Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

24 Temmuz 2021

Öykü

Kayıp Zaman Yolcusu

Nuray Elçin

Paylaş

3

7


“Zaman nedir?

Büyükbabam onun plajda beştaş oynayan bir çocuk olduğunu söylüyor.”

– Sonsuzluk ve Bir Gün

Hayatı boyunca anlamlandıramadığı tek kavram ‘Zaman’dı. Çocukken hava kararana kadar arkadaşlarıyla sokakta oynar, annesi eve gelmesini istediğinde ise biraz daha oynayabilmek için yalvarırdı. Sürekli peşinden koştuğu, asla yetişemediğini düşündüğü zaman işte yine kendisini yakalamanın imkânsız olduğunu hatırlatmıştı.

Bunları düşünürken gözü telefon ekranındaki isme takıldı. Dr. Selim yazıyordu, biraz önce yaptıkları konuşmayı düşündü yeniden. “Maalesef tedaviye olumlu cevap alamadık, son çare ameliyat olmanız gerekiyor. Yarın sabah 7.00’de bekliyoruz sizi.”  Böyle söylemişti doktoru, şimdiye kadar elinden geleni yapmış, birçok profesörden görüş almış ve oldukça riskli olan ameliyat aşamasına gelmemek için her şeyi denemişti ama artık ameliyat olmaktan başka çaresi yoktu.

Saate baktı, hastaneye gitmesine on sekiz saat vardı. Bu süreyi nasıl geçirmesi gerekiyordu? Yarın hayatının yeniden başladığı ilk gün ya da zamana yenildiği son günü olacaktı. İki olasılığı da düşünerek geçirmeliydi kalan zamanını.

Bütün yaşamı yazarak geçmişti. Kendisinden, çok sevdiği karısından, kızından ve onunla hayatı paylaşmak isteyen herkesten çaldığı zamanı yazarak harcamıştı. Kendini bu tutkudan nasıl uzak tutacağını bilemediği için ya da uzak kalmak istemediği için hayatı paylaşmak olarak tanımlanabilecek her an sessizce odasına kapanıp yazmaya devam etmişti. Kızı doğduğu zaman evdeki bebeğin varlığı yazılarına engel oluyor diye günün büyük bölümünü otel odalarında geçirip eve birkaç saat uğradığı zamanları hatırladı. Eve sessizce geliyor, uyumadığından emin olduğu halde uyuyormuş gibi yapan karısının yanağına bir öpücük konduruyor, büyümesinin ne kadar hızlı olduğuna hayret ederek kızının bebek uykusunu seyrediyordu. Sabahları içinde büyüyen suçluluk duygusunu görmezden gelircesine ailesiyle birkaç saat geçirip tekrar yalnızlığına ve yazılarına gömülüyordu. Hayatındaki seslerin, sevdiklerinin onu terk etmesi böyle başlamıştı. Ve şimdi üzülerek fark ediyordu ki, bu sessiz gidişleri ve azalmaları bile fark edemeyecek kadar tutkulu bir bağlılığı vardı yazmaya, yalnız kalmaya ve kelimelerin arasında savrulmaya.

Masanın üzerinde duran fotoğraf çerçevesini eline aldı. Küçük kızının ilk yaş gününde çekilmişti fotoğraf. Karısının üzerinde ona en çok yakışan beyaz elbisesi vardı. Açıkta bıraktığı omuzlarının üzerine düşen uzun dalgalı saçlarına baktı, ilk tanıştıkları zaman rüzgârda dalgalanan saçlarını nasıl hayranlıkla izlediğini hatırladı. Sonra vedalaştıkları gün tek bir teli dahi rüzgâra teslim olmayacak şekilde bağladığı saçlarıyla karşısında duran kadın geldi gözlerinin önüne. Fotoğraftaki kadın ona hayranlık ve aşkla bakıyordu, ona veda eden kadının gözlerinde ise hayal kırıklığından başka bir şey yoktu.

Annesinin kucağında şaşkın bir şekilde fotoğraf makinasına bakan, minik parmaklarıyla babasının ellerini tutan kızına özlemle baktı. Eve uğradığı kısıtlı zamanlarda kollarını heyecanla açarak ona koşan küçük kızı, büyüdükçe annesini ve kendisini yalnız bırakan bu adamdan uzaklaşmış ve yokluğunu umutsuzca kabullenmişti.

Siyah beyaz fotoğraftaki gençliğine imrenerek baktı. Yanında sevdiği kadın, hayatı kendisiyle tanımaya hazır bir kız çocuğu ve yazarlığın zirvesinde istediği her şeye sahip gençliği. Koyu renk saçlarını arkaya doğru taramış, üzerinde zamanın modasına uygun usta bir terzi elinden çıktığı belli olan açık renk bir takım elbise, gözlerinde hayalleri saklı bir genç adam vardı.

Aynanın karşısına geçip şimdiki haline baktı. Saçları yine arkaya taranmıştı ama artık koyu renk değildi. Üzerinde usta bir terzinin diktiği takım elbise yerine rengi solmaya yaklaşmış bir gömlek ve eski bir pantolon vardı. Gözlerinde ise her şeye sahip gururlu bir adam bakışı değil, her şeyini kaybetmiş umutsuz bir adamın bakışı vardı.

“Ne içindi bütün bu kayıplar? Ne zaman vazgeçtim bu mutlu hayattan?” dedi kendi kendine.

Cevabı rafta duran kitaplardaydı. Kelimeleri insanlara, yazmayı yaşamaya tercih etmişti. Bunları düşünürken yeni bir hayatı olsa yine aynı tercihi yapacağından emindi. Geçmişi değiştiremeyeceğini, kaybettiklerini geri alamayacağını biliyordu. Pişmanlığını duyduğu şeyleri değiştirmek için çok geçti.

“Yarın benim için son olabilir ve yeni bir hayat şansım olmayabilir. Aslında benim için en önemli an şu an. Geçmişin pişmanlıkları, geleceğin belirsizliği, olmuşlar ve olacaklar değil, içinde bulunduğum zaman bana ait olan. Bütün yaşamım geçmişe hesap sormak, pişmanlık ve gelecekten medet ummakla geçti, peşinden koştuğum zamanın söylemek istediği de buydu.”

Saate baktı, on yedi saat kalmıştı ve yarın ona ne hazırlıyorsa hazırlasın yapacağı şeyi artık biliyordu. Hemen yazı masasının üzerini düzenledi. Aldığı notlar, çektiği fotoğraflar, atmak üzere ayırdığı karalama yazılar bir düzen halinde önünde duruyordu. Üç aydır tek kelime eklemediği romanında en son yazdığı cümleyi okudu.

“Yarın ne kadar sürer?”

“Sonsuzluk ve Bir Gün kadar…”

Çayını aldı ve durmaksızın yazmaya başladı. Yazdıklarını kontrol etmiyor, düzeltmeye çalışmıyor sadece yazıyordu. Zihninden akıp giden düşünceleri hem şaşkınlıkla hem mutlulukla kâğıda geçiriyor ve ona göre hayatının en mutlu anlarını yaşıyordu. Birkaç telefon görüşmesi dışında hiç ara vermeden yazdı. Bir yıldan fazla süredir üzerinde çalıştığı, uğruna sayısız sıkıntılı gece ve gündüz geçirdiği, çoğu zaman onu hayattan koparan romanı, yaşama tutunma arzusuyla on altı saatte bitmişti. Tek bir karalama ve düzeltme yapmadığını, yapmaya gerek bile duymadığını yüzünde kocaman bir gülümsemeyle fark etti. 

Hayatın bana sunacağı her şeye hazırım, diye düşündü.

Kızını aradı ve onu ne kadar çok sevdiğini uzun uzun anlattı. Hayatında olamadığı her an için özür diledi. En yakın arkadaşını aradı ve yanında olmasını istedi. Hastaneye gittiği zaman saat tam 7.00 olmuştu. Zamanı yakalamaya çalışmadan, anı yaşayarak geçirmenin insanı kaygıdan ve umutsuzluktan nasıl da uzak tuttuğunu düşündü. Arkadaşına günün sonundaki iki ihtimal içinde yapması gerekenleri anlattı. Yaşamı sonsuz bir hediye gibi kabul etmeyi çok istiyordu ama eğer bugün sadece son olacaksa yarım kalan işlerini tamamlamasını rica etti.

Ameliyathanenin soğukluğu mu yoksa kaybettiği zamanı geri alamayışı mı bilmiyordu ama bütün bedeninin ürperdiğini hissetti. Anestezi etkisiyle gözlerini kapamadan önce masasının üzerinde duran fotoğraf karesini düşündü. “Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.” Diye mırıldandı ve sonrası büyük bir boşluk.

***

“Yaşamı tanımak için o kadar çok vakit harcadı ki, kendisi yaşayamadı.” Kitabın son cümlesini okuyup kapağını kapattı. Uzun zamandır bu kadar çok etkilendiği başka bir kitap olmamıştı. Kitabı iki farklı kişi yazmış gibi hissediyordu. Başlarda mutsuz, umutsuz ve kaygılı bir anlatım sıkıcı bir yanı bile vardı ama sonra tam kitabı okumaktan vazgeçeceği zaman cümleler kelimeler dans ediyormuş gibi akıp gitmeye başlamıştı. Kitabın önsözünde yazarın kısa bir notu vardı:

“Evvel zaman içinde doğdum, vaktinden önce öldüm ben. Zamanı kovalamayı bıraktığım anda bitirdiğim bu kitap ona karşı en büyük zaferim. Geçmişten ve gelecekten bağımsız ‘Şimdinin Masalı’nı yaşamanızı dilerim.”

Başlıktaki fotoğraf: Vince Fleming

YORUMLAR

Esat Savci

Kum Saatine Sıkıştırılmış Nefesler" diyesim geldi. Çok beğendim. Tebrikler!

24 Temmuz 2021

Esat Savci

Kum Saatine Sıkıştırılmış Nefesler" diyesim geldi. Çok beğendim. Tebrikler!

24 Temmuz 2021

Esat Savci

Kum Saatine Sıkıştırılmış Nefesler" diyesim geldi. Çok beğendim. Tebrikler!

24 Temmuz 2021

Esat Savci

Kum Saatine Sıkıştırılmış Nefesler" diyesim geldi. Tebrikler!

24 Temmuz 2021

Esat Savci

Kum Saatine Sıkıştırılmış Nefesler" diyesim geldi. Tebrikler!

24 Temmuz 2021

Esat Savci

Kum Saatindeki Nefesler" diyesim geldi. Tebrikler!

24 Temmuz 2021

Nuray Elçin

Teşekkür ederim

24 Temmuz 2021

Öne Çıkanlar

Modern Dünyanın Anlatı KriziStuart Jeffries
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

13 Temmuz 2025

Vizesiz Tatil Yapabileceğiniz Yerler

Farklı kültürler tanımak ve yeni yerler keşfetmek istiyorsanız, bütçenizi yormayan bir tatil için Türkiye’den vizesiz gidilen ülkeleri tercih edebilirsiniz. Hem kolay hem de ekonomik yurt dışı tatili için sadece pasaport ve kimlik kartıyla gidilen çok sayıda yer b..

Devamı..

Polisiye Roman Yazmak Halat Örmeye Ben..

Çağnam Erkmen

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024