Mesleğinden Nefret Eden 7 Yazardan Yazmaya Dair Tavsiyeler
6 Kasım 2019 Edebiyat Eğlence İnsan

Mesleğinden Nefret Eden 7 Yazardan Yazmaya Dair Tavsiyeler


Twitter'da Paylaş
0

“Yazmak üç ayımı aldı, düşünüp tasarlaması üç dakikamı; bu birikimi sağlamak ise bütün hayatımı.” – F. Scott Fitzgerald

Büyük başarılar elde etmelerine rağmen yüzlerce yazar, yazma sürecinden nefret ederdi. Yalnızlık, insan temasından uzak olmak ve yazdıkları dışında herhangi bir şeye odaklanamamak. Hele bir de bunların üstüne öz eleştiri ve yazar tıkanması gelince yazma süreci dayanılmaz olurdu. Yirminci yüzyılın önemli isimlerinden Franz Kafka eserlerinin neredeyse yüzde doksanını yakmıştı. Kafka öldükten sonra keşfedilen mektupta arkadaşı Max Brod’dan bütün eserlerini yakmasını talep ediyordu, ancak ne var ki Brod onun bu isteğini geri çevirdi. 

Kafka’nın aklından neler geçiyordu, tahmin edebiliyorum. Hayatını yazmaya adamak kolay bir şey değil, ancak sonuçlar çok daha keyifli. Dorothy Parker’ın dediği gibi: “Yazmaktan nefret ediyorum. Yazmış olmayı seviyorum.” Eserinizi yazarken diğer yazarların da aynı yoldan geçtiğini unutmayın. 

“Yazarken ağzında pastel boya olan kolsuz bacaksız bir adam gibi hissediyorum” – Kurt Vonnegut

 Amerikalı roman ve makale yazarı ve grafik sanatçısı Vonnegut yazma sürecine her zaman eleştirel yaklaştı. Ondan çiftlikten kaçan bir yarış atı üzerine gazete yazısı yazması istenince işini bıraktı. Bütün gece boş sayfaya baktı ve sonunda söyle yazdı: “At lanet olası bir çitin üstünden atladı.” 

Neyse ki Vonnegut bu talihsiz olaydan sonra birçok muazzam eser ortaya koydu ve yazmak ile ilgili deneyimlerini ilgili yazarlarla paylaştı. Yazmakla ilgili verdiği tavsiyeler şöyle:

1 Umrunuzda olan bir konu seçin: Önem verdiğiniz ve başkalarının ilgisini çekebilecek potansiyele sahip konular bulun. Konunuza değer vermeniz tarzınızın en çekici kısmını oluşturacak. 

2 Dilinizi basit tutun: Zaman zaman çocuksu cümleler kuran dilin üstatları William Shakespeare ve James Joyce’u düşünün. Shakespeare’in Hamlet’i “Olmak ya da olmamak,” diye başlar. Joyce “Eveline” adlı kısa öyküsünde “Yorulmuştu,” der ve öykünün o kısmında bu kelimeyi yazması okurların kalplerini yasa boğmaya yeter de artar.

3 Kendi sesinizi kullanın: En çok kendi kalemime güvenirim ve karakterimi Indianapolis’ten gelen bir insanmış gibi konuşturduğumda insanlar öyle olduğuna inanıyor. 

4 Ne demek istediğinizi anlatın: Okurlar sayfaların daha önce karşılaştıkları sayfalara benzemesini ister. Neden mi? Çünkü okur olmak kolay değil ve biz okurlara elimizden geldiğince yardım etmeliyiz.

“Yazmak, saçların döküldüğü, dişlerin çürüdüğü korkunç bir süreçtir.” – Flannery O’Connor

Amerikan Ulusal Kitap Ödülü’nü kazanan Flannery O’Connor hayatı boyunca iki roman ve otuz iki kısa öykü yayımladı ve boş bir sayfayı yenmenin en kolay yolunun iyi alışkanlıklar kazanmak olduğuna inandı.

“Yazma alışkanlığına gönülden inanan biriyim. Eğer dâhiyseniz bu alışkanlığa sahip olmasanız da yazabilirsiniz, ancak çoğumuzun yalnızca yeteneği var ve bu, fiziksel ve zihinsel alışkanlıklarla beslenmeli ki kurumasın ya da uçup gitmesin.

Tabii ki bunların sizinle uyum gösteren aktiviteler olması lazım. Her gün iki saat yazarım çünkü enerjim buna yeter. Yine de iki saat boyunca hiçbir şeyin dikkatimi dağıtmasına izin vermem.”

