Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

29 Mayıs 2022

Öykü

Kargalar Çığlık Çığlığa

Uğraş Abanoz

Paylaş

1

0


“İstersen müzeyi arayalım, belki kapalıdır,” dedim, arabayı kenara alıp dörtlüleri yaktım, “manastırın telefonu internette mutlaka vardır!”

Bir eli koltuğun arkasında, diğer elinde telefon, saçlarını havalandırdı, teninden güzel kokular yayılıyordu, ıhlamur ağacının altındaydık, yel esti...Aradım taradım, numarayı bulamadım, vakit ilerliyordu, gaza bastım...

“Bence gidelim, kapalıysa döneriz, değişiklik olur hı Seda,” dedim, “hem tepe havası iyi gelir, açılırsın, moral önemli, seni bambaşka yollardan getireceğim, trafiğin t si olmayacak, köprünün ayaklarını görürsün, evleri, sokakları nasıl yıkmışlar, inanamazsın!

“İnanırım!”

Radyoyu açtım, –bir kapıdan gireceksin, neler neler göreceksin, her....–* eski evlerin, yıkık yapıların arasında, toza bata çıka tali yolda ilerledik, arabanın altını vurmamak için pürdikkat gidiyordum.

 “Biliyor musun,” dedi, “bu manastır, 14.yy'dan kalma, ikonik manastır. Panagia Theoskepastos, Tanrı'nın koruduğu yer anlamına geliyormuş. Komninos ailesinin izlerini görmek mümkünmüş, III.Alexios Komnenos tarafından yaptırılmış, tıpkı Sümela gibi kayalara oyulmuş, korunaklı yapı!”

“Ne kadar bilgilisin tatlım, bunca şeyi nereden öğrendin? Minik gezimiz için ne çok bilgi!”

“İnternetten tatlım, dinle..... kilisenin.. rrrrrrr duvarlarında Hz. İsa'nın yaşamına dair yirmi altı fresk var, buraları geçiyorum... rrrrrrrrr rahibeler, bağışlarla ve keten eğirip yün çorap satarak geçimlerini sağlarlarmış! Yapı, 1923 yılında tamamen terk edilmiş, kısa süreliğine Çocuk Esirgeme Kurumu'na devredilmiş, çocuk hastanesi, barınak olarak kullanılmış, ilginç değil mi? Annemle çok gelirdik buraya, ninemin mezarına uğrayıp merkeze inerdik. Ansiklopedik bilgiler bitti, şimdi dikkat! Yetmişlerde aileler kalıyormuş burada! Bildiğin manastırda yaşıyorlarmış yani, Annemin arkadaşı Müberra Teyze var ya, işte onun kızı bu manastırda yok olmuş!”

“Yok olmuş derken!”

“Dehlize girmiş, kaybolmuş...”

“Olur mu ya öyle şey!”

“Evet, dehliz.....”

Navigasyon uyarı verdi, “Hay aksi, yanlış yola girdik!” dedim sinirle, doğup büyüdüğüm şehirde yol tarifi almak canımı sıkmıştı, bildiğim yoldan devam ettim, piknik alanını geçip sola döndük, beş dakika sonra tabela karşımızdaydı.

“İşte geldik!” dedim,

Kadınlar, deniz manzaralı gecekondunun önünde el işi örüyordu, etraf, beton parçaları, moloz yığınlarıyla doluydu.“Araba geçmez buradan hı!” dedim, Seda'nın beyaz teni parladı, altın saçları dalgalandı,“demek dehlizler var he tatlım, böyle hikâyeleri nereden buluyorsun aşkım ya, müzede heyecanlı ol demen yeterli, seni kırmam bilirsin.”geri döndüm, camı yarıladım, kadınlar, soru sorulacağından emin, yardıma hazır nazarlarla tebessüm etti.

 “Manastıra nasıl gidebiliriz acaba?”dedim, gülümseyerek...

 Yün eğiren kadın yazmasını düzeltti, kaşlarını çattı. Yolu tarif etmeye başladı, diğerleri denize döndü, kıpırtısızdılar, Seda'ya baktım...

 “Dilsiz,” dedi, fısıltıyla, “sanırım arabayı bırakıp yürüyün diyor!”

 Nasıl teşekkür edeceğimi bilemedim, elimi kalbime götürdüm,“teşekkürler,”dedim, son harfleri panikle yuttum. Teşekkü...” park alanına sürdüm, Seda'nın anlattıkları ilgimi çekmişti.

