Serinin ikinci kitabında, kahramanlarımız bizi ilkinde olduğu gibi maceradan maceraya koşturuyor; yazarımızsa bizi yine farklı kültürden mitolojik karakterlerle buluşturuyor.
Fantastik kurguların en sevdiğim tarafı kurduğu atmosfer ve büyülü dünyaların haricinde, yaş sınırı olmaksızın içine çok büyük bir okur kitlesini dahil edebilmesi. Elbette yazarın kurduğu büyülü dünyanın bir kurmaca olduğunun bilincindesiniz, bunun farkında olarak okuyorsunuz. Karşılaştığınız olaylar, gittiğiniz mekânlar, büyüler, sihirler, devasa boyutlarda canavarlar ve buraya eklemleyebileceğimiz metni oluşturan her şey, hepsi bir kurmacanın parçası ve bir hayal gücünün ürünü. Edebiyatın, okumanın ve yazmanın var oluşundaki büyülü yan da bu değil midir zaten? Okuduğunuz kitap ne türde olursa olsun, ister büyülü gerçekçi ister fantastik, ister distopya ister salt roman, zihnimiz bize algıladığı şeyi gerçekmiş hissiyatıyla sunar ve o hissiyat bizi öyle doyurur ki, yaptığımız eylemin hazzı bizi dopaminle doldurur. Velhasıl okumak çok güzel bir eylemdir. İnsanlığın kendine en büyük fayda sağlayan keşiflerinden biridir.
Samatha-Ellen Bound, ilk kitap serisi olan Yedi Diyar Geçidi’nde fantastik bir dünya kuruyor. Serinin ilk kitabında, büyük ustaların yolundan gitmeyi niyetlendiğini bize göstermişti aslında. C. S. Lewis’in Narnia Günlükleri ve J. K. Rowling’in Harry Potter serisinde kullanılan bambaşka bir diyara yolculuk teması, büyülü varlıklar, şeytani güçteki yaratıklar, iyi ve kötünün sonsuz savaşının işlendiği farklı temalar Yedi Diyar Geçidi’nde de karşımıza çıkıyordu. Tabii büyük kardeşlerinin yanında henüz emekleme emareleri gösteren bu serinin umut vadettiğini söylemek için erken gibi durabilir. Ancak kurduğu evren ve faydalandığı kaynakçalar göz önünde bulundurulduğunda bunu düşünmek yanlış olmaz. En azından ben öyle düşünüyorum.
İlk kitapta iki kardeşin, Celeste ve Esme’nin büyük bir maceranın içinde kendini bulmalarını okumuştuk. Saman adamlar tarafından kaçırılan Ferd’ü kurtarmak için Diyar’da korku, gerilim ve macera dolu bir serüvene çıkmıştık. Kimler kimlerle karşılamamıştık ki bu yolculukta… Serinin ilk kitabına yazdığım incelemeden alıntı yapıyorum: Leshy (Slav mitolojisinde ormanların koruyucu tanrısı), Bean-Tighe (“ev hanımı” anlamına gelen İrlanda’ya özgü bir peri), Thrummy Cap (İskoç folklorunda birçok masalda geçen bir hayalet), Polevikler (Slav mitolojisinde farklı renk gözleri ve kafalarında saç yerine samanlar olan yaratıklar), Selkie (Derilerini değiştirerek fok balığından insan formuna geçen mitolojik varlık), Baba Yaga (ormanda büyülü bir kulübede yaşayan ya karşılaştığı kişilere yardım eden ya da onları hapsedip yiyen Slav folklorundan bir cadı), Striga (Slav mitolojisinde vampire benzer dişi bir iblis) ve daha nicesi…
İkinci kitap olan Buzun Ötesine Ormanın İçine de tam olarak benzer bir serüveni, serinin devam kitabını bekleyen okurları için hazırlamış. Yine Celeste ve Esme, sihirli otobüs Bonnie vasıtasıyla Ferd’ün evine geliyorlar. Gerçekten can sıkıcı, dırdırcı bir çocuk olan Esme, hiçbir şeyden hiçbir zaman memnun değil. Konuştuğu kadar yiyor ve sürekli aç. Celeste de bir o kadar kardeşinin zıttı bir karakter. Logan’ın yanında (Ferd’ün çırağı) ilk kitapta olduğu gibi çekingen, duygularıyla baş etmesini beceremiyor. Ferd, bildiğimiz gibi. Kafayı Diyar’ı korumak, teşkilatla aralarındaki soğuk savaştan galip çıkmak, bir yandan da karşılaşacaklarını tahmin ettiği belaları savunmak için deli gibi çalışıyor. Fakat bu sefer işin seviyesini biraz abartmış ve kendisini çalışma odasına kilitlemiş. Celeste ve Esme’nin gelişiyle gündelik hayatına dönmeye niyetleniyor. Fakat, büyülü bir diyar hiç macerasız olur mu? Tabii ki macera bizi bekliyor. Diyarlarda bir isyan patlak veriyor ve teşkilat da isyanın arkasında kimlerin olduğunu tespit etmesi için Ferd’ü görevlendiriyor. Bu yolculukta da tabii ki yanlarında Celeste, Esme ve Logan yer alıyor. Orman diyarına giderlerken portal onları dondurucu buz diyarına götürür. Daha da kötüsü, başka bir büyü taşı tehdit altındadır. Grup, düşmandan önce hagstone'u bulmak için ve Celeste, geçmişteki kahramanlıklarının bir defaya mahsus olmaktan daha fazlası olduğunu kanıtlamaya kararlıdır.
İkinci kitapta da bizi yine dünya mitolojisinden varlıklar beklemekte: Ljosalfar ve Dokkalfar (İskandinav mitolojisinde iyi ve kötü elf türü). Kvernknurre (Alman mitolojisinde su değirmeni ruhu), Kraken (devasa ve kafadan bacaklı efsanevi deniz canavarı), Gulon (İskandinav efsanelerinde yer alan bir yaratık), Kızılkafa (İngiliz kültüründe, kötü niyetli, cani bir mitolojik yaratık), La Madremonte (Kolombiya mitolojisinde bulunan, ormanın ve doğal yaşamın koruyucusu olan ruh) ve daha nicesi…
Samatha-Ellen Bound, serinin ikinci kitabında, bizi ilkinde olduğu gibi maceradan maceraya koşturduğu kadar yine farklı kültürden mitolojik karakterlerle de buluşturuyor. Bize de dört kitaptan oluşan Yedi Diyar Geçidi serisinin üçüncü kitabını beklemek düşüyor.






