Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

27 Haziran 2022

Öykü

Kalabalık Yalnızlık

Füsun Çavuşoğlu

Paylaş

1

5


Saçları bembeyazdı halamın. Küt kestirirdi, kısacık. Yetmiş iki yaşında bir genç kızdı o. İncecik bedeni, güldüğünde yanaklarında beliren gamzeleri ve koyu gri gözleriyle girdiği her ortamda dönüp baktırırdı kendisine. Sade bir zevki vardı. “O gamzeler sende oldukça, benden bir parça yaşamaya devam edecek” derdi bana.

Ailede en çok halamı sevdim. Onda kalmak için hiçbir fırsatı kaçırmazdım. Adada bir sokak vardı aramızda.  Yeni yetme zamanlarımdan birinde, bahar başlangıcıydı hiç unutmuyorum, sözde içinden çıkamadığım bir ödevimi danışmak bahanesiyle, “Gece kalırım halamda” demeyi de ihmal etmeden evden çıktım.

Bizim bahçemiz çok renkliydi, biraz da karmaşık. Babam ortancalara takmıştı, annem güllere. Meyve ağaçları ikisinin ortak zevkleriydi. Halamın bahçesi her bahar renk değiştirirdi. Bir yıl sarılar kaplardı ortalığı, diğer yıl pembeler. Mutsuz bir bahçıvanı vardı, her sezon söküp, yerlerine yenilerini ekmekten bitap düşmüşü adamcağız.

Sade kahvesini yudumlayıp kitap okurken buldum onu bahçede. İki yanağından öpüp yanındaki koltuğa oturdum. “Hani derler ya sen gittikten sonra arkanda bıraktıklarınla anılırsın diye, bence bırakmadıklarınla anılırsın Pericim. Bu dediğimi bir düşün.”  En sevdiğim oyunumuz başlamıştı.  “Olumsuz şeylerle anılmak istemem hala, sanki bu düşüncende olumsuzluk var.”

Ayağa kalktı ve yeni ekilen çiçek tarhının yanına gitti. Muzip bir edayla “ Hiç ağaç kesmedi, hiçbir çocuğu ağlatmadı, ağırlığıyla kimseleri ezmedi deseler olumsuz mu hissedersin?”  Haklıydı. “Bu açıdan düşünmemiştim hala, çoklu düşün dediğin bu olsa gerek, bir bilge hatunsun sen, yine de kızdıklarında ‘Ayrık otu’ diyorlar ailedekiler sana.”  Çok güldü dediğime, “Ayrık otu deyip geçme, orta çağdan bu yana ilaç olarak kullanılır, biliyor musun köpekler toprağı kazıp köklerini yerler mideleri kötü olduğunda.” Bahçeden, iki katlı kagir evinin salonuna geçtik. Akşam oluyordu. Birazdan yemek hazırlığına başlayacaktık birlikte. Gezgin halamın dünyanın farklı yerlerinden getirdiği otlar, baharatlar yayılacaktı mutfaktaki masaya, bilmediğim ama yemeye doyamadığım lezzetlerden çıkan mis kokular saracaktı etrafı.

Bizim evde yemekler öğleden önce pişirilir, halam yemekten yarım saat önce başlardı hazırlıklara. Sohbet eşliğinde harikalar yaratırdı kısa sürede.

İkimize birer kadeh kırmızı şarap koydu, bu sene başlamıştı bana şarap ikram etmeye “zamanıdır” demişti.  “Yılın yarısını seyahatlerde geçiriyorsun, yarısında da üniversitedeki öğrencilerin doluyor eve, yorulmuyor musun?” dediğimde güldü. “Asıl durursam yorulurum.” Bir yandan da sevdiği tangoyu mırıldanıyordu. Uzun süredir sormaya korktuğum soruyu hazırladım kafamda, şarabın getirdiği cesaretle. “Nereye gidersen git, her yola çıkışında illaki Berlin’de bir süre kalıyorsun, özel bir nedeni var mı?” Elindeki bıçağı ani bir hareketle masaya bırakıp yanıma geldi, gözleri hayretle bakıyordu. “Bunu bana ilk sen soruyorsun ailede üstelik en genç sensin.” Yanıma oturup, hiç tereddüt etmeden başladı anlatmaya. “Bildiğin gibi üniversiteyi bitirdiğim yıl gittim Berlin’e,  yüksek lisans, doktora derken altı yıl kaldım. Döndükten sonra da her yıl mutlaka o şehre giderim.”  Arkasına yaslandı ve soluklandı. “Biliyor musun kırk küsur yıl, başta babaannen ve diğerleri sadece ‘döndün mü tamamen?’ diye sordular. Onları ilgilendiren sadece dönmemdi. Sustu. Ağzımın ucuna gelen soru bir anda patladı, “Aşık mı oldun hala, sevgilini mi bıraktın orada, yaşıyor mu, görüyor musun gittiğinde?” Sustu.

