Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

25 Aralık 2020

Sinema

Nostaljinin Endüstriyelleşmesi

Jason Read

Paylaş

2

0


Nostalji tarihe karşı. Kişinin kendi benliğinden dışarı çıkmasına ve olabilecek başka şartları hayal etmesine hiçbir şekilde ihtiyacı yok, hele de tüm filmler kendi özel sineması olduysa.

Kapitalizm tekrardan ibarettirAlain Badiou

Son yıllarda yeniden çevrimler (remake), tekrar çekilen filmler Hollywood’un sadece çeşitlilik olsun diye ürettiği yapımlar olmaktan çıktı ve film sektörünü domine etmeye başladı. Bu durum kendisini özellikle de yaz filmlerinde hissettiriyor. X-Men Origins: Wolverine, Star Trek, Terminator: Salvation, Taking of Pelham 123, Land of the Lost, G.I. Joe ve daha nicesi kendilerinden çok daha önce var olmuş çizgi romanlar, televizyon dizileri, filmler ve çizgi filmlerle çoğu zaman birebir aynı formu taşıyor.

Badiou alıntısının da kesin bir şekilde ortaya koyduğu gibi kapitalizm belki de “tarihsizlik” olarak tanımlanabilir. Frediric Jameson da tam olarak bu noktada kapitalizme “ebedi şimdi” ismini veriyordu. Tabi ki kapitalizmin tarih bilincinden yoksunluğu eleştirisi Marx’a kadar gidiyor.

Peki bunun Hollywood’la tam olarak ne ilgisi var? Bana öyle geliyor ki, belki yanlış yorumluyor olabilirim ama, yeniden çevrimlerin en altında yatan varsayımlardan biri insanların, ya da sinemaya giden büyük çoğunluğun, yirmi hatta on yıl önce çekilmiş filmleri izlemek istememeleri. Özel efektler bir yandan önceden hayret uyandıran filmleri şimdi acemi gözüken filmlere çevirirken diğer yandan filmleri sürekli teknik açıdan—yeni telefon, çok hızlı bilgisayar gibi—daha güncel tutma ihtiyacını beraberinde getiriyor. Ancak yeniden çevrimlerle ilgili durum tam olarak böyle denemez, çünkü teknolojik açıdan çok da bir şey gerektirmeyen yeniden çevrimler de üretiliyor. Durum daha çok eski filmin, dizinin, ya da çizgi filmin içinde üretildiği teknolojik, sosyal ve kültürel referansların yeniden üretimiyle alakalı. Bundan sadece üç beş yıl önce üretilse bile bir filmi izlediğimizde o filmi kavrayabilmek için minumum da olsa bir tarihsel bilince ihtiyacımız oluyor. Hangi telefon kullanılmış, nasıl bir bilgisayar var, ya da telefon mu kullanılıyor yoksa mektup mu, gibi sorular filmden bekleyebileceklerimizi bir anlamda belirliyor. Tabi kendi gündelik yaşantımız ve filmin gündelik yaşantısı arasındaki karşılaştırma kadar bir de film anlatısının içinde yer aldığı ve bir anlamda onu tarihsel bağlama oturtan öncesi ve çağdaşı olaylar var. Tüm bunları düşününce filmi gerçekten anlamak için oturduğumuz yerden kalkıp o filmin oluştuğu evrenin içine girmemiz gerekiyor. Yeniden çevrimler de tam olarak bu yerimizden kalkma gereksinimini sıfırlamayı başarıyor. Talking of Penham 123 filmini anlamak için 1970’lere gitmek, neden trende insanların telefon kullanmadığını düşünmek zorunda değiliz. O dünya günümüz formunda tekrar yaratıldı. “Bak, iPhone kullanıyorlar.” Müzik, kıyafetler, atmosfer her şey çok tanıdık, her şey tüm tarihselliğinden söküp atılmış. DVD’lerin süpermarket kasalarının hemen yanındaki rafta yer almaları tesadüfi değil. Orijinali ve yeniden çevrimi arasındaki zaman küçüldükçe filmler daha da kullan at ürünlere dönüşüyor.

