Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

17 Ekim 2023

Edebiyat

Marcel Proust’un Kaygıları ve Kibir Üzerine

William C. Carter

Paylaş

1

0


Proust, hafıza ve yas hakkında derinlikli sorgulamaların olduğu bu ara bölüme öylesine önem veriyordu ki, Kayıp Zamanın İzinde ismini seçmeden evvel genel başlığın Gönül Tutuklukları olmasını istemişti.

14 Kasım 1913 tarihinde yayımlanan Swann’ların Tarafı Marcel Proust’a beklenmedik bir ün getirdi. Basımından birkaç hafta sonra kitapla ilgili övgü dolu yazılar belirlemeye başlarken Lucien Daudet’nin uzun inceleme yazısı Le Figaro’nun ön sayfasında kendine yer buldu. Lucien Daudet Proust’u bir dahi, kitabını bir başyapıt olarak nitelendiriyor, Robert Dreyfus Le Figaro’daki makalesinde roman için “güçlü ve güzel bir çalışma” ifadelerini kullanırken Jean Cocteau Excelsior’da, romanın bildiği hiçbir şeye benzemediğini ve hayran olduğu ne varsa ona hatırlattığını söylüyordu. Ama belki de içlerinde en önemlisi Daudet’nin Proust’un başarısı üzerine yaptığı yorumdu: “İnanıyorum ki, varoluşumuzu meydana getiren bütün bu şeylerin analizi hiç bu kadar ileri götürülmemiştir.”

Proust’a göre kurgunun tamamlanması için yazması gereken iki cilt daha kalmıştı ve böylesi muazzam bir çalışmanın ortasındayken yaklaşmakta olan küresel felaketin, bildiği dünyayı tümüyle değiştireceğini ama aynı felaketin yazmakta olduğu romanın kapsamını inanılmaz bir biçimde genişleterek eşi benzeri görülmemiş uzunlukta bir eserin ortaya çıkmasına sebep olacağını bilmiyordu.

marcel proust

Ağustos 1914 tarihinde I. Dünya Savaşı başladı. Çalışabilen bütün erkekler, dizgide kullanılan kurşunlarla birlikte cepheye gönderildiği için yayınevleri kapandı ve Proust kendisini bir anda tuhaf bir durumun ortasında buldu: ne yayıncı vardı ne baskı makineleri ne de teslim tarihleri. Savaşın bu denli uzun süreceğini elbette hiç kimse tahmin etmedi. Proust, savaşın sona erdiği 11 Kasım 1918 tarihine kadar günlerini kaygı içinde geçirdi. Günde yedi gazete okuyor, cephede olup bitenleri ordudaki tanıdıklarından gelen mektuplardan ya da izin için ülkeye dönen arkadaşlarından öğreniyor,  hükümetteki ve ordudaki üst düzey yetkililerin yaptığı açıklamaları dikkatle takip ediyordu. Arkadaşlarının çoğu savaşta öldü ve o yazmaya devam etti.

Aslında romanın büyük bir kısmı, eleştirmen Charles-Augustin Sainte-Beuve’e karşı yazmış olduğu bir denemenin taslağında ortaya çıkmıştı. Bilhassa Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde'ki çoğu tema ve olay bahse konu denemede mevcuttu. Deneme aynı zamanda tematik olarak Proust’un istemsiz bellek olarak adlandırdığı fenomeni, Swann’ların Tarafı’nın girişini ve Yakalanan Zaman’ın sonlarına doğru, anlatıcının bir yazar olarak kendinin farkına varıp felsefesinden ve estetik algısından bahsettiği kısmı da içeriyordu. Aslında Proust, aktaracağı hikâye için döngüsel bir anlatı yapısı oluşturmuş ve savaş yıllarının hikâyeye eklenmesini nispeten kolaylaştıran bu anlatı yapısı, romana canlı bir katman eklemişti.

Albertine ile Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde isimli ikinci ciltte karşılaşırız. Fakat Anlatıcı Balbec’te sadece onu ziyadesiyle etkisi altına alan Albertine ile tanışmaz; Balbec aynı zamanda Guermantes ailesine mensup Robert de Saint – Loup ve Charlus ile de tanıştığı yerdir. Her ne kadar Charlus günümüzde bile edebiyatın en büyüleyici karakterlerinden biri olarak kabul edilse de bu cildin yayımlanmasından evvel Proust’un ciddi kaygıları vardı. Swann’ların Tarafı’nın yayımlanmasının üzerinden beş yıl geçmişti ve Proust, kitapta sözünü ettiği karmaşık olay örgüsünün unutulmuş olmasından korkuyordu. Ama hiçbir şey endişelendiği gibi olmadı. À l’ombre des jeunes filles en fleurs 10 Aralık 1919 tarihinde Fransa’nın en seçkin ödüllerinden Goncourt Ödülü’nü kazanırken beraberinde bir dizi tartışmaya yol açtı. Çünkü günümüzün aksine o zamanlar bu tarz ödüller sorgulanır, jürilerin vermiş olduğu kararlar üzerine tartışılırdı. Nitekim 1919 yılında da çoğu insan, binlerce genç askerin ölümüne ya da sakatlanmasına yol açarak Fransa’ya epey pahalıya mal olan Büyük Savaş sonrasında ödülün, Roland Dorgelès isimli savaş gazisinin yazdığı Les Croix de bois isimli romana verilmesi gerektiği kanaatindeydi.

marcel proust

Epey uzunca bir süre Proust’un bu ödülü hak etmediği konuşuldu. Çünkü seçici kurula başkanlık eden Léon Daudet’nin hem Goncourt kardeşlerle hem de Proust ile yakın ilişkileri vardı ve oylama esnasında nüfuzunu kullandığı düşünülüyordu. Üstelik on kişilik jüriden alt kişinin oyuyla ödülü kazanan Proust, Jacques Rivière’e yazmış olduğu bir mektupta Guarmantes Tarafı’nı, Goncourt Ödülü’nü kazanmasındaki katkıları sebebiyle Daudet’ye ithaf etmek istediğini belirtmişti. “Shakespeare’in Yolculuğu’nun, Çocuğun Yazgısı’nın, Siyah Yıldız’ın, Hayaletler ve Canlılar’ın, İmgeler Dünyası’nın ve nice başyapıtın yazarı eşsiz dost Léon Daudet’ye, minnet ve hayranlıkla, M.P.”

Bütün bunlar devam ededursun, Proust uluslararası ününden gayet memnundu; Hollanda, Belçika ve İngiltere gibi farklı ülkelerden okurların onun ismiyle kurduğu derneklerin haberlerini büyük bir memnuniyetle karşılıyor ve kendisiyle söyleşi yapan muhabirlere romanının “neredeyse her ülkede, hatta Çin’de bile okunduğunu, üzerine inceleme yazıları yazıldığını,” belirtiyordu – üstelik Stendhal’ın büyük romanlarını İngilizceye kazandıran deneyimli çevirmen Charles Kenneth Scott Moncrieff, Swann’ların Tarafı’ndan öylesine etkilenmişti ki, yayıncısından ya da ondan izin almaksızın çeviriye başlamıştı bile.

Romanın üçüncü cildi olan Guermantes Tarafı, biri 1920’de öteki 1921’de olmak üzere iki kısım halinde basıldı. Proust’un romanın tamamına hâkim olan üslubunun belki de en belirgin yönlerinden biri olan hiciv bu ciltte, bilhassa anlatıcının Mme de Villeparisis ile Guermantes Düşesi’nin salonlarına davet edildiği sahnelerde kendini gösterir. Guermantes Tarafı birçok yönden Swann’ların Tarafı’nın ve anlatıcının burjuva toplumunu keşfinin devamı niteliğindedir. Portresini çizdiği (biri Swann’ların Tarafı’na öteki Guermantes Tarafı’na giden) iki yol öylesine komik ve detaylı sahnelerle doludur ki, anlatıcının insanlar ve mekânlar hakkındaki bu derinlikli analizleri, açtığı pencerelere okura Fransa tarihini ve toplumsal yapıyı anlama fırsatı sunar.

Guermantes Tarafı’ndaki bu tarz sahneler anlatıcının yüksek sosyeteyle ilgili düşüncelerini gözler önüne serer ve onları artık hem daha kibirli hem de aşırı steril bulduğunu ima eder. Proust aynı zamanda dönemin en sarsıcı politik olaylarından birinden, antisemitist düşüncelerin gerek toplumda gerekse ordu ve hükümette ne denli yaygın olduğunu gösteren Dreyfus Davası’ndan ve bu davaya tepki veren isimlerden de bahseder.

Proust anlatıcının hayatındaki en travmatik olaylardan birine ayrı bir bölüm vakfeder: büyükannenin ölümüyle birlikte gelen yıkım ve acı, Sodom ve Gomorra içinde yer alan Gönül Tutuklukları isimli bölümde anlatılır. Hatta Proust, hafıza ve yas hakkında derinlikli sorgulamaların olduğu bu ara bölüme öylesine önem veriyordu ki, Kayıp Zamanın İzinde ismini seçmeden evvel genel başlığın Gönül Tutuklukları olmasını istemişti.