“Okuma hastalığı sisteminize işleyince onu öyle güçsüzleştirir ki mürekkep kabına ve içindeki kalemin tüylerine kolayca av olursunuz.” – Virginia Woolf

Woolf’un en ünlü tavsiyesi herkesin kendine ait bir oda edinmesi gerektiği olabilir, ancak yazıları, “Nasıl cesur bir yazar olunur?” gibi soruları cevaplayan başka birçok tavsiye içeriyor. Örneğin The Leaning Tower’da kuralları yıkmaktan bahsediyor:

“Victoria Dönemi'nde yaşayan, yaptığı yürüyüşlerle tanınan birinin diğer yürüyenlere verdiği tavsiyeyi hatırlayalım: ‘İzinsiz girenler cezalandırılır’ yazan tabelayı her gördüğünüzde girin gitsin. Edebiyat kimsenin özel mülkü değildir, herkese aittir.”

Başka bir tavsiye, kötü yazmak üzerine: “Aptallaşın, duygusallaşın, Shelley’yi taklit edin. Her dürtünün peşinden gidin, her türlü hatayı yapın, dökülün, sinirinizi yatıştırın… Böylece yazmayı öğreneceksiniz.”

Daha da önemlisi serbest işlerde çalışarak para kazanmaya çalışırken yazma sürecinden geçen herkese Woolf şunu soruyor: “Makale yazıp kazanılan parayla İran kedisi almaktan daha kolay bir şey olabilir mi?”

“Yazmak inilti dışında ses çıkarmaz, her yerde ve yalnız yapılır.” – Ursula K. Le Guin

Ünlü fantastik ve bilimkurgu yazarı Le Guin iyi bir yazar olmanın yolunun çok kitap okumaktan geçtiğini söylüyor: 

“Yazmaya yeni başlayanlar çoğu kez güçlü hisler ve fikirlerle haşır neşir oluyor, hem de daha onları somutlaştıran simgeleri bulmadan ya da kullanacağı kelimeleri ve onları bir araya getirmeyi bilmeden. Kelime eksikliği ve gramer hataları en çok rastlanan sorun. Bunun en iyi tedavisinin okumak olduğuna inanıyorum.”

“İngilizce yazı yazmak önceki yaşamlarımızda işlediğimiz günahlar için bize dayatılan en zekice işkencedir.” – James Joyce

Joyce’un tavsiyelerinin çoğu risk almak üzerine. Yazarın 1920’lerde Arthur Power ile dostluğunu anlatan Conversations with James Joyce kitabında modern bir yazarın nasıl olması gerektiğine değiniyor: 

“Ne yazdığımız değil, nasıl yazdığımız önemli. Bence modern bir yazar maceraperest olmalı ve en önemlisi, riskler almalı ve gerekirse iflas etmeyi göze almalı. Diğer bir deyişle, tehlikeli bir şekilde yazmalıyız.”

“Eğer yazarlara özel bir Cehennem varsa kesinlikle yazarların kendi çalışmalarını gözden geçirmeye zorlandığı bir yerdir.” – John Dos Passos

Kayıp Kuşak yazarları kadar bilinmese de Dos Passos’un eserleri yirminci yüzyılın en iyi İngiliz edebiyatı eserleri arasında yer alıyor. 1969’da Paris Review’in yaptığı bir söyleşide Dos Passos yazar tıkanıklığını aşmak için objektif olmak gerektiğinden bahsetti: 

“Duygular ve hevesler yüzünden sık sık sürüklenip gidiyorum, ancak gördüğünüz şeyleri doğru bir şekilde betimlemek için gözlemlerin çok önemli olduğuna inanıyorum.”

“Yazmaktan gerçekten nefret ediyorum. Yazarken hiç eğlenemiyorum çünkü ayağa kalkıp çalıştığımı söyleyip kapıyı kapatamıyorum, kimse bana kahve getirmiyor, bir edebiyatçı gibi oturduğum yerde takılamıyorum.” – Jack Kerouac

Kerouac Yolda romanının son taslağını yirmi günde yazıp bitirdi, ancak yine de yazar olmanın zorluklarından dert yanıyordu. Aynı zamanda yazmanın verdiği keyif hakkında konuştu. Aşağıda yazı tekniklerinden bazıları yer alıyor:

“Hissettiğin şey şeklini bulacaktır.”

“Yazmaya ara verdiğinde kelimeleri düşünme, resmi daha iyi görmeye çalış.”

“İçgüdülerine güven, kuralları unut, cesur ol ve yeteneklerine inan.”

Yazmak kişisel bir meseledir ve zorlukları tavsiyelerle üstesinden kolay kolay gelinemeyebilir. Ancak bahsi geçen yazarların hepsi boş bir kâğıdın neden olabileceği karanlığı görüp ona karşı savaştı. Sonunda her biri güçlü eserler ortaya koydu. 

Çeviren: Aslı İdil Kaynar

(The Next Web)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR