Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

17 Haziran 2020

Kitap

Moby Dick’i Niçin Okumalısınız?

Erdinç Akkoyunlu

Paylaş

3

0


Melville, Moby Dick’i kurgularken kutsal metinlerdeki ortak hikâyeleri ve olay örgüsünü alarak bir edebi metne dönüştürmeyi istedi ve bunu başardı.

“Ishmael deyin bana.” Amerikalı yazar Herman Melville’nin Moby Dick / Beyaz Balina adlı romanı bu sihirli giriş cümlesi ile açılıyor. Sihirli giriş cümlesinin romanın özünü açıklayan ve çarpıcılığıyla da ön plana çıkan bir metin olduğunu ve her yazarın harcı sayılmayacağını biliyoruz. Bilmediğimiz ise Musevilik, Hristiyanlık ve İslam’ın çıkış kaynağı olan, yani İbrahimî dinlerdeki olay örgüsünün ikinci karakteri olan İsmail’in adı ile başlayan Moby Dick’in bir kutsal metinlere atıf yapan modern roman olduğu. Aslında bu gerçeği de biliyoruz. Ancak üzerinde konuşmuyoruz.

Başta reddedildi

Edebiyat tarihini biraz olsun inceleyenler, yazın sanatındaki büyük sıra dağlar sayılacak klasik metinlerin onca şöhretine karşın ne denli az irdelendiğine şahit olunca çok şaşırıyor. Bir metin ancak onu anlayabilen bir zihinle karşılaştığında kendi değerini buluyor. Yani yazma eylemi, bir kâğıda anlam oluşturacak şekilde harfleri yan yana getirerek kelimelerle meydana gelmiş ve alt metinleri olan cümleler kurmak tek başına yeterli değil. Şöhret olan ama kıymeti hakkında o denli çok konuşulmayan metinler sıralamasında Moby Dick tıpkı romanın geçtiği okyanuslar gibi oldukça derinlerde yer alıyor. Herman Melville 1851 yılında Moby Dick’i yayınladığında az çok şöhrete sahip bir yazardı, ama bugün Türk edebiyatında da pek çok yazarın başına geldiği gibi Amerikan edebiyat kanonu tarafından “Artık ondan yeni bir metin beklenemez, hikâyesini tüketti,” denilen noktadaydı. Bu edebiyat çevresi Melville hakkında yanılmıyordu. Ancak onların ıska geçtiği konu, Moby Dick’in sönük bir roman olduğuydu. Edebiyat kanonu bu hükmü verirken o romanın günün şartlarına göre sıralı anlatım yani giriş, gelişme ve sonuçtan oluşmayan, heyecan unsurunu tepeye çıkartmayan ve tasvirlerle ilerlemeyen bir metin olmamasına dayanıyorlardı. Gerçekten de Melville, Moby Dick adlı romanında bir ispermeçet balinası avcısı Amerikan gemisindekilerin hikâyesini anlatırken, edebiyat yapmaktan çok bir ansiklopedi yazarı gibi ispermeçet balinaları hakkında kitabi hatta akademik bilgiler veriyordu. Üstelik de bunu roman metninin dokusuna göze batmayacak şekilde yerleştirmek yerine her birini müstakil bölümler ve başlıklı metinler haline getirip, romanın gövdesine inşa etmişti. Roman bu haliyle ispermeçet balinası yakalamaya ömrünü adamış bir grup avcı içinde roman sanatına meraklı bir elin parmağından az entelektüel balıkçıyı dahi hedef okur kitlesi yapmıyordu. Neticede edebiyat çevresinin sözleri haklı çıktı. Dünya okyanuslarında yıllar süren bir balina kovalamacasının hikâyesi olan Moby Dick romanın geçtiği suların derinliğine dalar gibi edebiyat tarihinin kayboluş derinliğine daldı. Yetmiş yıl boyunca nefes almak için bile olsa yüzünü kimseye göstermedi. Ta ki Birinci Dünya Savaşı sonrası Amerikan edebiyatı, geçmiş eserlerinin tozunu almak isteyinceye kadar. Bu saatten sora da Melville, Moby Dick'le hak ettiği şöhreti çoktan bu dünyadan göçmüşken aldı ve romanı klasikler arasında sayıldı.

