Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

5 Aralık 2023

Edebiyat

Juan Rulfo’dan Pedro Páramo: Nefretin Vücut Bulmuş Hali

Douglas J. Weatherford

Paylaş

1

0


“Varlıkla yokluk, gerçek olanla olmayan, yaşamla ölüm arasında gidip gelen bir metin.”

O zamanlar kendi jenerasyonundan yazarlara göre nispeten daha az tanınan Juan Rulfo, 1953 yılında, Meksika kırsalında geçen bir dizi öykünün bir araya geldiği Ova Alev Alev’i yayımladı. Pedro Páramo (1955) ise iki yıl sonra çıktı. Klasik anlatı biçimlerine meydan okuyan bu yenilikçi eserler Meksika ve Latin Amerika edebiyatındaki gidişatı değiştirerek Carlos Fuentes, Rosario Castellanos, Mario Vargas Llosa ve Gabriel García Márquez gibi ünlü isimlerle anılan Boom döneminin başlamasına ön ayak oldu. İkinci romanı Altın Horoz’u 1956 yılında tamamladı ancak kitabın yayımlanması 1980 yılını buldu. Bu görece ufak külliyata rağmen Juan Rulfo, karanlık Meksika vizyonuyla okurların hayal gücünü ele geçirdi ve sadece kendi ülkesinin değil, bütün Latin Amerika’nın en tanınmış yazarlarından biri haline geldi.

Genelde Meksika’nın en önemli romanı olarak nitelenen Pedro Páramo, aynı zamanda bu ülkenin en çok çevrilen kurmaca eseri. Az evvel adını zikrettiğimiz Gabriel García Márquez eserden övgüyle söz eder ve ancak 1960’lı yılların ortalarında Pedro Páramo’yu okuduktan sonra kendini Yüzyıllık Yalnızlık’ı yazmaya hazır hissettiğini söyler. Yakın bir zamanda her iki romanın uyarlamalarının da Netflix’te gösterime girecek olması hoş bir tesadüf. Pedro Páramo şu an post-prodüksiyon aşamasında ve görüntü yönetmeliğini, ilk yönetmenlik denemesiyle üç kez Oscar’a aday gösterilen Rodrigo Prieto üstleniyor. Başroldeyse yazarın uzaktan akrabası olan ve The Lincoln Lawyer ile tanınan Manuel García-Rulfo var.

juan rulfo pedro paramo

Desen: Dario Castillejos

Juan Rulfo 1917 yılında Güney Jalisco’da, Meksika Devrimi ve Cristero İsyanı’nın acımasızlığından önemli ölçüde etkilenen bir bölgede doğdu. Bu çalkantılı dönem modern Meksika’nın ortaya çıkmasına yol açtı ve hâlâ ülkenin toplumsal yapısını, siyasetini ve kültürünü şekillendirmeye devam ediyor. Bahse konu dönemde meydana gelen şiddet olayları Rulfo’yu bir hayli etkiledi. Önce babasını kaybetti ardından annesini. Babası 1923 yılında, anlamsız bir tartışma esnasında öldürüldü. Annesiyse babasının kaybına dayanamadı ve 1927 yılında vefat etti. Jalisco eyaletinin başkenti Guadalajara’daki yatılı bir okulda büyüyen Rulfo ergenlik döneminin sonunda Mexico City’e taşındı. Tamamen yerleşik hale geçmeden önce bu iki büyük şehir arasında gidip gelse de Rulfo’nun Meksika kırsalına olan ilgisi kalıcıydı ve anlatısını derinden etkiledi.

*

Çoğu eleştirmen, olanca önemine rağmen Pedro Páramo’nun İngilizce okurları arasında hak ettiği ilgiyi görmediği konusunda hemfikir olacaktır. Bu bakımdan ihmal edilen tek yazar elbette Rulfo değil. Ancak Rulfo’nun söz konusu gruplar içerisindeki görece anonimliği kısmen de olsa kendi ülkesindeki çeviri eser okuma krizine bağlanabilir.  Başka kültürlerin edebiyatlarına duyulan bu ilgisizliğin ötesinde çoğu yorumcu, Pedro Páramo’nun donuk çevirilerinin, Rulfo’nun İngilizce okurların skalasında üst sıralarda olmamasındaki katkısını merak etmiştir.

Pedro Páramo önceden iki kez İngilizce olarak yayımlandı. İlki 1959 yılında çıkan Lysander Kemp çevirisiydi ikincisiyse 1994 yılındaki Margaret Sayers Peden. Rulfo’nun anlatısını İngilizce okurlara sunmak için yapılan bu girişimleri küçümsemek gibi bir niyetim yok. Hakikaten de bu isimlerin profesyonelliğine hayranlık duyuyor ve kendi çalışmalarımı, benden önce gelenlerin çalışmaları üzerine inşa edilen yapılar olarak görmeyi tercih ediyorum. Lysander Kemp (1920-1992) üretken bir çevirmen olmasının yanı sıra dokuz yıl süresince Teksas Üniversitesi Yayınları’nın baş editörüydü Octavio Paz üzerine yaptığı çalışmalar özellikle dikkate değerdi. Latin Amerika edebiyatının en tanınmış çevirmenlerinden olan Margaret Sayers Peden (1927-2020) ise Carlos Fuentes ve Isabel Allende gibi önemli isimlerle çalıştı. Rulfo’nun Meksika dışında tanınmasını sağlayan bu iki çevirmenin, yazarın çetrefilli metinlerine yer yer getirdiği çözümler hakikaten de takdire şayan.