 “Dehlizler, kaybolanlar, beş kadın, dilsiz olanın yolu tarif etmesi filan, epey ilginç gün!” dedim. Seda, fularını düzeltti, kapıyı açtı. “Belki hepsi dilsizdir, ne biliyorsun.” dedi.

 İkindi ezanı okunuyordu, arka koltuktan kot montumu aldım, mavi gök parçalanmış, gri bulutlar toplanmaya başlamıştı. Rüzgâr arkamızda koşar adım yürüdük. Kadınlar yoktu, bakımsız, yıkıldı yıkılacak evler içimi ürpertti. Dar sokaklar hâlâ eski zamanlarda yaşıyordu, villalara baktım, elimi Seda'nın omzuna attım. “Kadınlar yok hı Seda!” dedim, “kapı duvar, az önce burada birileri vardı desem inanır mısın?”

“İnanırım!”

Yürüdük, kasvetli, siyah demir kapı bütün heybetiyle karşıladı bizi, müze açıktı, bilet aldık. Ben çan kulesine, Seda, avlunun önündeki şapele girdi. Çan kulesi, manastırın her noktasına hakimdi, kesme taşları inceledim, fotoğraf çektim, hafıza dolunca bırakıp bazilikaya yürüdüm.“Kötü restorasyon hı Seda!” dedim, şapele bakıp avluya çıktım, çan kulesine döndüm, odadan odaya koştum, yok! Video izlediğini düşünüp camlı bölüme geçtim. Rüzgâr şiddetini artırmış, etraf toz içinde kalmıştı, şapelden dumanlar yükseliyordu. “Seda!” dedim, hırsla, sesim yankılandı, neredesin Seda?...Telefonu çıkardım, sadece acil çağrı, sinyal yok! “Şaka mı bu! İkidir aynı şey.........!”

Şapele girdim, fresklerin önünde beş kadın vardı, biri, az önce yolu tarif eden dilsizdi. Kapıyı işaret etti. “Seda'nın oraya girdiğini düşünmemi istiyorsunuz,” dedim, “hayır! Saçmalık bu, bu olamaz! Seda'nın anlattıkları aklımı bulandırdı! Biz, biz daha önce geldik buraya, evet ama burası, böyle... Seda, süre bitiyor çık artık, freskler yerinde, tamamen tahrip olduğunu söylemiştin, Seda! Lütfen!”

Kadınlara baktım.“Seda yok,”dedim,“az önce yanımdaydı, size yol sormuştuk, kapının önünde oturuyordunuz!”

Ayağa kalktılar, ocakta kaynayan tencerenin kapağını açtım, boştu, fresklerin yanına asılmış yün çoraplar yere düştü, yürüdüm, gösterdikleri kapının önünde durdum. “O kapıdan girdiğini düşünmemi istiyorsunuz, hasta olmadığını düşünmemi istiyorsunuz, beni bırakıp gitmediğini düşünmemi istiyorsunuz!”

Kadınlar avluya sıralandı, kıyafetleri savruldu, dev köprünün ayaklarına baktım, kargalar çığlık çığlığaydı, gaaaaak. Soluk evlerin pervazlarında çamaşırlar uçuştu, gaaaak. Pantolonlar, elbiseler kazaklar, atletler şıp şıp damladı. Dağ kemirmiş büyük fareler güldü, kent harabeye dönmüştü, -ağlamak var, gülmek var, sevilmek var, sevmek var, ne ararsan var bu dünyada, dertler varsa, mutluluk var!-

Gaaak... gaaaaaak... gaaaaaaakk...

“Hiç ağaç yok Seda!” dedim, ağlayarak, “hiç ağaç yok, sakın beni bırakma!” arkama döndüm, çanlar çalıyordu.

*Orhan Gencebay, Seveceksin

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Yaşar Kemal'in Kaleminden "Troller"Murat Erdin
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Emily Zarevich

31 Ocak 2025

Hemingway’i Gazetecilikten Uzaklaştıra..

Toronto Daily Star'ın yazı işleri müdür yardımcısı Harry C. Hindmarsh, Ernest Hemingway'in sinirlerini nasıl alt üst edeceğini çok iyi biliyordu. Belki başınızdan geçmiştir, öylesine çekilmez ve zalim bir patronla ya da müdürle çalışmak zorunda kalırsını..

Devamı..

Marcel Proust’u Sesli Okumak: Nasıl ol..

Patti Miller

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024