babam geldi eve, cebinden yine bir torba tütün çıkardı ve dumanı yayarak içmeye başladı. Yine dışarı çıkacağımı söyledim ve görünmeden torbayı alıp Yakup’un yanına gittim. Artık alışmıştık, iç yakan dumana, acı veren tada. Bu yazın her akşamı buluşup çalıştığımız işten kazandığımız az bir miktar parayla merkeze inip tütün alıyorduk. Evlerde duman altında birer pasif içiciyken, artık bizde birer tütün bağımlısı olmuştuk. Bir akşam babam çağırdı yanına, “Seni İstanbul’a gönderiyorum, amcanın yanında işe başlayacaksın” dedi. Bunu duyunca itiraz etmedim ve sevindim. Bir hafta sonra herkesle vedalaşıp, İstanbul’a gitmek üzere yola koyuldum. Vardığımda amcam beni karşıladı. Eve gittik, yedik, içtik, konuştuk. “Artık benim yanımda işe başlayacaksın, şehir hayatına alışmalısın” dedi. Şehirde tütün bulmak daha kolaydı. Tanıdık olmadığından almakta zorlanmıyordum. Artık günlük kullanımımı da arttırmıştım. İşe bulaşıkçı olarak başlamıştım. Artık her fırsatta içiyordum. Aradan birkaç yıl geçti ve amcamla yollarımız ayrıldı. Kendime daha iyi bir yerde iş buldum. Ailemden uzun süredir haber alamıyordum. Aldığım bir haberle de yıkıldım. Babam tütün kullanımında dolayı kansere yakalanmış ve vefat etmişti. Bu haberin beni sigaradan uzaklaştıracağını düşündüm. Ama bir süre sonra yine devam ettim. Zaman geçtikçe eskisi gibi olamıyordum. Cildim sararmıştı, mide ağrısı, damar tıkanıklığı gibi birçok rahatsızlık vurmuştu beni. Yaşlandıkça daha çok belirti gösteriyordu. Yakın zamanda abim beni ziyarete gelmişti.” Nasılsın?” dedim. İyi olduğunu söyledi. Benden daha yaşlı olmasına rağmen sağlıklı ve cildi güzeldi. Kendine bakan, sağlığını koruyan ve bağımlılıklardan uzak duran biriydi. Abimin tavsiyesiyle sigarayı bırakmaya karar verdim. Ama sadece birkaç gün dayanabildim. Bir defadan bir şey olmaz diyerek tekrar başlamıştım. Sağlığımı ve hayatımı düşünmeden hareket ediyordum. Yıllar sonrasında kendi hayatımı kurdum. Bir yandan hayatımı yakmaya devam ediyordum. Bir akşam, neredeyse kendimden geçmiştim. Elimde sigara, diğer elimde hayatım kendimi yerde buldum. Acile kaldırıldım. Gözümü açtığımda, hastane odasında bana bakan bir çift göz gördüm. Doktor, sigaradan dolayı kalbime giden bir damarın tıkandığını söyledi. Şu an için hayati bir durum yokmuş. Ama acilen sigarayı bırakmam gerekiyordu. Taburcu olmamın ardından eve gittim. Kendim için ne yaptığımı düşünüyordum. Bir yanda eşim, bırakmam için beni zorluyor, başıma gelen ve başıma geleceklerin benim hata olduğunu vurguluyordu. Yataktan kalkabilir hale geldikten sonra işe gittim yine. Döndüğümde cama geçtim, elimde çakmak bir sigara daha yakım. Artık kapalı alanda sigara içmek yasaktı. Benim acılarımı dindirdiğini düşünüyordum, meğerse diriltiyormuş. Doktorun dediklerini duymazmışçasına içtikçe içiyordum yine. Üç çocuğumda büyümüş, birer hayat sahibi olmuşlardı. Ziyarete geldiklerinde beni yine aynı, elinde bir sigara, son dumanlarını çeken biri olarak görüyorlardı. Bir akşam yine fenalaştım, son dumanımı verdim diyordum içimden. Kendimi kaybetmiş, hastaneye kaldırılmıştım. Bu sefer uyanamam diyordum. Ama uyandım. Bu sefer de gözümü açtığımda yine birçok çift göz bana bakıyordu. Akciğerimde tümöre rastlanmıştı ve alınması gerekiyordu. Bu zorlu kararda ailem yanımda oldu. Kabul ettim ve ameliyata girdim. Tümör çok yayılmamış ve alımı kolay olmuştu. Fakat akciğerimin yüzde yetmişini ameliyatla beraber kaybettim.

Çıktığımda, yaşlı gözlerle tüm sevdiklerim mesut bir haber bekliyordu. Bir yaz sabahı gözümü hastane odasında açtım. 2019 yılının yaz sabahıydı, belki hayatımı değiştiren o gün. Ailemin yanında gözyaşı döküyor, bir yandan seviniyordum. Yanıma biri geldi, ”Dede” dedi ve o an hayatı tanımış bir eş, bir baba, bir dede olmuştum. Bir ay sonra balkonda bütün aile oturmuş kahvaltı ediyorduk. Bütün yüzler parlıyor ve gülümsüyordu. Yaşamayı öğrendiğinde başlıyordu hayat, kaybederek öğrenmeyi, o an kendime hasat bitti dedim.

YORUMLAR

Erdal Can

Küçük bir ders niteliğinde , tebrikler

15 Ocak 2022

Erdal Can

Küçük bir ders niteliğinde , tebrikler

15 Ocak 2022

Erdal Can

Küçük bir ders niteliğinde , tebrikler

15 Ocak 2022

Erdal Can

Küçük bir ders niteliğinde , tebrikler

15 Ocak 2022

Erdal Can

Küçük bir ders niteliğinde , tebrikler

15 Ocak 2022

Erdal Can

Küçük bir ders niteliğinde , tebrikler

15 Ocak 2022

Ege Tanrıkulu

çok güzel olmuş ellerine sağlık

16 Ocak 2022

Ege Tanrıkulu

çok güzel olmuş ellerine sağlık

16 Ocak 2022

Erdal Can

👍

15 Ocak 2022

Erdal Can

👍

15 Ocak 2022

Erdal Can

👍

15 Ocak 2022

Erdal Can

Küçük bir ders niteliğinde , tebrikler

15 Ocak 2022

Erdal Can

Küçük bir ders niteliğinde , tebrikler

15 Ocak 2022

Erdal Can

Küçük bir ders niteliğinde , tebrikler

15 Ocak 2022

Öne Çıkanlar

Kadınlardan Bilgece ve Hınzırca 20 SözOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

9 Mart 2025

Kısa Kısa Roma İmparatorluğu

Hazırlayan: Fulya KılınçarslanAntik Çağ’ın sonlarına doğru Batı’da, Akdeniz’in neredeyse tamamı Roma İmparatorluğu tarafından kontrol ediliyor ve o bölgede yaşayan topluluklar “Romalılaşma” olarak bilinen etkiyle yeniden biçimleniyordu. II. yüzyıla gelindiğinde bu geniş i..

Devamı..

Osmanlı Mutfağından Ramazan Şerbeti Ta..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024