Barış’ın Akıl Almaz Yolculukları’ndaki bu mistik gezintiye gelin biz de çıkalım
Hepimizin evinin arka bahçesinde, kapısının önünde, hemen yatağının dibinde ya da sokağın köşesinde gördüğü ve mini mini hareketlerle sevdiği küçük, patili dostları vardır. Peki, ya bu “küçük” dostlarımızın özel güçleri varsa?
Barış, sekiz yaşında, uzaya, bilime, fantastik şeylere ve kedilere düşkün, çok çabuk sıkılan bir de babasını çok özleyen bir çocuktur. Bir gün, iki kedi yavrusunun başına gelenlerden sonra oldukça üzülür ve yatağında her küçük çocuk gibi dilek dileyerek uykuya dalar: “Lütfen, lütfen bir kedi olayım! Tırmık’ı böyle görmeye dayanamıyorum. Bu kışı bir kedi olarak geçirsem ne olur ki? Tırmık’la aynı yaştayız nerdeyse. Ona arkadaş olurum. Onun için çok üzülüyorum. Lütfen bir kedi olayım, lütfen!”
Sabah olduğunda karşılaştığı dört tane tüylü pati, şaşkınlığına daha da şaşkınlık katar. Barış’ın dilekleri kabul olmuştur! Bir kedi olur, hem de şaşkın bir kedi! Hiç bilmediği bu dünyada, arka bahçelerinde yaşayan, yerinden kımıldamayan Mistik Hanım’la birlikte içinde bulundukları durumda neler yapabileceklerinin peşine düşerler.
Neslihan Acu’nun Günışığı Kitaplığı’ndan çıkan yeni çocuk romanı, Barış’ın Akıl Almaz Yolculukları’ndaki bu mistik gezintiye gelin biz de çıkalım. Belki Barış’ın yolunda biz de bir şeyler buluruz. Kim bilir?
“Bir solucan deliği,” dedi Mistik Kedi. “Yeni bir dünyaya geçeceksin ordan. Hadi at bir adım!”
Zamanda yolculuk, paralel evren, çoklu evrenler ve daha fazlası… Neslihan Acu’nun bu kapsamlı konuları çocukların gözünden ele aldığı romanında, evrenlere geçişte zaman makinesi görevini sessiz sakin ve “çok bilmiş” Mistik Hanım görüyor. Hayatının bir döneminde ona eşlik eden sahibi Profesör Zaman’dan öğrendikleriyle Barış’ı içine girdikleri bu garip, bulunmaz ve bilinmez evrende oradan oraya götürüyor.
Eh, hepimizin garip ve bu dünyaya ait olmadığını düşündüğümüz kedilerden başka bir canlı da üstlenemezdi bu görevi. Mistik, Barış’ın dediği, denemek istediği her evrene, onu evine götürecek her evrene, götürüyor… Ancak Barış’ın kılavuzu Mistik Hanım’ın hatırlatmak istediği bir şey var: Bu evrende olan bu evrende kalır! Yazarın bu fantastik yolculukta, böylesi önemli bir konuyu gerçeklikten tamamen koparmayarak, bilimsel birkaç dokunuşla romana aktarması okurun ilgisini daha da arttırıyor.
Romanın en önemli vurgularından biri de ölüm-kayıp. Barış’ın babası gibi Mistik Hanım’ın da sahibi, Profesör Zaman “kayıp”tır ve ikisi de “ebeveyn” özlemi çekmektedir. Çocukların, hatta bazen yetişkinlerin bile kabullenmekte zorlandığı, ölüm kavramına “İnsanlar, evren değiştirmeye ölmek diyorlar,” şeklinde bir bakış açısıyla yaklaşan Acu, nazik ve uygun bir dille, tabiri caizse “kedi dili”yle anlattığı paralel evren kavramıyla da harmanlayarak farklı bir bakış sunuyor.
Birbirinden farklı varoluş biçimlerinin, farklı hayatların varlığının, kavraması zor durumların/duyguların ve hayatımızın her alanında yer alan canlı dostlarımızla oluşturulan bu fantastik evrenin içinde keyifle yürümeniz dileğiyle…