“Ishmael deyin bana.” Bu sihirli giriş cümlesi ile başlayan ve uzun yıllar boyunca edebiyatın başarılamamış eserler rafında tozlanmaya bırakılan Moby Dick romanı, Amerika Birleşik Devletleri’nin balina avcılarının memleketi olan Nantucket’ten yola çıkan bir grup balina avcısının meslektaşları arasında bir efsaneye dönüşen, gerçekte ise geminin kaptanı ve bir bacağını bu deniz ejderine kaptıran Ahap’ın en büyük düşmanı ile hesaplaşma hikâyesinden ibaret. Romanın anlatıcısı Herman Melville’nin kendisi. Ancak Melville, gerçekten de ticaret gemilerinde çalışmasına ve denizi yakından tanımasına karşın hep hayalini kurduğu balina avcılığını ele alan romanı, yarattığı Ishmael karakteri üzerinden anlatıyor. Roman Ishmael’in birinci kişi anlatısı ile onun Nantucket’e gelişinden başlayarak ilerlerken, romanın devamında yine birinci kişi anlatısı olarak roman kahramanları yerleri geldikçe metinin ilerleyişini sağlıyor.

Klasik metinlerin olay örgüsünün bilinmedik yönü yok. Hele ki Moby Dick gibi defalarca Hollywood filmi olarak da asıl metne sadık kalınarak sinemaya aktarılmış bir romanın gizli saklı tarafı bulunmuyor. Yine de romanı okumayanlar için tadını kaçırma sevimsizliğinden uzak durarak, bir özet yapmak lazım. Yine de bunu, roman özeti yapmayı roman incelemesi yazmakla ustalıkla karıştıran bir akımdan da korkarak yapıyorum.

Bir av hikâyesi

Ishmael, bir balina gemisine yazılarak dünyayı tanımak ve anlamak üzere bir maceraya atılmak üzere Nantucket’e gelir. Cebinde beş parası da bulunmadığı için bölgenin en ucuz oteline gider. Ne var ki kendisine verilen tek yatağı bir denizci ile paylaşmak zorunda kalır. Ishmael, yanına gelip yatacak kişinin kim olduğunu düşünürken odada gördüğü kurutulmuş ve küçültülmüş insan başlarından ve ayin için bulundurulan putlardan yatak arkadaşının bir yerli olduğu sonucuna varır. Odaya giren, her yanı dövmelerle kaplı bir yabani, Ishmael’i haklı çıkarır. Bu adam bir Afrika yerlisi olan ve kırık dökük bir İngilizce ile konuşan Queequeg’tir. Yanında balinanın ejderhadan kalın derisine saplamak için kocaman bir mızrakla dolaşan bu adamla korku dolu bir gecenin ardından dost olan Ishmael, ardından kendini Pequod adlı balina avcı gemisine zorla da olsa tayfa olarak yazdırır. Queequeg de tecrübeli bir balina avcısı olarak gemiye dahil olur. Daha yola çıkmadan önce Ishmael, Pequod’un kaptanı Ahab hakkındaki efsanelerle tanışır. Buna göre bir bacağını deniz ejderhası diye adlandırılan ispermeçet balinasına kaptıran Ahab, balina av gemisi reislerinin tipik özelliği olan disiplin, azim ve kararlılık konusunda tayfaları arasında efsaneleşmiştir. Sonunda yıllar sürecek balina avı için gemi, Nantucket’ten Pasifik Okyanusu’na doğru yol alır. Aylarca kaptan Ahab, sanki gerçek insandan çok bir efsaneymiş gibi ortalarda görünmez. Gemiyi, kaptanın ortağı olan biri çok dindar öteki de simsar olan iki kaptan yürütür.

