Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

25 Aralık 2020

İnsan

Megan Devine: Mutsuz Olan Arkadaşınıza Nasıl Yardım Etme(me)lisiniz?

Maria Popova

Paylaş

0

0


Niçin bir başkasının üzüntüsünü gidermek için olan uğraşlarımız, karşımızdakinin üzüntüsünü artırarak aramızdaki uçurumu derinleştiriyor?

“Keder, tahmin ve kontrol edilemeyen bir güçtür,” der hayatının aşkını kaybeden Elizabeth Gilbert. “Keder, planlarınıza ya da isteklerinize uyum sağlamaz. Keder size istediği şeyi, istediği zaman yapar. Bu bağlamda keder, aşk ile birçok ortak noktaya sahiptir.”

Aşk gibi, keder de dış dünyayı renklendiren iç dünyadan gelir. Aşk gibi birçok şarkı ve sanat eserinin ana temasını oluşturur. Ancak aşkın aksine keder, huzursuzluk ve inkârla karşılanır. Üzüntünün geçmesini isteriz, kederin kalbimizden hemen akıp gitmesini dileriz. Kişisel başarısızlığımızı, çoğunlukla diğerlerinin üzüntüsünü dindirememekle karıştırırız.

Psikoterapist Megan Devine hayat arkadaşının gözleri önünde boğulmasını izledi ve bu ani kayıp hayatını derinden etkiledi. Yaşama gücünü geri kazanmaya başladıkça duygusal zekâ ve dayanıklılık üzerine çalışma deneyimini, her şeyi tüketen ve kafa karıştıran keder sürecini daha iyi anlamaya yönlendirmeye başladı. Abraham Lincoln’ün yas tutan arkadaşına yazdığı mektupta dediği gibi, “Kaybın acısı zamanla hüzünlü, tatlı bir acıya dönüşüyor.” Herkesin tahmin ettiğinden farklı bir destekle mümkün oluyor bu.

Devine insanları sarsan keder örneklerini (sevdiğini kaybetme, şiddet içeren suç, intihar, felaket, bebek ölümü ve diğer travmatik olaylar) incelerken şaşırtıcı bir düşünceye vardı. İnsanları gözlemlerken şunun farkına vardı: Diğerleri üzgünken onları mutlu etmek için harcadığımız çabalar, onları karanlıktan çıkarma uğraşlarımız (“Güçlü ol, neşelen, böyle hissetme” gibi sözler), bunların hepsi üzüntüyü artırıyor, iki insan arasındaki uçurum giderek büyüyor. Böylece neyin üzüntüye iyi geldiğini araştırmaya başladı.

Öğrendiği şey şuydu: İnsan ruhu düzeltilmek, kurtarılmak ya da öğüt verilmek istemiyor. Olduğu şekilde kabul görmek istiyor. Aksine karşımızdakine “ne yapması gerektiği” gibi tavsiyelerde bulunuyoruz. Kötü hisseden birine nasıl davranmamız gerektiğini bilmiyoruz, bu yüzden bize öğretileni yapıp olaylara pozitif yaklaşmaya çalışıyoruz, insanlara iyi hissetmelerine yarayacağını düşündüğümüz öğüt veriyoruz. Bunu yapma nedenimiz şu: İnsanları iyi hissettirmenin görevimiz olduğunu sanıyoruz. Ancak şöyle bir durum var. İnsanları, onların acılarını alarak iyileştiremezsiniz. Bu duyguları kabullenmek ise güzel sonuçlar doğuruyor. Varlığını kabullenmek en iyi destek yöntemi. Acıya izin verin.

Çeviren: Aslı İdil Kaynar

(Brainpickings)

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Bin Dokuz Yüz Seksen Dört Ekseninde Sa..Pınar Üretmen
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Livia Gershon

2 Nisan 2025

Orwell’i Propaganda Malzemesine Dönüşt..

Orwell’in romanları çoğu okur tarafından sosyalizm karşıtı ve kapitalizm yanlısı birer propaganda metni olarak görülse de, bu eserler son yıllarda farklı siyasi argümanlara temel teşkil eden bir kaynak haline geldi.“Geçmişi kontrol eden geleceği kontrol ede..

Devamı..

Direniş Edebiyatı

Momina Areej

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024