Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

10 Ocak 2021

Öykü

Karanlık Tablonun Hikâyesi

Erdi Haruni

Paylaş

4

6


Şu muzaffer gece karanlığının mükemmeliyetini sorguluyordum içimden. Ne mükemmel bir şey karanlık, özgür düşüncenin mekânıdır karanlık. Aklından istediğini geçirme kabiliyeti verir sana, kimsenin baskısı altında kalmadan. Baskı, birisi baskı mı dedi? Bizim evde baskı olmadan olmaz. Gecesi gündüzü demeden kulağıma bir vızıltı geliyor. Vızz, vızz diye. Yine ringe çıkmıştır bizimkiler. Demek yine içti babam, tabii annem de açtı eski defterleri. Kim bilir kaç sayfadır o eski defterler? Öğrenim hayatım boyunca defter tuttuğum notlardan fazladır belki. Of, dayanamıyorum şu vızıltıya yatağıma kalkmaya karar vermeden kalktım. Nedendir bilinmez ama içgüdülerime güvenirim ama aklıma asla.

Akıl, insanın güvenemeyeceği, en tehlikeli varlık. Akıl insanın yanılmasını ister, insanlığın hikâyesi de dramdır. Akıl bizi tüm insanlığa benzetmeye çalışır. O nedenle aklıma güvenemem ben. Kapıyı soğukkanlıcasına açtım. Tüm dikkatim şu vızıltıdan kurtulmaktı. Çünkü yakında kulağımı delip sağır yapacaktı beni. Evimiz eskidir, ama iki katlı olmasına rağmen diğer evlere kıyasla büyüktür. Tarif edilemez kadar uzun koridorlar beni ürkütüyordu. Sanki koridorlar cennet ve cehennemi bağlayan bir köprüydü. Vızıltı sesleri azalırken kalbime bir bıçak saplanmış gibi oldum. Yerimde durdum, felç geçirmiş gibiydim kalbim yerinden fırlayacaktı. Şu saçma sapan yöntemi uyguladım nefes al, ver. Duvara yaslandım. Ama içgüdülerimde bir rahatsızlık hissediyordum. Bu duvar diğer duvarlara benzemiyordu. Sanki... Duvar aniden yerinden oynadı ve ben tozlu merdivenlere futbol topu gibi yuvarlanıyordum. Taramalı tüfekle vuruluyordum sanki. Ne zaman bitecek bu ıstırap.

Sonunda yere kapaklanmıştım. Onca yuvarlanmaktan tüm insanlığa benzer midem bulanıyordu. Ayağa zor kalktım. Gıcırtılı ve oldukça pis parkelerin üzerine basıyordum, iğrençti. Kimsenin bilmediği bir bölme olduğu belliydi. Vızıltı da yoktu. Müthiş... Derken üfleme sesi gibi bir ses duydum. ‘‘Halüzinasyon görüyorum herhalde’’ dedim. Ama yanılmışım.

“Görmüyorsun, evlat.” Ses bu sefer anlaşılabilir bir sesti. Yaşlı bir adamın sesinden farkı yoktu ama konuşan kimdi? Işık bulmaya çalışıyordum.

“Işık yok buralarda evlat, sadece karanlık vardır.’’

“Karanlığı severim.” dedim. Yeterince soğukkanlıydım.

“Demek sen de bizim nesildensin.”

Söylediklerinden hiçbir şey anlamamıştım. Ne nesilden bahsediyordu bu tuhaf şey. Daha adını koyamadığım şey.

“Neredesin sen, kimsin sen?” dedim. Zihnimdeki sorular art arda sıralanmıştı tıpkı yemekhanede yemek bekleyen zavallılar gibi.

“Adımın bir önemi yok. Ama şu senin iğrenç bulduğun örtüyü kaldırırsan bulursun beni.”

Kumaşını sevmiştim bu tuhaf şeyin. Nesil dediği demek buymuş. Dediğini istekli bir şekilde yaptım ama ne ağırmış o örtü ya.

Açtığımda upuzun bir tablo vardı. Şaşkına dönmüştüm bunca zaman bir tablo ile konuşuyormuşum öyle mi? Hastayım ben hasta. Resimde arkasına dönmüş bir kapkaranlık bir çocuğun gölgesi vardı karşımda. Geri adım attım. Hakikaten bu tablo karanlığı seviyordu.