Balinaların yüzmeye layık bulduğu derin ve açık sulara geldiklerinde ise kaptan Ahab yüzünü ve bir ispermeçet balinasının çene kemiğinden yapılmış takma bacağını gemi milletine gösterir. Amacının, Moby Dick adlı bir albino ispermeç balinasını yakalamak olduğunu ifade ederek, geminin asıl yola çıkma nedeni olan ispermeç balinası yakalayarak onun kandillerin yani ışığın yanmasını sağlamak için balığın yağını elde etmek olan göreviyle ilgilenmediğini açıkça ilan eder. Elindeki bir İspanyol altınını da bu Allah’ın belası Moby Dick’in izini ilk bulan denizciye vereceğini vaat eder. Bir servet sayılan altını da kapmak için denizciler gözlerini dört açsa da yıllar süren sefer boyunca Büyük Okyanus’tan Japonya’ya, Avusturalya’dan Güney Kutbu’na kadar Moby Dick’in izini süren, arada sırada da bazı ispermeçet balinalarını yakalayan Pequod’un seferi sırasında Ishmael, zaten olan biteni daha sonra anlatmak üzere kaydeder. Balina avcılığına ilişkin tüm insan ilişkilerinin, yıllar süren bir deniz seferinin ve bir beyaz balinayı düşmanlaştırıp onu öldürmeyi kafasına koyan Ahab’ın hikâyesi Ishmael’in verdiği ispermeçet balinalarına ilişkin ansiklopedik bilgilerle sürer. En sonunda da yedi yüz altı sayfalık romanın son otuz sayfasında hep anlatıcı tarafından tasvir edilen Moby Dick ortaya çıkar ve metnin tadı kaçmasın diye anlatmadığım bir dizi olay sonucunda roman beklenen son ile final yapar.

Herman Melville’nin Moby Dick'i İbrahim’i dinlere yaptığı göndermelerle örülü. Romanın başkahramanın adı Ishmael, yani babasının putlara tapmasına karşı çıkarak, “Tek tanrı inancının esas olduğunu dile getiren,” hem Tevrat’ta hem İncil’de hem de Kuran’da aynı şekilde anlatılan İbrahim Peygamber’in oğlunun adı. Kutsal anlatılara göre İbrahim seksen beş, eşi Sare ise yetmiş beş yaşında hayat sürerken, bir süre önce Sare, eşine çocuk doğurması için Mısırlı Hacer adlı bir kadını nikahlatmıştır. Ama İbrahim yaşlı olduğu için bir türlü çocuk sahibi olmamıştır ve bu duruma çok üzülmektedir. O sırada Tanrı’nın sözlerini iletmekle görevli melek Cebrail İbrahim’e gelerek, Tanrı’nın onun kederini duyduğunu, soyunun gökteki yıldızlar kadar çok yapacağını söyler. İbrahim bu yaşta çocuk sahibi olamayacağını anlatması üzerine de Cebrail, Hacer’den olacak çocuğunun adını “Tanrı işitir” anlamına gelen İsmail koymasını söyler. Ve İbrahim ile Hacer’in çocuğu İsmail doğar. Ardından İbrahim’in ilk eşi Sare’yle çocuk sahibi Hacer arasında klasik bir eş-kuma çatışması başlar. İbrahim bu duruma çok üzülür Ardından İbrahim yüz, Hacer doksan yaşındayken Cebrail, bu kez Hacer’in hamile kalıp bir erkek dünyaya getireceğini onun da adını İshak koymasını söyler. Ve sonra İshak dünyaya gelir.

Herman Melville’in tek tanrılı üç din için çok kutsal olan ve üç dinin de atası sayılan İbrahim’in oğlu Ishmael’in adını romanın baş karakterinin ismi yapmasında bir mesaj gizli. Çünkü romanda sık sık bindiği gemi battıktan sonra bir balık tarafından yutulan ve Tanrı’ya ettiği dua kabul edildiği için kıyıya bırakılan Yunus Peygamber de var. Esasında Melville, Moby Dick’i kurgularken kutsal metinlerdeki ortak hikâyeleri ve olay örgüsünü alarak bir edebi metne dönüştürmeyi istedi ve bunu başardı. O nedenle hikâyenin çıkış noktasında karakterin adı Ishmael oldu. Ishmael aynı zamanda romanın baş karakteri olan Ahap kadar romanda söz sahibi Yunus Peygamber’i de anlatır.