Sofrayı kurduk, beyaz keten örtünün üzerine özenle dizilmiş Bavaria porselen yemek takımlarında yiyecektik. Halam bu yemeğe ciddi bir anlam yüklemiş olmalıydı ki, özel takımlar konmuştu masaya.

İkinci kadehler bitmiş, yemeğin sonuna gelinmişti, yerinden kalktı, yatak odasından birkaç resim alıp getirdi ve anlatmaya başladı. “Bak bu doktoramı yaptığım üniversitenin bahçesinde çekilmiş bir resim. Yanımdakiler arkeoloji enstitüsünden arkadaşlarım, kolunu omzuma atmış olan da felsefe bölümünde doktora yapan sevgilim Klaus. Bu resim nikâhımızın ardından yaptığımız kutlamada çekildi, ne kadar neşeli ve genciz. Bak şu 1948 model Mercedes’in önündeki, mutlu çifte, evlilik hediyesi olarak verilmişti o araba sevgilimin babası tarafından.” Şaşkınlıkla ve merakla resimlere bakıyor, hikâyenin burada bitmediğini hissediyordum içten içe.

Boşalan kadehine doldurduğu şarabı hızla içip, ardına yaslandı. “Bu fotoğraftaki on aylık bebek, benim oğlum Reha.” O ara sandalyemden düşüyordum şaşkınlıktan. Elinden fotoğrafı alıp uzun uzun inceledim. Mavi gözlü, armut kafalı, gamzeli bir bebek, bana gülüyordu. Halamın yüzüne siyah bir bulut oturmuştu.

Ne yapacağımı bilemedim, hiç tepki vermeden duruyordum karşısında, halamın da anne olabileceği aklıma gelmemişti. Emzirebileceği, bir bebeğin altını temizleyeceği, ona ninniler söyleyebileceği…

Kaba bir hesapla elli yaşlarında olmalıydı Reha. Bunu dile getirdiğimde, “Hayır o hep üç yaşında” dedi. O an sanki yıllardır çektiği acı yüzüne yansımıştı.

Hediye edilen arabaları ile yaptıkları bir kaza sonrası eşi ölmüş ve oğlu da aldığı beyin hasarı yüzünden bebek olarak kalmıştı. Eşinin ailesine ait vakıf Reha’yı en iyi şartlarda bakmaktaydı.

O anda aklıma gelen tek soru “Hala bu yükü yıllar boyu tek başına mı taşıdın?” oldu. “Hayır, hemen herkes biliyor sadece hiç konuşulmuyor” dediğinde bana sık sık tekrarladığı bir söz geldi aklıma “İçinde büyüdüğümüz toprakların kültürü, kaderimizdir.”

YORUMLAR

Nurcan Balıbey

Duygu yüklü… çok etkilendim. Kutluyorum👏🏻👏🏻👏🏻 Kalemin durmasın…✍️📑

27 Haziran 2022

Çemen Tozbey Elmacı

Çok güzel ifadeler, üstelik oldukça akıcı, yazarının kalemine sağlık, etkilendim 👏👏👏👏👏

27 Haziran 2022

Çemen Tozbey Elmacı

Çok güzel ifadeler, üstelik oldukça akıcı, yazarının kalemine sağlık, etkilendim 👏👏👏👏👏

27 Haziran 2022

Çemen Tozbey Elmacı

Çok güzel ifadeler, üstelik oldukça akıcı, yazarının kalemine sağlık, etkilendim 👏👏👏👏👏

27 Haziran 2022

Çemen Tozbey Elmacı

Çok güzel ifadeler, üstelik oldukça akıcı, yazarının kalemine sağlık, etkilendim 👏👏👏👏👏

27 Haziran 2022

Öne Çıkanlar

Yoldan Çıkanlar Var AramızdaA. Dilek Şimşek
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Nicolas Duffau

30 Kasım 2025

Telefonunuzun Kölesi misiniz?

Marx teknoloji bağımlılığı hakkında bize ne söyler?Bildirimler, alarmlar, hatırlatıcılar… İstenmeyen uyaranlara maruz kalma olasılığımız sürekli artıyor. Kendi özel alanımızda, kendimize vakit ayırmışken telefonumuz bipliyor ve gelen mesaj, bildirim ya da e-posta bizi hi..

Devamı..

Filistin Şiiri üzerine Levent Turhan G..

Bora Ercan

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024