Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

7 Ocak 2018

Ne Haber

Mehmet Fırat Sarı • Akışkangiller

Mehmet Fırat Sarı

Paylaş

28

0


– Evet gençler, bugünkü konumuz Akışkangiller. Bu familyanın özelliklerini inceleyeceğiz. Daha sonra da bu canlılarla ilgili bir deneyimiz olacak. Akışkanlar, isminden de anlaşılacağı üzere sıvı formda, saydam mikroorganizmalardır. Bu yüzden bulundukları yerin şeklini ve rengini kolayca alırlar. Tatlı su canlılarıdır. Sürü halinde ve birbirlerine tutunarak yaşarlar. Evcil canlılardır. Ülkemizin hemen her yöresindeki göllerde, nehirlerde sıkça rastlayabilirsiniz. Ama sorun şu ki onları içinde bulundukları sudan ayırt edemezsiniz. Çünkü ne bir şekilleri vardır ne de renkleri. Yaşamlarında iki evre vardır. Birincisi herhangi bir şekle girmedikleri, göllerde veya nehirlerde geçen evredir, ki bu çok çok kısa bir süredir. Bir nevi ilk çocukluk çağı da diyebiliriz bu evreye. Bundan sonra ise herhangi biri gelir, kovasını, kabını, kacağını daldırır ve yaşamlarının ikinci evresi başlar. Bu onlar için kaçınılmazdır. Bilim adamlarının yaptığı son araştırmalara göre ikinci evreye geçmeyen akışkan yoktur. Nitekim akışkangillerin bugüne kadar ortaya çıkarılan kalıntıları, hep birtakım kapların içinde bulunmuştur. Bu da bilim adamlarının en büyük argümanı zaten. Akışkangiller, doğada kendi başlarına var olamayacakları güdüsüne sahiptirler. Bu da onları başka bir güdüye iter: Aidiyet. Bu konuda bu canlıları yadırgayamayız; çünkü sıvı formda ve saydam olduklarından kendiliğinden bir şekilleri ve renkleri yoktur. Dolayısıyla bir şekle ve bir renge sahip olmaları için bir kaba girmeleri elzemdir. Bu âdeta varoluşsal bir meseledir onlar için. Herhangi bir kaba girmeyegörsünler. Anında o kabın şekline ve rengine adapte olurlar hiç yadırgamadan. Hem bu öyle bir adaptasyondur ki geçmiş yaşantılarıyla ilgili ve gelecekte olabileceklerle ilgili hiçbir şey umurlarında olmaz. Onlar için var olan tek şey, o zaman zarfında içinde bulundukları kaptır. “Şimdi”nin mahkûmudurlar. Buraya kadar anlaşıldı mı anlattıklarım, anlamayan var mı? – …… – İyi o zaman çünkü bundan sonrası biraz karmaşık. Anlamakta güçlük çekebilirsiniz. Girdikleri herhangi bir kabın şeklini alır almaz adaptasyon sağladıklarını söylemiştik. İşte bu adaptasyondan hemen sonra ilginç bir ses çıkarmaya başlıyorlar. – Nasıl bir ses hocam? – Garip olan da bu zaten. Bu sese bir nevi konuşma da diyebiliriz. Tek cümlelik bir konuşma. Bu cümle iki kısımdan oluşuyor. Cümlenin ikinci kısmı hiçbir zaman değişmiyor. Birinci kısmı ise girdikleri her yeni kapta değişiyor. İçinde bulundukları kabın ismini söyleyip arkasından diğer tüm kapların kötü olduğunu söylüyorlar. Tek cümle öğretilmiş bir papağan gibi. Veya hipnotize edilmiş insanların sayıklamaları gibi. – Hocam anlamadım tam olarak. Bir örnek verir misiniz? – Biliyorum anlamadığınızı. Zaten deneyi de o yüzden yapacağız. Daha iyi anlayasınız diye. Örnek vermeden direkt deneye geçeyim, o zaman göreceksiniz. Hoca, çocukları deney odasına götürüyor. Kapıdan girer girmez sesler duyuyorlar. Ama bir anlam veremiyorlar. Hoca dolaptan aldığı bir akvaryumu masanın üzerine koyuyor ve, – Şimdi dinleyin, diyor. Akvaryumlar iyi, ötekiler kötü. Akvaryumlar iyi, ötekiler kötü. Akvaryumlar iyi, ötekiler kötü… Öğrencilerde bir uğultu, şaşkın bakışlar… – Evet, duyuyorsunuz değil mi? İşte bir kabın içine girer girmez bu tepkiyi veriyorlar. Ta ki yeni bir kaba boşaltılıncaya kadar. Bakın dikkat edin boşaltılınca diyorum. Çünkü bunlar tamamıyla pasif yaratıklar. İradeleri yoktur. Edilgendirler. – Ama hocam, az önce onların serbest dolaşırken bir kap aradıkları ve bulunca da o kaba girdiklerini söylediniz. Bu da bir irade göstergesi değil midir? – Bravo! Tam da bu soruyu bekliyordum, kutluyorum seni. Ben de onu anlatmak üzereydim. Evet, hayatlarında öyle bir evre var dedik. Fakat bu evre neticesinde önlerine gelen ilk kaba kesinlikle giriyorlar. Yani bunların önüne çıkan ilk kaba girmeleri kaçınılmaz. Ben bu kabı beğenmedim ya da benim aklımda şöyle bir kap vardı gibi prensipleri, düşünceleri yoktur. “Hayır” demeyi bilmezler. Dolayısıyla bu bir iradeden ziyade, doğal ve kaçınılmaz bir süreç aslında. İçinde bulunduğu akıntı ve tutunduğu akışkan güruhu onu nereye sürüklerse oraya kesinlikle gidecektir anlayacağınız. Bu yüzden de burada bir iradeden söz etmek doğru olmaz. – Anladım hocam. – Bakın, dikkatli dinleyin. – Akvaryumlar iyi, ötekiler kötü… – Hocam çok değişik gerçekten, sanki slogan atıyorlar gibi değil mi? – Evet evet aynen öyle. Ama asıl şimdi olacakları çok iyi izlemenizi istiyorum. Hoca akvaryumu kaldırıp akışkanları bir sürahiye boşaltıyor ve duyulan sesler saniyeler içinde değişiyor: – Sürahiler iyi, ötekiler kötü. Sürahiler iyi, ötekiler kötü. Sürahiler iyi, ötekiler kötü… Öğrenciler şaşkın halde izlerken hoca, sürahideki akışkanların bir kısmını su bardağına, bir kısmını çay bardağına boşaltıyor. Su bardağındakiler: – Su bardağı iyi, ötekiler kötü…. Çay bardağındakiler: – Çay bardağı iyi, ötekiler kötü… Hoca akışkanları şekilden şekle, renkten renge soktu. Ve her seferinde aynı şey oldu…  
YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Öne Çıkanlar

Tarih ve Toplum Tezleriyle Romanlar Ya..A. Ömer Türkeş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Erhan Sunar

25 Mart 2025

Roland Barthes, Albüm

Barthes’ın, annesinin ölümünden sonra gecesiyle gündüzü, düşleriyle gerçekliği, dünyasıyla yazısı yer değiştirmiş Proust’un peşinde, belki daha yoğun bir can sıkıntısıyla, yeni bir hayat bulma ihtiyacı.Sonradan büyük bir kültür kuramcısı olarak ünlenecek biri için, hayatının tec..

Devamı..

Latin Amerika Demokrasiyi Teknolojinin..

Sebastian Smart

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024