Yeniden çevrimleri tarih silgisi olarak görme fikri aslında resmin sadece bir yarısını oluşturuyor. Peki neden günümüz şartları altında günümüz oyuncularıyla yeni filmler üretmek yerine geçmişle haşır neşir olunuyor? Bunun sebebi gerçekten de denildiği gibi Hollywood’da fikirlerin tükenmesi mi? Ama bakıldığında bu klişenin ardında daha farklı bir şey var, G.I. Joe ve Transformers gibi filmlerin orijinallerinin çok da bir fikir barındırdığı söylenemez. Bu iki film sadece yarım saatlik oyuncak reklamlarından ibaretlerdi, ayrıca Land of the Lost’un (1974 - Land of the Lost. - YouTube) orijinalini izleyen oldu mu? Yeniden çevrimde orijinalinden eser yok, sadece televizyon dizisi ya da çizgi romanı birer hatıra olarak kullanıyor.

Maurizzio Lazzarato ve Bernard Stiegler gibi günümüz filozofları çağımızın kapitalizmi ve hafıza arasındaki ilişkiyi derinlemesine incelediler, hatta Stiegler filmler ya da televizyon programları gibi günümüz kültürel ürünlerinin kendi zamansallıklarını yapılandırdıklarını ifade etmek için “hafızanın endüstriyelleşmesi” terimini ortaya attı. Ben ise günümüz yeniden çevrimlerinin daha çok nostaljinin endüstriyelleşmesini yarattığını, hatta daha da önemlisi bu çevrimlerin bir nostalji ilksel birikimi (primitive accumulation), buğulu mutlu anıların bir çevrelenişi olduğunu düşünüyorum. Film stüdyosu orijinal filmi tekrar üretmiyor, sadece orjinal işin ismini ve çağrışımlarını kullanarak nostalji pompalıyor. Film yorumlarıyla ilgili internet sitelerinde dolaşırken bazı yeniden çevrimlerle alakalı çokça karşılaştığım bir yorum var, “çocukluğuma tecavüz ettiler.” Her ne kadar tecavüz kelimesinin bu şekilde önemsizleştirilmesi şüphesiz tiksindirici olsa da durumun özüne dair bir şeyler yakalıyor. Yeniden çevrimler bir jenerasyonun çocukluk anılarını hedef alıyor, yetişkinlere yetişkin gibi hitap etmek yerine hala çocuklarmış gibi sesleniyor. Adorno’nun da dediği gibi, “Alaycı Amerikan film yapımcılarının 11 yaşındaki çocuğu göz önüne alarak film yapılması gerektiğini söylemeleri hiç de tesadüfi değil. Bunu yaparken aynı zamanda yetişkinleri 11 yaşına indirgiyorlar.”

Nostalji tarihe karşı. Kişinin kendi benliğinden dışarı çıkmasına ve olabilecek başka şartları hayal etmesine hiçbir şekilde ihtiyacı yok, hele de tüm filmler kendi özel sineması olduysa.

Çeviren: Alper Güngör
(unemployednegativity)

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Şükrü Erbaş • Kirpik Kandilleri - 1Şükrü Erbaş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Cafer Solgun

12 Ağustos 2025

‘Ödedim borcumu yaşayarak’ ya da Post ..

İnsanüstü bir uğraş ile hayatı adına bazen devrim, bazen bahar ve her zaman özgürlük dediğimiz geleceklerin inşasına zorlarken…Rengârenk, rengâhenk gölgelerinde saklı hayatlardır, bazen şaşırtan bir sürpriz olur düşer yoluna ve sen hayıflanırsın her şey si..

Devamı..

Ses ve Kitap

Mesut Barış Övün

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024