Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi, Güzide Sabri
“Aşkımı ve acılarımı gömmek istediğim şu ıssız dağların ortasında bir gün onunla karşı karşıya geleceğimi hiç hatırıma getirmemiştim. Artık anlıyorum ki, mücadele benim için kadermiş. Silahım ve müdafaa vasıtam da ancak tahammül, feragat ve irademdir.”
Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında karasevda temalı eserler kaleme alan ilk kadın yazar Güzide Sabri, kendi hayatında tanık olduğu kasveti ve hüznü kurguya aktarmaktaki ustalığıyla da edebiyatımızın unutulmazları arasına girmiş bir isim. Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi de yazara dair otobiyografik unsurların bazen yüzeye sızdığı, bazen de anlatıcıların ve kahramanların derinliklerinde muhafaza edildiği, melankolik bir aşk romanı.
Zamanında büyük yankı uyandıran, iki kez beyazperdeye uyarlanan Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi, imkânsız aşk üzerine yazılmış öncü eserlerden biri.
Selim İleri’nin önsözüyle. Günümüz Türkçesiyle
İthaki Yayınları, Temmuz 2021

Güzide Sabri
Adını Kravat Koydum, Milena Michiko Flasar
Hayatları tesadüfler mi belirler yoksa kararlar mı? Sırlarının ezici ağırlığı altında kabuğuna çekilerek günden güne hem topluma hem öz benliğine yabancılaşan iki insan, tesadüfen bir parkta tanışırlar: Yirmi yaşında bir hikikomori (münzevi) olan Taguçi Hiro ile elli sekiz yaşında, işini kaybettiğini karısına söyleyemeyen bir salaryman (şirket çalışanı) olan Ohara Tetsu. Birbirlerine içlerini döktükçe kendi hikâyeleri, başkalarının incinmiş hikâyeleriyle kesişir. Hiro ve Tetsu, nihayetinde onlara hayatta yapmadıklarının, yaptıkları kadar önemli olduğunu öğreten bu hikâyelerde hiç de masum değildir. Toplumun dışına itilmiş bu iki insan birbirinin cankurtaranı olur ve yeniden yaşama sevinci duymaya başlar. Yemekte aşk, kahkahada hüzün, yabancılıkta dostluk barınabileceğini keşfeder, yaşanmışlıklarla hesaplaşır ve geçmişe bir sünger çekip beyaz bir sayfa açmaya karar verirler. Nitekim tesadüfler ve kararlar iç içe geçer.
Çeviren: Levent Alarslan, İlksatır Yayınevi, Temmuz 2021

Virginia Woolf
Orlando-Bir Yaşam Öyküsü, Virginia Woolf
Virginia Woolf, hayata bir erkek olarak başlayıp daha sonra kadın olan ana karakteri Orlando'nun etrafında kurduğu bu akıcı romanında hem İngiliz imparatorluğunun dört yüzyıllık tarihine eleştirel bir yorum getirir, hem de ironi dozu yüksek bir dille tarihten edebiyata, erkek olmaktan kadın olmaya dair düşüncelerini serpiştirir...
Çeviren: Osman Akınhay, Agora Kitaplığı, 2021

Thor Vilhjalmsson
Gri Yosun Yanıyor, Thor Vilhjalmsson
Gri Yosun Yanıyor'da, adalet, hukuk, suç, masumiyet ve aşk gibi evrensel kavramlar, bir İzlanda köyünde yaşananların izinde tartışılıyor. Sulh hâkimi Asmundur ilk davasına bakmak için gittiği terk edilmiş köyde geçirdiği süre boyunca, akli dengesini zorlayacak kadar çetin bir sınava tabi tutulur.
İzlanda edebiyatının en önemli yazarlarından olan Thor Vilhjalmsson, okurları bir yandan İskandinav mitolojisine ait kahramanlarla tanıştırırken, bir yandan da adaletin nasıl sağlanabileceğine dair sorgulamaya davet ediyor.
Çeviren: Emre Can Ercan, Aylak Adam Kültür Sanat Yayıncılık,Temmuz 2021
Yaşamak ve Yazmak-Frankfurt Dersleri, Hermann Lenz
“Edebiyat yaşamı böyledir. Hep birbirine benzeyenler yan yana gelirler zaten. O yüzden şöyle iddialar gündeme gelir: Yazarlar eserlerini sadece fikirlerini onaylayan kimseler için yazarlar. Sonuçta ise bir şey değiştiremezler. En başarılı denilenler bile kendi düşüncelerini tasvip edenlerin sayısını yukarılara taşıyan ve hayata bakış açıları kendilerine benzeyen insanlardır.”
Çeviren: Fatih Tepebaşılı, Ketebe, 2021
Başörtülü Yoksul Kadınların Ötekileri, Tuğba Metin Açer
1990’lı yıllardan itibaren İslami kimlik politikasında Müslüman kadın kimliğinin en önemli simgesi ve İslami giyim tarzının en önemli unsuru olan türban, siyasi ve toplumsal tartışmaların ana odağı olmuştur. Türbanlı kadınların kamusal alanda yaşadıkları ötekileştirilme deneyimleri ise akademik camiada birçok çalışmada ele alınmıştır. Ya kamusal alana çıkmayan/çıkamayan/çıkmayı tercih etmeyen, eğitim düzeyi düşük, kentin periferisinde yaşayan, yoksul başörtülü kadınların ötekileştirilme deneyimleri neler? Onların “öteki”leri kimler? 1980’lerden itibaren Siyasal İslam’ın artan gücü, egemenlerin değişmesi ve ekonomik politikalar sayesinde ekonomik konumlarını güçlendirmeleri, sınıfsal konumların farklılaşması anlamını taşımaktadır. Öte yandan geçmişte maduniyet ve yaşadıkları mağduriyetleri ile gerek toplumsal gündemde gerekse akademik tartışmaların merkezindeki türbanlı kadınlar, günümüzde lüks tüketimin sınıfsal ayrımları daha belirgin hale getirmesiyle birlikte eleştirilerin odağı haline gelmiştir. Bu durum Türkiye’de “Müslüman kadın” kategorisinin heterojenliğine işaret eden önemli bir durumdur. Bu kitap “Müslüman kadın” kategorisinin homojen olmadığı varsayımından hareketle, yoksulluk ve yoksunluk sarmalındaki başörtülü kadınların hikâyelerine odaklanarak, farklı eşitsizliklerin kesişimselliğinde “ötekileştirilme” ve “ötekileştirme”yi ele alan bir çalışmadır.
İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, Temmuz 2021