Léon Daudet’nin küçük kardeşi Lucien, Guermantes Tarafı’nın ön kopyasını iki kez okur ve arkadaşının başarısı karşısında duyduğu şaşkınlığı yazdığı mektuplarla ifade eder. Proust’un akla gelebilecek her duygu ve düşünceyi anlatısına yansıtması onu inanılmaz derece mutlu etmiştir çünkü insana aslında okuyor olduğunu unutturmaktadır. Yazarı bu “inanılmaz diyalog anlayışı” için tebrik eder ve kendi sözlerini yaptığı alıntılarla örnekledikten sonra “bu üçüncü cildin şimdiye kadar yazılanların en iyisi,” olduğunu belirtip ekler, “ötekilerden çok daha karmaşık bir psikoloji anlatısı, tümüyle yeni sanatsal bir doktrin ve yazılmış romanların en keyiflisi.”

Lucien hayret içindeydi: “Nasıl oluyordu da kalan her şeyin yanı sıra bunlara da sahip olabiliyorsun?” Aynı üslupla devam etti ve onun hem Balzac’tan hem de Stendhal’dan daha fazlasını başardığını söyledi. Kendi çağdaşlarından André Gide ise onun, bizzat kendi varlığıyla öteki yazarlara bir meydan okuma fırsatı sunduğunu yazdı: “Siz bir canavarsınız bayım, bütün konuları tüketiyor ve geriye bir şey bırakmıyorsunuz. Şimdi başka birinden roman yazmasını nasıl bekleyebilirsiniz?”

Guermantes Tarafı’na yöneltilen edebiyat eleştirileri bir hayli olumluydu ancak anlatıcının Paris’teki aristokrat salonları gözleri önüne sermesi kimilerinin hoşuna gitmedi ve Proust bir anda “züppe” yakıştırmasıyla karşı karşıya kaldı. Yanıt vermekte gecikmedi. Eleştirmen Jacques Boulenger’e yazdığı mektupta, on beş yaşından beri Madem de Guermantes gibi hanımefendilerin arasında yaşadığını, dolayısıyla “züppelik adı verilen şeyi başka bir romancının yapacağı gibi dışarıdan ve ironik bir biçimde değil, bizzat içeriden ve bizzat Guermantes Düşesi’ni tanımak isteyen birinin ruhuyla gözlemlediğini, bu durumu yok sayarak onu züppelikle yaftalama gafletinde bulunanlara cesaretle” karşılık vereceğini belirtti ve ekledi, “ sizce züppe bir yazar, Madame de Guermantes gibi bir kadını tanımak istediğini söyleyebilir miydi?”

Her ne kadar Kayıp Zamanın İzinde bir kurmaca olsa da bu mektup, Proust’un kendisini romandaki anlatıcının yerine koyarak onun sesiyle yazdığı birkaç mektuptan biridir. Elbette bu karmaşanın farkındadır ve André Chaumeix’e yazdığı bir mektupta bu durumu, “ben diyen ama her zaman ben olmayan kişi” olarak izah eder. Kitap üzerine bir inceleme yayımlayacak olan Louis Martin-Chauffier’ye yazdığı bir mektuptaysa “Guermantes Tarafı’nın züppece yazılmış bir kitabın tam aksi olduğunu” söylemesi için romancının kendisine güvendiğini ve “Balbec ismini verdiği yerin şiirselliğiyle gerçek Balbec’i kıyasladıktan sonra doğal mantık gereği Guermantes ismi için de benzer bir yöntem,” izlemesi gerektiğini belirttikten sonra ona, anlatıcının bir ömür boyu sürecek olan arayışının nasıl sonuçlanacağını da söyler: “Anlatıcıyla ilgili aktarmadığım tek bilgi, onun sonunda bir yazar olduğudur. Bu açıdan bakıldığında bütün bir kitap yazarlığa karşı duyulan tutku olarak adlandırılabilir ancak bu tutku son cilde kadar keşfedilememiştir.”

Çeviren: Fulya Kılınçarslan

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Rahibe Plautilla Nelli: Son Akşam Yeme..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

A. Dilek Şimşek

3 Temmuz 2025

Rebecca Solnit, Bana Bilgiçlik Taslaya..

Her bölümde şiddete uğrayan kadın hikâyeleri, kanıt ve yorumlarla sunuluyor, çözüm aranıyor.Çevirmen Asude Küçük’e teşekkür ederek başlamak istiyorum. Kültürü ve metaforları başka bir dünyaya ait olsa da derdi evrensel, zorlu bir kitabı öyl..

Devamı..

Sylvia Beach, Nazilere Meydan Okuyan K..

Katie Tobin

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024