“E beğendin mi?”

“Hem de nasıl.” dedim. Karanlığı sevdiğimi söylemiştim herhalde.

“Bir zamanlar ben de senin gibiydim, çocuk.”

Anlayamıyordum. Masallardaki gibi adam bir tabloya mı hapsoldu?

“Nasıl yani?” dedim haklı olarak.

“Bak çocuk nesil dediğim buydu işte. Bu ev bildiğin gibi eski senden önce ben yaşadım bu evde aynı zamanda yaşadığın o olaylar...”

Perde arkası aralanıyor gibiydi. Yaşadığım bunca olay kader mi yoksa döngü müydü? Hala anlayamamıştım. Tabii adamın buraya nasıl dönüştüğünü de anlayamamıştım.

“Peki nasıl tabloya dönüştün?” dedim. Gerçekten meraklıydım o pis parkelere oturmaktan hiç çekinmedim.

“Gilbert, hiç ailen sabrını taşırıp o dediğin vızıltılardan, patırtılardan, bağrışmalardan kurtulmak ister miydin?”

Sorumun cevabı değil ama güzel soruydu. Düşünüyordum, düşünüyordum. Cevabım şuydu

“Doğrusu asıl şu olmalıydı ben bu dünyadan kurtulmak ister miydim?” dedim.

Adam sırıtmış gibi yaptı. Hoşuma gitmişti.

“O zaman sorum senin gibi olsun, Gilbert.”

Şu dünyayı gözümün önüne alırsam gerçekten bu adaletsizlik, eşitsizlik, kadın-erkek anlaşmazlığı daha neler daha neler...

“Evet, isterdim.” dedim.

“İşte ben de bu yüzden buradayım çocuk. İnsanın yarattığı milyonlarca şeyden uzağım.”

İlgimi çekiyordu bu konuşma, hiçbir zaman yapmamıştım bu konuşmayı ailem gibi hissediyordum bu tabloyu.

“Peki, mutlu musun?” dedim. Bilmem belki benim kaderimde karanlık bir tablodur.

“İnan, şu vahim durumda olan dünyadan daha mutlu olursun Gilbert. Bu arada vızıltı yok buralarda.”

“Hey, söylemeyi unuttum adımı nereden biliyorsun?” dedim. Hakkımda her şeyi bilmesi pek şaşırtıcı değil çünkü aynı çatı altındayız. Ama yine de sordum.

“Evlat, unutma aynı kaderin bir halkasıyız biz. Bunu asla unutma aynı zamanda elbet bir gün sende yanımıza geleceksin. Belki de sen halkamızın son parçasısındır.”

Sözleri çok anlamlıydı nasihat veriyordu bana. Hayatımda hiç böyle konuşma gerçekleşmemişti. Belki de dünyanın bana verdiği son fırsattır bu. Kurtulma fırsatı.

“Ben ne yaparsam yapayım kendi ailemi kurduğumda bile belki de vızıltıları ben de yapacağım. O yüzden geleceğimi heba etmek istemem. Kaderimi yerine getireceğim.”

“Evlat, söylediklerini gerçekten gurur duyuyorum yanıma gediğinde asıl ailemi bulduğumdan eminim.”

“Bende.”

 İşte hayatın bana verdiği ilk ve son fırsattan dolayı dünyaya teşekkür ediyorum.

YORUMLAR

Sude Aydoğan

👏

12 Ocak 2021

Sude Aydoğan

👏

12 Ocak 2021

Sude Aydoğan

👏

12 Ocak 2021

Sude Aydoğan

👏

12 Ocak 2021

Sude Aydoğan

👏

12 Ocak 2021

Sude Aydoğan

👏

12 Ocak 2021

Öne Çıkanlar

Hırvatistan, dünyanın ilk ücretsiz oku..Metin Rudar
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Uğur Ugan

17 Nisan 2026

Dinçer Güçyeter: "İnsan, geçmişinden n..

Misafir işçi olarak Almanya’ya giden anne-babasının sessiz kalmış hikâyesini, üç kuşağa yayılan bir göç anlatısı olarak romana dönüştüren Dinçer Güçyeter ile Türkçe çevirisiyle “yuvaya” dönen “Almanya Masalımız..

Devamı..

Emperyalist Savaşlara Kitlesel Direniş..

M. A. Karlin

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024