Mihail Bulgakov
Morfin, Mihail Bulgakov
Taşrada zorunlu hizmetini tamamlayıp kente atanan Dr. Bomgard bir süre sonra halefi Dr. Palyakov'dan bir mektup alır. Elindeki yalnızca bir mektup değil, tayga sendromuyla morfin sayesinde başa çıkmaya çalışan genç bir hekimin adım adım yıkıma sürüklenişinin çarpıcı anlatısıdır. Aynı coğrafyadaki iki meslektaşın haleti ruhiyeleri arasındaki uçurum, toplumsal birer temsile dönüşür.
Çeviren: Furkan Özkan, Sel, Temmuz 2021

Nedim Gürsel
Son Fasıl, Nedim Gürsel
Nedim Gürsel bu kitapta Van Gogh, Leonardo da Vinci, Rubens, Tolstoy, Rilke, Sartre, Semprun, Nâzım Hikmet gibi büyük ustaların yapıtlarını etkilemiş kentleri ve coğrafyaları anlatırken onların son yıllarına da ışık tutuyor. Son nefesini verirken “Yaşamayı öğrendiğimi sanıyordum, meğer ölmeyi öğreniyormuşum” diyen da Vinci’nin tablolarında, Van Gogh’un aklın sınırlarını zorlayan dünyasında, Tolstoy’un bir istasyonda ölümle buluşmak üzere terk ettiği Yasnaya Polyana’da, Semprun’un eşsiz üslubuyla dile getirdiği Buchenwald Toplama Kampı’nda ve Nâzım Hikmet’in sürgün yaşadığı kentlerde unutulmaz bir yolculuğa çıkarıyor okuru.
“Beni etkilemiş yazar ve sanatçıların son fasıllarının izini bizzat yerinde sürmemin nedeni kendi ‘son faslımı’ yaşıyor olmam sanırım. Azrail zamandan çaldığı akrep ve yelkovanla kapıya dayandığında ‘Hoş geldin ama biraz bekle, vakit var daha!’ diyemem. Bundan sonrası bilinmez değil, bir bilene sormaya da gerek yok. Öncesi ardımda kaldı, sonrası önümde, yokluğa beş kala. Hepsi bu işte.”
Doğan Kitap, 2021

Adsız Alkolikler-Hayata ve İyileşmeye Dair, Mitch Horowitz
Bağımlılık nedir? 2014 yılında aşırı dozda uyuşturucu alarak hayata gözlerini yuman oyuncu Philip Seymour Hoffman bir arkadaşına, “Bağımlılık, yapmayı hiç ama hiç istemediğiniz bir şeyi tekrar tekrar yapmanızdır,” demiştir. Bir şey hayatınızı sürekli rayından çıkarıyor, sağlığınızı tehdit ediyor ve en iyi yaptığınız işleri yapmanızı engelliyorsa bağımlılık veya takıntının varlığından bahsedilebilir.
Adsız Alkolikler; kendine zarar verme, küçük görme ve takıntı yapma gibi davranışlardan uzak durarak hayatınızı yoluna sokabileceğiniz bir iyileşme yolculuğu sunar. İrademizden doğan yapay bir güce değil de içimizdeki esas güce ulaşma yolculuğudur. İrade gücü işe yarasaydı bağımlılık ya da alkolizm diye bir şey olmazdı. Kitap, sizi yaşamın kaynağıyla bağ kurduğunuzda doğan gücü keşfetmeye yönlendiriyor.
Çeviren: Gülsün Arıkan, Sola Unitas, 2021
Bizans İmparatorluğu’nda Ermeniler, Peter Charanis
Bizans İmparatorluğu'nda hiçbir millet yoktur ki Ermeniler kadar imparatorluk içinde muhtelif mevkilere gelsin ve imparatorluğun kaderinde belirleyici bir rol oynasın. Bizans tarihinin en mühim dönemlerinde devlet kademelerinin neresine bakılırsa bakılsın mutlak Ermeni kökenli bir kişiye rastlanır. Onların ne kadar Ermeniliklerini hatırladıkları tartışılır, lakin bu doğulu nüfus imparatorluğu idari, askeri, sosyal ve dini her açıdan iyi veya kötü bir şekilde etkiledi ve tarihinde bir iz bıraktı. Mösyö Charanis bu detaylı çalışmasında bunu bizlere çok güzel bir şekilde sunmaktadır. Bu eser, VI. yüzyıldan imparatorluğun sonuna kadar Bizans İmparatorluğu içindeki Ermenilerin konumunu göstermekte ve bu alan için temel bir kaynak niteliği taşımaktadır.
Çeviren: Engin Öztürk, Urzeni Yayıncılık, 2021






