Kontra Atak Antre
26 Mart 2020 Edebiyat

Kontra Atak Antre


Twitter'da Paylaş
2

Son karşılaşmamız denizden bakılınca ormanda mektup pulu kadar küçük görünen, “Ormanlardan Hemen Önceki Gece” oyununa yetişmek için alelacele koştururken tesadüfü yere düşürdüğün Ev’de oldu.

Ev’de zamana bina olmuş sıkı bağları, hafif kenetlenmeleri, paylaşmanın mutluluğunu severdin. Olmadık anlarda dudaklarını kalın kalın öne uzatıp, memelerini kırk dağın mağarasına kırk haraminin açamadığı ağız yapmaya meyl ederdin. İşvelerin nehir boyu denize uzanırdı. Nehir kalbine akardı tanrının. Söz taşırdı kendi boyunca zuhura. Buhurdan senin nefesinle içten içe işler oda başka biçim alırdı, sükût alevlenirdi. Meryem senin sesinle kucağında İsa’yı emzirirdi.

Hisarının dibinde iki büklüm dalındım. Yanaşıp mırıldana mırıldana bakardın bana! Berrak sularda balık nasıl dolanıp durursa, kalbimin içinde berrak oynaşıp dururdun. Üzümün içinde çekirdek nasıl berrak görünürse öyle görünürdün. Göğsüm çayır, bas diyordum.

Uzan bak gökyüzüne, bizim o tarafların bulutunu tanıyabilecek misin diyordum. Bulutu tanımak için göğe değil yüze eğilmek, göze bakmak gerek diyordun, dilim tutuluyordu…

Fırtınanın sahildeki kayalıkları yuttuğu kış, senin tabirinle birbirimize sıkı sıkı sarıldığımız son kış, olmadık zamanda kendi içine çekilen kazağının göbeğinde yorgun düşmesine, biçimsiz durmasına bakıp bakıp ölürcesine güldüğümde, bütün o kahkahalarımdan sonra dönüp cancağazım kazakta çekmese sonsuza kadar somurtacaktık dedin. Yaran kasılmalara tahammülün yoktu, pazara çıkmış sökük ipleri kendi ellerinle örerdin, körlerin pazara çıkmak için ipe muhtaç olduğunu herkesten çok bilirdin. Büyük hakikatleri anlık körleşmelerle bulabileceğimizi söylerdin. Bütün öfken, Ev’de birikmişti, açmıştın bayramlık ağzını.

………….

Üçtür Cumhuriyetin erken dönem mimarisi olmasıyla övündüğün Ev’e gidiyorum, denizinin sesini kaybetmiş adamıza. Çocukluğunu, ilk gençlik yıllarını nasıl yaşamışsın o Ev’de hep merak ettim.  Çok anlattın her seferinde başka yollardan evin tarihçesine çıktın biliyorum. Lakin her seferinde Ev’e dair büyük anlatını “İnsanı erken büyüten eril seslerin hızını raya döşedikleri yetmemiş gibi, insanın kendi çocukluğuna emanet bırakıldığı, çoğul gölgelerin uğultusunu ve sabah ayazlarını da yanına diktikleri kasaba istasyonuydu Ev’imiz. Bekle ki tren gelsin.” cümleleriyle bitirirdin. Yatak odasına geçip sanki ömrübillah çekilmemiş perdeyi çekiyorum, olanca ağırlığıyla caddeye, eskimeye yüz tutmuş, lakin usta ellerden çıktığı için şık duran binaların yüzeylerine çökmüş karanlığa bakıyorum. Göz göze geliyoruz seninle. İki  dirhem bir çekirdek olmuşsun. Gözlerine baktıkça anlıyorum ki o Ev, nesnelerin eğreti yuvası, sonradan yerleştirilecek eşyaların kayıp listesi. Çıkarılmış bir çift topuklu ayakkabı, çıkarılmadan gevşetilmiş kravatın uyumu o Ev’de hayatın tek belirtisi.

Yokuştan aşağı Lanet Kasnağı gelip durduğun kapıda  sola yan yattı. Yanına inmek için alelacele perdeyi çektim. Lanet Kasnağı’nın yanına uzandım. Dirseklerimden destek alarak kasnağın içine, ormana gezmeye gittiğimiz vakitler elinden düşürmediğin zeytin dalıyla, kamaşan bilinci, kaplanın büyüsünü çizdim. Ellerim titremesin mi? El titrer, neden titremesin  ki?  Titremeyen elin vicdan terazisi bozulmuştur. Kaplan yok ormanda deme. Bak toprak nemli, yumuşak, toprak davetkâr ve kaplan var. Görüyorum onu düz uzakta delilik yüzünü tamama erdirmek üzere.

Ev, Nuh’un Gemisi gibi her duygudan bir çift alıp dağa oturdu. Eğri kendi çabasıyla aşkı yükseltmek, doğru kusurlarıyla çıkışsızlıkları toprağa gömmek için gemiden indi.

Ne yapayım, susayım mı?


Twitter'da Paylaş
2

YORUMLAR


Remziye Arslan
Düz yazının geniş ovasına yayılmış bir şiir. Metinlerarası bir anlam düzlemi. Yapısökümle dilin olağan teyellerini yerinden etmiş, anarşizan bir söylem. Sağa sola serpiştirilmiş aforizmalarla felsefeyi kapıdan, bacadan içeriye almış bir "yazı Ev". Ve tüm bunlardan ötede, kendi üstüne kapanmış bir tekil / yalnız dil... Ustalığın için tebrikler Lal Laléş...
10:25 PM
Birsen İnal
Bence sen hiç susma bu lezzetli şiir tadında yazılarını hep yaz. Biz okurlarını mahrum etme Lal Laleş 👍👏👏👏👏👏👏👏
7:56 PM

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR