Kürk Mantolu Madonna'da Aşk İzleği
15 Şubat 2019 Edebiyat

Kürk Mantolu Madonna'da Aşk İzleği


Twitter'da Paylaş
0

Kürk Mantolu Madonna’da aşk olgusunun temel belirleyicisi roman kişilerinin karakter özellikleridir. Her ikisi de aşkı kendi kişiliklerine uygun olarak yaşamıştır.

“2019 Sabahattin Ali yılı olacak. Pek çok yayınevi, yazarın telif süresi biten kitaplarının yayını için hazırlıklarını yaptı ve ocak ayının ilk günleriyle birlikte Sabahattin Ali’nin bütün eserleri yeni edisyonlarıyla okuyucularla buluşacak. Şarkılara, türkülere dökülen şiirleri, çığır açan öykücülüğü, her biri başyapıt niteliğindeki romanları ve trajik hayat hikâyesi ile Sabahattin Ali, edebiyat tarihimizin en büyük isimlerinden biridir… 1943 yılında Remzi Kitabevi tarafından yayımlanan son romanı Kürk Mantolu Madonna ise hiç şüphe yok ki edebiyatımızın en güzel ve en hüzünlü aşk hikâyesidir. Aşk hikâyesi derken günümüzün ‘sabun köpüğü’ çok satanlarının ağdalı ve yapıntı aşklarını çağrıştırmasın. Derinlikli bir romandır Kürk Mantolu Madonna. Arkada yarım kalmış bir aşk şarkısı akıp giderken, faşizmi doğurtan alman atmosferini, taşrayı, taşra yalnızlığını, yabancılaşmayı, kısacası pek çok önemli meseleyi –hem de hakkını vererek– ele alır,” diyordu Ömer Türkeş Hürriyet Kitap Sanat’taki (4 Ocak 2019 Cuma) incelikli yazısında. Kürk Mantolu Madonna romanı, 1998 yılından beri doksan bir baskı yapmıştır. Romanın bu kadar sevilmesinin en güçlü sebeplerinden biri izleğinin aşk olması, ötekisi ise dilinin yalınlıktan kaynaklanan şiirselliğidir diyebiliriz.

Romanın ilk bölümü, olayları anlatan küçük memurun bize kendini tanıtmasıyla başlar. Yine kendi gibi sıradan bir memur olan Raif Efendi’yi anlatmasıyla devam eder. İkinci bölüm ise Raif Efendi’nin hasta yatağındayken küçük memura teslim ettiği kara kaplı defterdeki aşk hikâyesinden oluşur. Raif Bey, bu defterde on yıl öncesine dönerek Berlin’de bir galeride görüp hayran olduğu bir portreyi ve onu yapan ressamla yaşadığı aşkı anlatır. İnsanların değer vermediği, çoğu zaman alay ettiği Raif Bey’in içe kapanık bir yapısı vardır. Okulda kendi kendine resim yapmayı öğrenmiştir ama resimleri için “…içinde benden herhangi bir şey bulunan resimleri büyük bir titizlikle saklıyor ve ortaya çıkarmaktan utanıyordum,” diyerek ne kadar utangaç bir insan olduğunu dile getirmiştir.  Duygularının başkaları tarafından anlaşılmasını asla istemez. Babası tarafından sabun ticaretini öğrenmesi için Almanya’ya gönderilir. Daha sonra ülkeye dönüp sabunhanenin başına geçecektir. Fakat Raif Bey Almanya’da sabunculuk öğrenmenin dışında bol bol müze ve sergi gezer, Almanca öğrenir. Bir gün tesadüf eseri sergide gördüğü bir kadın portresine âşık olur. O zamana kadar aşk duygusunu sadece platonik olarak komşu kızı Fahriye sayesinde yaşamıştır. Hayaller kurmuştur. “Onun için hayal kurmak bir çeşit özgürlüktür,” alıntısından da anlaşılacağı gibi Raif Bey bütün duygularını ancak hayal kurarak özgürce yaşayabilmektedir.  Fahriye’yi sokakta gördüğünde saklanacak yer arar.  Ama sergide gördüğü Kürk Mantolu Madonna tablosundaki kadına âşık olur. Kürk Mantolu Madonna, Raif Efendi için bir kurtarıcıdır. Çünkü içine kapanık bir kişi olan Raif Bey tabloyu uzun uzun inceleyebilmiştir. Daha önce hiçbir kadına bu kadar uzun süre bakma cesaretini kendinde bulamamıştır. Tablo, Maria Puder adlı ressamın kendi portresidir. Raif Efendi, tabloyu görmek için sürekli sergiye gidip tablonun karşısında saatlerce oturur. Maria Puder’in gelip onunla konuştuğunun farkına bile varmaz. Sadece, resmi annesine benzettiğini söyleyebilir. Tesadüfler Raif Efendi ve Maria Puder’i sonunda bir araya getirir.

