Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

7 Eylül 2024

Edebiyat

Katherine Mansfield ve Anton Çehov

Emily Zarevich

Paylaş

1

0


Almanya’da bir sürgün olarak yaşayan Yeni Zelandalı yazar Katherine Mansfield, teselliyi Çehov’un öykülerini incelemekte –ve onları kopyalamakta– buldu.

1909 yılı, Yeni Zelandalı yazar Katherine Mansfield için zor geçen yıllardan biriydi. Hayatında almış olduğu çok sayıda kötü kararın sonuçlarıyla karşı karşıyaydı. İlk kocası –önceleri onun şan hocası olan– George Bowden’ı düğün gecesi terk ettiğinde başka bir adamın çocuğuna hamileydi ve onun davranışlarından ötürü aşağılandığına kanaat getiren annesi tarafından Bavyera’daki izole bir kaplıca kasabasına gönderilmişti. Mansfield yapayalnızdı, ailesinden ve arkadaşlarından kopmuş, kasvetten öte beklentisi kalmamıştı. Hal böyleyken yazarken ona yol gösterecek ama aynı zamanda kalbini kırmayacak bir akıl hocasına başvurması elbette şaşırtıcı değildi.

Mansfield her şeyden önce bir öykü yazarıydı ve bu türün öncüsü olmayı aklına koymuştu. Zira yirminci yüzyılın şiirler, romanla ve tiyatro oyunlarıyla dolu İngilizce edebiyat dünyasında henüz öykü türüne rehberlik edebilecek yerleşik ve sofistike kurallar yoktu. Ama Rus edebiyatında vardı. Anton Çehov, Rus öykücülüğünün yıldız ismiydi ve Mansfield da çareyi ona –en azından çalışmalarına– bağlanmakta buldu. Çehov’un ölümünün üzerinden beş yıl gibi bir süre geçmiş olmasına rağmen Mansfield onda, gerçek anne ve babasının aksine kendisini anlıyormuş gibi görünen dürüst ve güvenilir bir ebeveyn figürü buldu. 

Şair ve edebiyat eleştirmeni Joseph Warren Beach, 1951 tarihli bir yazısında şunları söylüyor:

“Katherine Mansfield’dan ne zaman bahsedilse akıllara hemen onun öykü konusundaki akıl hocası Anton Çehov gelir. Çehov’a yalnızca hassas duygu tonu yönünden benzemekle kalmaz aynı zamanda hikâye ettiği olayları karakterlerin ruh hallerine tabi kılma eğilimi ve bundan kaynaklanan diğer pek çok teknik özelliği benimsemesi yönünden de onu düşündürür. Öyle ki, kişi bir anlığına da olsa Katherine Mansfield’ın Çehov’un karakterlerinden biri olduğunu söyleme cazibesine kapılabilir – ama en güçlü karakterlerinden biri; zira Mansfield’ın yalnızlık ve hayal kırıklığıyla kendini ortaya koyan yaşam deneyiminde, öykülerinde de sık rastladığımız, “görünür olanın gerçek olanla” çelişkisi, hatta çok daha fazlası vardır.”

Çehov’un mazlumlarla ve sosyal yorumlarla dolu dünyasına daldığı Bavyera yılları, Mansfield’ın taklitçi (ya da öykünmeci) yılları olarak görülebilir. Çehov öykülerine yapılan bu derin dalışın sonuçlarından ilki, Rus yazarın 1888 tarihli “Uykucu” isimli öyküsünün tartışma götürmez bir biçimde intihali olan “Yorgun Düşmüş Çocuk” öyküsüdür.

“Yorgun Düşmüş Çocuk” ilk kez Mansfield’ın arkadaşı ve ara sıra sevgilisi olan Beatrice Hastings de katkıda bulunduğu The New Age isimli avangard bir dergide yayımlandı ve ardından 1911 yılında yayımlanan öykü derlemesi Alman Pansiyonu’na dahil edildi. Bu iki yayın, Mansfield’ın İngiltere’deki edebi ortamla tanışmasına ve kariyerini daha ileriye taşımasına aracılık etti. Fakat “Yorgun Düşmüş Çocuk” ne hayranlarca yazılan bir fanfiction olarak ne de kasıtlı bir övgü olarak sınıflandırılabilir. Çehov’un öyküsünün hemen hemen tıpkısıdır ve eğer ki üniversitede verilen bir ödev konusuna karşılık olarak sunulsaydı Mansfield muhtemelen okuldan atılırdı. Fakat o anki yaşam koşullarına ek olarak içinde bulunduğu ruh hali, başarı ve güvenlik ihtiyacı göz önüne alındığında belki de affedilirdi. 

Çehov’un sürekli kötü muameleye maruz kalan uyku mahrumu çocuk hizmetçiyi anlattığı hikâyesinde bir şeyler, sınıfsal eşitsizliğe karşı duyarlı olan ve yoksullukla beraber gelen korumasızlığı ya da gündelik şiddete sürekli karşı çıkan Mansfield’ın içinde, çok derin bir noktaya temas etmiş olmalı. Zira bu temalar Mansfield’ın ilerleyen dönemlerde, özgüveni yüksek bir yazar olarak kendi özgün tarzını ortaya koyduğu “Bahçe Partisi” ya da “Dükkândaki Kadın” gibi öykülerinde de ortaya çıkacaktı. Katherine Mansfield, Çehov’a olan sevgisinden asla vazgeçmeyecek ve zaman içerisinde onun öğrencisi olmaktan çıkıp geç kalmış bir meslektaşı haline gelecekti.

Çeviren: Fulya Kılınçarslan

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Bu Eleştirel ve Gerçeküstü Karikatürle..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Tan Doğan

6 Şubat 2025

ârâfî

kendimi sıka sıka kırk beş yıl olmuş iş-ev arası hayatta! okullar, okumalar, okul: derslerin esîri olmuşum tam yirmi yıldır. tatiller de olmasa bizimkileri görmem güç. nefesiyle hemhâlım yalnızlığımın. insan zamanla alışıyor mu ne sesten, sözden öte, gölgesine? gün yorgunu, akşam tutkunu, gece ..

Devamı..

Bunun Adı Findel ..

Şevval Tufan

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024