Ahab’ın hikâyesi

Burada bir parantez açmak lazım: Melville’in Moby Dick’ini irdeleyen eleştirmenler, yazarın Shakespeare gibi karakter yaratmak için tıpkı onun oyunlarında olduğu üzere tirat atan, dramı ile göz yaşartan bir karakter olarak Kaptan Ahab’ı yarattığını söylediler. Haksız olmayan bu görüşü Ahab’ın diyaloglarında görmek mümkün. Her bulunduğu ortamda Ishmael’in şahitliğinde Moby Dick’i öldürmek için yaptırdığı at nallarının çivilerinden mızrak başı, tabuttan bozma sandal ve diğer ispermeçet balinası avcı gemisi kaptanları ile deniz ejderhası konuşması yapan Ahab, gerçekten de Shakespearevari tiratlarıyla ön plana çıkıyor. Esasında romanın ilk kişisi her ne kadar adıyla da pek çok kutsal metne metinlerarasılık yapan Ishmael gibi görünse de Moby Dick’in asıl baş karakteri Kaptan Ahab’tır. Öte yandan, Melville’i yücelten ve bana göre Moby Dick’i dünyanın en büyük on romanı listesine sokan şey, yazarın dehasında gizli. Melville, aynı zamanda bir balık tarafından denizdeyken yutulan ve onun karnında ölmeden seyahat edip kurtulan Yunus Peygamber’i romanın gizli baş karakteri yapar. Roman daha Ishmael’in balina avı için yola çıkışını anlatmaya başlamasından itibaren aslında Yunus’un hikâyesidir. Yunus’un Akdeniz’de geçtiği bilinen, ancak Melville Akdeniz’de balina olmadığı genel kanısından hareketle onu yutabilecek denli büyük gövdeye sahip başka balıklara atfedilen hikâyesinin aslında bir balinaya ait olduğu alt metnini yazar. Çünkü Moby Dick’te de Ahap bu düşmanının peşinden dünya denizlerinin neredeyse tamamını dolaşır. Melville de böyle yaparak bütün denizlerin balinalara ait olduğunu okura anlatmaya çalışır. Eğer bütün denizler bu dünyanın en büyük, yani boyu otuz metre, ağırlığı doksan ton olan ve kalp damarlarının boyutu Londra’daki kanalizasyon borularından küçük olmayan ispermeçet balinasının Akdeniz’de de yüzebileceğini söyler. Dahası romanın bir bölümünde Marmara Denizi’nde görülen bir balinanın hikâyesi de anlatılıyor. Zaten Melville’in romanında betimleme yapılırken sık sık Osmanlı, Türk ve İstanbul ifadelerinin geçmesi bizim için de hoş bir durum olarak karşımıza çıkıyor.

Sadece klasik bir metin değil

Moby Dick dünya denizlerinde eşine pek rastlanmamış beyaz yani albino bir ispermeçet balinasının onu avlamaya çalışırken gözü dünyayı görmeyen yani hırsının kurbanı olmuş Kaptan Ahab ile gemisindeki her şeyi gözlemek üzere bu yolculuğa çıkan Ismahel’in hikâyesi. Melville, dünya edebiyatında bir roman mı yoksa bir ansiklopedi metni mi olduğu konusunda derin bir tartışma bırakarak oluşturduğu Moby Dick'le ismi o günlerde modern olmasa da modern edebiyatın tahtına en önemli çiviyi çaktı. Yayınlandığı zaman dikkate alınmayan, uzun süre unutulan sonradan kıymeti anlaşılan Moby Dick sadece bir klasik metni okumak için yapılacak eylemler listesine yazılmaz.

Moby Dick’i okumak:

-Yaratıcı metin yazarlığını anlamak

-Roman karakteri kurmak

-Basit cümleler ile derin anlatıyı yakalamak

-Olay geçişlerinde araya hikâyeyi saptıran olaylar koyarak hikâyeyi ilerletmek

-Okurun ilgisini ayakta tutmak için daima olay anlatmak yerine okuru salt metinle de ilgilendirmeye çalışmak

-Metinlerarasılık yöntemini kutsal hikâyelerle de kurabilmeyi göstermek gibi pek çok özelliğe sahip.

Bu bakımdan hem yazmak isteyenlerin hem de nitelikli okuma peşindekilerin listelerinde mutlaka olması gereken romanların başında geliyor. Üstelik Sabahattin Eyüboğlu ve Mina Urgan’ın muhteşem çevirisi ile İngilizce bir metinden Türkçe yazılmışçasına tat alabilmek de ayrı bir tercih sebebi sayılmalı.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

J.D. Salinger’da “Terapatik Mekânların..D. G. İbrişim
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

James Clark

29 Ağustos 2025

Yaz Sıcağıyla Baş Edebilmek İçin Orta ..

Avrupa genelini kasıp kavuran bu sıcak hava dalgalarının yoğunluğu ve insan hayatına malolan kayıplar için 2003 yılına dönmemiz gerek. Bu hafta İngiltere 2025 yazının dördüncü sıcak hava dalgasına maruz kalıyor. Hava durumuna ilişkin tarihsel v..

Devamı..

Hayali Kardeş

Mehmet Ali Ete

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024