Pedro Páramo’nun İngilizce versiyonlarındaki yaratıcı çözümler arasında favorim Peden çevirisi.  Romanın başlangıcından kısa bir süre sonra Pedro Páramo’nun oğullarından biri Comala’ya yönelir. Bu oğul – artık yetişkindir – rehberine Pedro Páramo hakkında şu soruyu sorar: “Kimmiş bu Páramo?” İspanyolca orijinal metinde yer alan yanıt unutulmazdır: “Un rencor vivo.” (Nefretin ta kendisi)* Peden bu ifadeyi büyük bir ustalıkla “Yaşayan garez” diye çevirir. Peden’in icadı ifadenin birebir karşılığı olmasa bile metindeki şiirselliği ve çarpıcı çelişkiyi ustalıkla yakalar: her ne kadar Páramo, anlatının bu noktasında ölmüşse de istismar ve nefretin travmatik anıları bölgede yaşamaya devam ediyor.

juan rulfo pedro paramo

Kendi çevirimin ilk iki taslağını tamamladıktan sonra Peden’in versiyonunu baştan sona tekrar okudum. “Un rencor vivo” ifadesi için yarattığı çözüm beni ziyadesiyle heyecanlandırdı ve orijinal metindeki estetik ağırlığı yakalamak için elimdeki çevirilerin yetersiz olduğunu fark ettim. Sonraki birkaç hafta boyunca sürekli bu cümleye döndüm ve yaklaşık iki düzine alternatif üzerinde düşündüm. Fakat bu durumda bile Peden’in çözümünü benimsemeyi tercih etmedim çünkü onun varyasyonunun şahsi bir okumanın neticesi olduğu aşikârdı. Nihayetinde bir o kadar güçlü olduğuna inandığım bir çözümde karar kıldım: “Nefretin vücut bulmuş hali.”

Kemp ve Peden’in çabalarını takdir etmekle birlikte Pedro Páramo’nun yeni bir çeviriyi hak ettiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Müsaadenizle kısa bir örnek vereceğim. Rulfo’nun romanı okuru sürekli zorlar. Merkezinde karmaşa ve çöküşün bulunduğu istikrarsızmış gibi görünen kurgusal bir dünyayla okurun anlama yetisine mukavemet eder. Metin bulunuş ve bulunmayış, gerçeklik ve gerçekdışılık, ölümle yaşam arasında yalpalar durur. Bu kendine özgü anlatı tarzı, Rulfo’nun, gayretli okurun romanın parçalarında saklı duran yorumsal olasılıkları keşfetme yeteneğine duyduğu inançla tamamlanır. Böylesine zengin bir kurguyla yüz yüze olan her başarılı çevirmenin, ne kadar güç algılanırsa algılansın, orijinal metindeki anlam yüklü unsurları koruması gerektiğine inanıyorum. Kemp’in çeviri esnasında bazı sözcükleri, deyimleri, hatta cümleleri atlamış olması bir hayli şaşırtıcı. Peden’in çevirisine gelirsek, daha ilk satılarda yer alan bir hata hani neredeyse yayımlandığı tarihten beri bütün çalışmayı baltalıyor. Romanın ilk cümlesinde Páramo’nun oğlu (henüz ismi bilinmemektedir) niçin Comala’ya geldiğini açıklar. Daha sonra da anlaşılacağı üzere anlatıcının kendi hikâyesini anlattığı bu kısım romanın bütünü açısından oldukça önemlidir. Bu ikonik açılış cümlesinde birinci tekil şahıs anlatıcı şöyle der: “Vine a Comala porque me dijeron que acá vivía mi padre, un tal Pedro Páramo” (Comala’ya babamı aramaya geldim; dediklerine bakılırsa burada oturuyormuş, Pedro Páramo adında biriymiş.)* Peden’in versiyonunda “acá” zarfı “burada” kelimesi yerine “orada” kelimesiyle karşılanmış ve böylelikle anlatıcı, doğrudan Comala’nın dışında bir yere yerleştirilmiştir. Bu cümlenin bendeki düzeltilmiş versiyonuysa şöyle: “Comala’ya geldim çünkü bana babamın burada yaşadığı söylendi, Pedro Páramo adında bir adam.”

Nihayetinde Latin Amerika’nın bu en çığır açıcı metinlerinden birini çevirme çabamın temelinde, Rulfo’nun kurmaca dünyasını lafzıyla ve ruhuyla doğru bir biçimde yansıtma arzusu yatıyor. Bu romanı yeni bir İngilizce çeviriye dönüştürmek benim için olağanüstü bir keyifti ve umuyorum ki, edebi mirasına ölçüsüz bir hayranlık duyduğum Juan Rulfo’nun çalışmasının hakkını vermişimdir.

Çeviren: Fulya Kılınçarslan

Douglas J. Weatherford, Brigham Young Üniversitesi, İspanyol Edebiyatı ve Sineması Öğretim Üyesi

*Doğrudan yapılan alıntılarda Pedro Páramo’nun 1983 tarihli Tomris Uyar çevirisi (Can Yayınları) kullanılmıştır.  

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

2017’yi İple Çekmenize Neden Olacak 16..Denis Gürcü
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Ahmet Öğünç

20 Haziran 2025

Baht Dede

Kendimi tanıtayım. Bendeniz, bir kız bir oğlan babasının çocuğu. Her doğurduğu bebeği ölen bir ananın tılsımlı evladı. Doğanlar iki üç ay sonra ölünce, anam Deli Ahmet Taşı'na bağlanmış. Kural gereği doğan bebek kız ise adı Raziye, erkekse Ahmet konacaktır. Öyle olmuş, ablam Raziye, ben Del..

Devamı..

“Bilenler Bilmeyenlere Şöyle Anlatacak..

Işıl Kızılırmak

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024