Maria Puder, Raif Efendi’nin tam tersi bir yapıdadır. Küçük yaşta babasını kaybetmesi, annesinin zayıf karakteri yüzünden ona destek olmak zorunda kalması, erkek gibi yetişmesine neden olmuştur. Erkek ve kadın ilişkisini, arkadaşları gibi kabul etmez. Kızların erkeklerinin hâkimiyetine girmesine karşıdır. Avrupalı, rahat ve özgür bir kadın olduğu davranışlarından ve konuşmalarından hemen anlaşılır. Ama o Raif Efendi’den hoşlanır. Maria Puder’i Raif Efendi’ye çeken şey, belki de erken yaşlardan itibaren bastırdığı kadınlığı olabilir. Raif Efendi, kız gibidir; Maria Puder ise yaşadıklarından dolayı erkek gibi yetişmiştir. İstedikleri şeyleri birbirlerinde bulmalarının en büyük nedeni bu zıt halleridir. Raif Bey güçlü bir kadına âşık olmak, Maria Puder ise annesi gibi idare edebileceği bir adam bulmak istemektedir. Ama Maria Puder yılbaşı gecesi birlikte olmalarına rağmen Raif Efendi’yi kendinden uzaklaştırır çünkü aradığını onda da bulamaz. Raif Efendi buna çok üzülmüştür. “Beni hayatımda hiç, hiç kimse sevmemişti,” der. Düşüncesi artık kesinleşmiştir. Raif Bey, sonraki günlerde Maria Puder’in hastanede yattığını öğrenir. Tek şey ister: onu iyileştirmek... Çabası sayesinde Maria iyileşir ve Raif Efendi’ye onu sevdiğini söyler. Çünkü konuşmalarından Raif Efendi’nin kendisini gerçekten sevdiğini anlamıştır. O da artık bu aşkı inkâr etmez. “Sen beni inandırdın… Seni seviyorum …” sözleri bu aşkın ispatıdır.

Raif Efendi, babasının ölüm haberini almıştır. Türkiye’ye dönmek zorunda olduğu zamanda, “Nereye çağırırsan gelirim!” diyerek çözümü  yine Maria Puder bulur, ilişkiye yön verir. Sürekli mektuplaşırlar. Raif Efendi, Maria Puder için bir ev hazırlar. Bir süre sonra Maria’yı yanına getirtecektir.  Mektupların bir süre sonra kesilmesi Raif Efendi’ye aldatıldığı hissini verir. Aşkından umudunu keser, evlenip çocuk sahibi olur ama Maria Puder’i sevmekten hiçbir zaman vazgeçmez. Ankara’dayken Almanya’dan gelen bir tanıdığından, Maria Puder’in on yıl önce öldüğünü öğrenir. Tanığın yanındaki kız çocuğu da Raif Efendi’nin kızıdır. Mektuplarda Maria’nın bahsettiği sürpriz de budur. Bunu öğrenmesi Raif Efendi’yi tamamen umutsuzluğa sürükler. Maria Puder’i suçladığı için vicdan azabı duyar. Anılarını yazmaya karar verir.  Raif Efendi Maria Puder’i sevmekten hiç vazgeçmemiştir. Hayatına devam edip evlenmesi ve çocuklarının olması onun aşkından vazgeçtiğini göstermez.

Kürk Mantolu Madonna’da aşk olgusunun temel belirleyicisi roman kişilerinin karakter özellikleridir. Her ikisi de aşkı kendi kişiliklerine uygun olarak yaşamıştır. Raif Efendi içe dönük ve sıkılgandır. Duygularını rahatça ifade edemediği için aşkta belirleyici taraf olamamıştır. Maria Puder ise yaşadıkları ve karakteri yüzünden daha kararlıdır. Aralarındaki ilişkiye de o yön vermiştir. Arkadaş olmaları ya da sevgili olmaları hep onun verdiği kararlardır. Ayrılırken bile Türkiye’ye gelmeyi çözüm olarak o sunmuştur. Yanlış anlaşılmalar ve olumsuzluklar birleşmelerine engel olmuştur. Her ikisi de aşklarına kişilikleriyle yön vermiştir. Raif Efendi kalbinde her zaman tek bir aşkı yaşamıştır o da Maria Puder’in aşkıdır. Ama aşk, sorunları çözmeye yetmemiştir.      


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR